KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri, sayın bürokratlar, Meclis ve basın emekçilerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, bugün Türkiye'nin adalet karnesi ne yazık ki zayıflarla doludur. Türkiye 2019 yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 126 ülke arasında 109'uncu sırada yer almıştır. Gerçi adaletin durumunu anlamak için böyle sıralamalara da ihtiyacımız yoktur. Bizzat kendiniz bundan iki gün önce şöyle demiştiniz: "Yapanın yanına kâr kalan bir anlayış hiçbir ülkede yatırımı getirmez. Yatırım hukuk, adalet ne kadar güçlüyse orada oluyor. Hukuk ne kadar güçlüyse ekonomi de o kadar güçlüdür."

Sayın Bakan aslında şunu söylemek istiyor: "Bizim sistemimizde yapanın yanına kâr kalan bir anlayış hâkim, yatırım gelmediği için ekonomimiz de güçsüz çünkü yatırım, hukukun güçlü olduğu ülkelere gidiyor."

Açıkçası Sayın Bakana, şahsınıza sistemi bu kadar güzel tarif ettiği için teşekkür etmek istiyorum. Ne hukuk bırakıldı ne adalet ne ekonomi.

Bakınız, AKP döneminde icra müdürlüklerinde işlem gören icra iflas dosyalarının sayısı 2017 yılında 28 milyonu aştı. Bu durum, halkın fakirliğinin açık bir kanıtı.

Borcunu ödeyemeyen 1 milyon 698 bine yakın vatandaş yargılanırken 929 bin kişi cezaevine girdi. Bu durumdaki vatandaşların büyük bölümünü çiftçilerimiz oluşturmaktadır.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL - Cezaevine giren ne kadar?

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - 929 bin kişi toplam ceza almıştır bu konuyla ilgili yani borcunu ödeyemeyen insanlardan bahsediyoruz.

Ülkemizde yargıya güveni altüst eden, eşitlik ve adalet anlayışını yok eden sistemin 2 boyutunu ben ele almak istiyorum konuşmamda. Bunlardan ilki, KHK'lerle hayatları altüst olan vatandaşlarımızın durumu; diğeri ise ara buluculuk sistemiyle zaten kuşa çevrilmiş haklarından da mahkûm olan işçi arkadaşlarımızın durumu.

Ağrı'da şehit düşen askerimiz Zekeriya Altunok'la başlamak istiyorum Sayın Bakan. Altunok KHK'yle ihraç edilen bir polis; tutuklandı, on altı ay hapis yattı. Yargıtay Altunok hakkında "Ceza verilmesine gerek yoktur." kararı verdi. Tahliye olunca askere gitti, şehit düştü. Altunok 2 çocuk babasıydı. Altunok'u saygıyla içim yanarak anarken bu şehidimizin hayatını altüst eden KHK'lerin vebali kimin boynuna Sayın Bakan? Bunu özellikle sormak isterim.

Bir diğer olay, bir vatandaşımız KHK'li akademisyen, EĞİTİM SEN üyesi Orhan Kaya. Abant İzzet Baysal Üniversitesinde araştırma görevlisi iken atılan Kaya, şu an hem doktora tezini yazmak için hem de geçimini sağlamak için Batman'da inşaatlarda işçilik yapıyor. Orhan Kaya, tek örnek değil elbette. İzmir'de yaşayan yine EĞİTİM SEN üyesi İlknur Alçelik Akikol, yirmi yıllık sınıf öğretmeniydi. KHK'yle atılınca ailesi parçalandı, ekonomik zorluğa düştü. Şimdi salça, yumurta satarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Sayın Bakan, bu insanları terörist diye işten attınız. Şimdi bu insanlar askere gidip şehit düşüyor, inşaatlarda çalışıyor, yumurta, salça satıyor, böyle terörist olur mu? Bunu bir sorgulamak lazım, bu nasıl iştir, bunda yüreğiniz sızlıyor mu diye sormak istiyorum.

Adalet duygusunu köreltecek daha hangi vahim örneklerle karşılaşacağız bu ülkede. Bizim itirazımız suçlunun cezasını çekmesine değil, hakkaniyetli bir mahkeme sürecinin ardından suçu tespit edilenler mutlaka cezasını çeksinler ama bu uygulamalar bu ülkede hukuka güveni zedeliyor Sayın Bakan. İtirazımız bürokratların ellerine tutuşturulan listelerle bir gecede oluşturulan KHK'lere.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Lütfen tamamlayalım.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Gelelim ara buluculuk sistemine. AKP'nin yarattığı emek cehennemlerinin en önemli ayaklarından biri de ara buluculuk sistemi. Mahkemelerin yükünü alternatif yollarla azaltmalıyız, buna bir itirazımız yok. Ancak adli istatistikler 2018 raporuna göre iş mahkemelerine geçen yıl gelen dosyaların 2011'e göre yüzde 55 arttığı görülüyor. İş mahkemelerinde bir davanın ortalama görülme süresi ise altı yüz yirmi dokuz gün. İşçi, işveren uyuşmazlıklarında zorunlu

ara buluculuğun başladığı 2018'lerde iş mahkemelerinde yeni açılan dava sayısı 2017'ye göre yüzde 28 azalmış. Tamam, mahkemelerin yükünü azaltsın ama durum bununla sınırlı değil. Ne diyor sermaye kesiminin sözcüsü TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, diyor ki: "Büyük sıkıntı yaşadığımız bir başka alan, yargı sistemiydi. Özellikle iş mahkemelerindeki davalarda işveren yüzde 99 haksız çıkıyordu. Bunu değiştirmek üzere, zorunlu arabuluculuk sisteminin uygulamaya alınmasını sağladık. Aylar hatta yıllar süren davalar artık günler, haftalar içinde çözülüyor."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Lütfen son sözlerinizi alalım.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bu şekilde konuşmuştu TOBB Başkanı. Yani iktidar sermayeye gelince o türküdeki gibi "sana sevdanın yolları", işçiye, emekçiye gelince "sana kurşunlar" demektedir.

İlki: Alternatif yollar zorunlu hâle getirilemez. Böylelikle işçi hakkından daha azına razı olmaya itilerek, mağdur edilemez Sayın Bakan. İkincisi: Getirilen düzenlemeler sosyal devlet ilkesine ters düşemez. İş hukuku bir özel hukuk alanı değildir oysa iş hukukunda işçiyi koruma felsefesi hâkim olmalıdır.

İki soruyla bitirmek istiyorum Başkanım müsaade ederseniz. İşçi işveren arasındaki ara buluculuk uygulamalarının gittikçe işçi aleyhine dönüşmeye başladığı ve sistemin tamamen işveren lehine işlemeye başladığına yönelik sendikalardan yükselen ve bizim de haklı olarak gördüğümüz tepkilere karşı bir çözüm geliştirilecek midir? Bir diğeri: İş yurtlarından elde edilen gelirin ne kadarı hükümlülere dağıtılmaktadır? Kalan pay hangi kalemlere harcanmaktadır? Harcanmayan pay var mıdır varsa harcanmayan pay nereye aktarılmaktadır? Son sorum: Ceza ve tevkif evlerinde çalışan Adalet Bakanlığı personelinin özlük hakları ile ilgili yeni düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

Bütçeniz hayırlı olsun.

Teşekkür ediyorum, sağ olun Başkanım.