| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2596) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 11 .02.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Madde gerekçesinde şöyle söyleniyor: "Türkiye Varlık Fonu veya bunlara ait fonlar ile yapılan işlemler bu kurumlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri borçlanma araçlarının kredi sınırlamalarına tabi olmaması amaçlanmaktadır." Şimdi, değerli arkadaşlar, bu 4'üncü madde gerekçesine bakarak yola çıktığımızda, Varlık Fonu maddesinin Türkçesi yağmaya sınır yok maddesidir. Kaynak yoksa -ki yok- sınırsız satacağız maddesidir. Ne diyordu Sayın Erdoğan? "Ülkeyi bir anonim şirket gibi yöneteceğim." Şimdi de Cumhurbaşkanı ülkeyi sarayın elinde bir şirkete dönüştürme yolunda sürekli adımlar atmaktadır. Cumhurbaşkanı Varlık Fonu'yla 200 milyar dolarlık bir serveti -ki bu servet emekçilerin, halkın alın teriyle, emeğiyle yarattığı değerlerdir, ki elinde tutmaktadır- her türlü denetimden azade olan Sayın Cumhurbaşkanı, bütçe sunma yetkisini eline aldığı yetmezmiş gibi damadını da Hazine ve Maliye Bakanı olarak atamıştır, ülkenin bütün varlıklarının yönetimi tamamen Erdoğan ailesinin eline geçmiştir.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Bu kadarı da ayıp ya, işi o kadar ucuzlatıyorsunuz ki...
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Varlık Fonu'yla denetimi zayıf bir paralel bir bütçe ve paralel bir hazine oluşturulmuştur.
Küresel kapitalist sistemin bir parçası olan Türkiye tarımsızlaştırma politikalarıyla üretime dayanmayan ekonomik modellerle hızla bir krize doğru sürüklenmektedir. Tarımın ve hayvancılığın yok edilmesiyle samandan ete birçok ürünü ithal eder konuma gelen ülkemizin emperyalist ülkelere bağımlılığı da her geçen gün derinleşmektedir. Türk lirası döviz karşısında değer kaybederken en temel yaşamsal maddelere zam üstüne zam yağarken enflasyon hesaplama oyunlarına rağmen son on beş yılın en yüksek seviyesine ulaşırken uluslararası sermaye kuruluşlarının önerileri doğrultusunda krizin faturası emekçilere, halka yıkılmaya yönelik adımlar atılmaktadır. Söz konusu düzenlemeye göre de iktidar, Varlık Fonu'nun kredi sınırlandırmalarına takılmadan daha fazla borçlanmasının önünü açmak istemektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın başında bulunduğu Varlık Fonu'nun bünyesinde Ziraat Bankası, Halkbank, Türkiye Petrolleri, BOTAŞ, PTT, TÜRKSAT, Borsa İstanbul, Millî Piyango, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, ETİMADEN, Kayseri Şeker Fabrikası, ÇAYKUR, Türk Hava Yolları, TÜRK TELEKOM ve mülkiyeti hazineye ait bazı taşınmazlar bulunmaktadır.
Fon'a devredilen şirketlerde yaşanan büyük zararlar ve şirketlerin düşen değerleri uzun zamandır da gündemdedir. Ayrıca, Fon'a devredilmesiyle Sayıştay denetiminden de kaçırılan şirketlerle iktidarın arpalığına çevrilen Varlık Fonu'na şimdi de daha fazla borçlanma imkânı getirilmek istenmesi, halkın kamu kaynaklarının daha fazla talan edilmesidir.
Tüm ülkeyi bir anonim şirket olarak gören, kapitalist üretim ilişkilerini tek seçenek olarak sunan anlayış AKP iktidarının tüm politikalarına yansımıştır. Varlık Fonu'na devredilen kamu kuruluşlarında çalışan emekçilerin örgütlü olduğu iş kollarımızdaki sendikalarımız da bu projeden olumsuz olarak etkilenmektedir. Bununla birlikte, aslında Varlık Fonu, yerine getirmesi beklenen işlevleriyle toplumun tamamını yakından ilgilendirmekte, emeğimizin gasbedilmesi, geleceğimizin ipotek altına alınması anlamına gelmektedir. Kamu kuruluşları şirketleştirilmekte, emekçiler güvencesizleştirilmektedir.
Değerli arkadaşlar, söz konusu düzenleme bir hinlik barındırmaktadır. Ekonomistlere göre 2019 yılında Hazinenin dış borçlanmasının 5, iç borçlanmasının 2,6 kat artışı yetmezmiş gibi, iktidar, Varlık Fonu'na sınırsız borçlanma yetkisi veren bir teklif sunmaktadır. Bu yapılarak kamu daha az borçlu gösterilmiş olacaktır çünkü Varlık Fonu'nun borcu devletin malî tablolarında gözükmemektedir.
İstediğiniz kadar "Ekonomi kötüdür." demeyi yasaklayın, ekonomimiz yabancı sıcak paraya bağımlıdır, o yüzden kırılgandır, Trump'ın mektup rezaletinin nedeni de bu kırılganlıktır. Yabancı yatırımcı senin söylediğine itibar etmiyor, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye notunu baz alıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)
BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Lütfen tamamlayalım efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tamamlıyorum.
Önce ekonomiyi yabancı sermayeye bağımlı kırılgan hâlden kurtarmalıyız. Üreten, hakça bölüşen, vergi vereni koruyan bir düzen kurmadıkça vatandaşın tenceresi size geçer not vermeyecektir. Oysa halkımız yaşam koşullarını hiçbir mali tablonun göstergelerine ihtiyaç duymadan önümüze koymaktadır. Aileler geçim derdinden intihar ediyor, babalar "Çocuğum aç." diye kendini yakıyor ve iktidar hâlâ yoksuldan alıp zengine veren düzenlemeler yapıyor. "Çocuğum aç." diyerek kendini yakan baba bir hafta önce mi öldü arkadaşlar? Hayır, o baba Kızılay üzerinden vergiler kaçırılırken öldü, Ahlat'ta 50 milyon liraya saray yapılırken öldü, Okluk Koyu'na 300 odalı saray yapılırken öldü. Oyunlarla borcu saklasanız ne olur; o baba her işçiye, çiftçiye, esnafa icra gittiğinde defalarca öldü.
Bu konu başlamadan önce birtakım teknik konular konuşuldu, tekink tartışmalar oldu. Ne olursa olsun gerçek şudur: Ekonomimiz üreterek kazanamıyor, ancak finansal araçlar yani borçlanma devreye sokuluyor, Varlık Fonu da buna göre düzenleniyor. "Borçlanmayı nasıl arttırırız?" diye kafa yoruyor iktidar.
Son söz: Gelecek nesle varlık değil, yokluk bırakmaya ant içmiş bir iktidar var karşımızda.
Teşekkür ediyorum.