KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; Enerji Bakanlığı yetkilileri de hazır buradayken, ben, enerji politikalarıyla ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyorum izninizle.

Enerji, bir ülkenin, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesindeki en önemli etmenlerden birisi ancak ülkemizde olduğu gibi yerli teknoloji yoksa, enerji arzı yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarında değilse, ağırlıkla ithal kaynaklara dayalıysa, enerji talebi çevre ve toplum çıkarları doğrultusunda planlanmıyor ve yönlendirilmiyorsa, enerji yatırımlarında toplumun değil, yalnızca kazançlarını azamileştirme amacında olan sermaye gruplarının çıkarlarını gözeten politika ve uygulamalar dayatılıyorsa, enerji, toplumsal ve ekonomik gelişmeye katkı sağlayan bir unsur olmaktan çıkar, ciddi bir soruna dönüşür.

AKP iktidara geldiğinde, Türkiye'nin enerji tüketiminde dışa bağımlılığı yüzde 68'di, 2017 yılında yüzde 76. 2018 yılında elektrik üretimi için kullanılan kaynakların yüzde 51'i dış kaynak. AKP iktidarının tüm yaptığı, cumhuriyetin birikimlerini satıp savarak günü kurtarmaya çalışmak. Enerji sektöründe cumhuriyet hükûmetlerinin kurduğu ve yüz yıla yakın birikimi olan tüm kamu kurumları da âdeta haraç mezat satıldı; TÜPRAŞ, Petrol Ofisi, PETKİM, EÜAŞ'a bağlı santraller, Türkiye Gübre Sanayii ve daha onlarcası. AKP iktidara geldiğinde elektrik kurulu gücümüzün yüzde 67'si kamudayken bugün kamunun elindeki santrallerin kurulu gücü, özelleştirmeler sonucunda toplamın yüzde 20'sinin altına inmiştir.

Değerli Komisyon üyeleri, enerji güvenliği bağlamında, tek bir ülkeye bağımlı olmak, bir ülkenin dış politikasında ve güvenlik politikasında ciddi zafiyetlere sebebiyet verebilecek olan çok riskli bir eğilimdir. Bu nedenle, Türkiye yenilenebilir ve millî kaynakları azami ölçüde kullanmanın yanı sıra dışarıdan ithal ettiği enerjiyi de çeşitlendirmeye -ülke ve enerji çeşidi bağlamında- zorunludur. Oysa Türkiye, Rusya ve İran gibi ülkelere, son yıllarda enerji politikası bağlamında çok yoğun bir bağımlılık içerisine girmiştir.

Diğer önemli konu ise enerji talep tahminlerinin doğru şekilde yapılmasıdır. Bu noktada ise devreye mutlaka bilim girmelidir. Gerçekçi ve bilimsel temelde yapılacak olan tahminler Türkiye'nin enerji politikasında doğru bir rota çizmesine yardımcı olacaktır. Bu bağlamda, nüfus artışı, ekonomik büyüme, sanayileşme, kırdan kente göç, yakıt fiyatlarının olası seyri ve küresel enerji politikaları gibi unsurlar da hesaplamalarda göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir diğer önemli husus ise çevre güvenliğidir. Çevre etki değerlendirme raporları mutlaka dikkate alınmalı ve halkın karşı çıktığı projeler gerçekleştirilmemelidir.

Enerji piyasasında tekelleşme diğer önemli sorundur. Serbest piyasa mantığında, teoride sermayenin tabana yayılacağı iddia edilmesine karşın, Türkiye'de uygulanan özelleştirme politikaları sonucunda ilginç bir şekilde enerji piyasasında sermaye tabana yayılmamış, tersine hem istihdam oranları düşmüş hem tekeller ortaya çıkmış hem de enerji fiyatları hızla artmıştır. Dolayısıyla, Türkiye'de uygulanan politikaların piyasa ekonomisine uygun olmadığı, devletin stratejik tercihlerle piyasayı kontrol ettiği ve bunun halkımızın lehine olmadığı görülmektedir.

Sektörle alakalı bir diğer önemli öneri ise EPDK'nin gerçek anlamda özerk bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu bağlamda EPDK bünyesinde siyasal aidiyet ve yakınların rol oynamadığı ve tamamen teknik ölçütlere dayalı bir lisans verme süreci oluşturulmalı ve kurum üzerindeki siyasal baskılar ortadan kaldırılmalıdır. Bu doğrultuda Türkiye'de bir ulusal enerji platformunun oluşturulması ve ulusal enerji strateji merkezinin kurulması da önemlidir.

Yenilenebilir -güneş, su, rüzgâr- enerji kaynaklarının Türkiye'de geliştirilmesi elbette elzemdir. Türkiye bu konuda çok avantajlı bir ülke olmasına karşın, stratejik tercihlerde yenilenebilir kaynaklar en son sırada gelmektedir. Bu ise Türkiye'yi dışa bağımlı kılan bir unsur hâline gelmeye başlamıştır. Böyle devam edilmesi hâlinde Türkiye birkaç on yıl sonrasında tamamen Rusya ve İran gibi ülkelerin yörüngesine giren görüntü arz etmeye başlayabilir.

Son olarak, nükleer santral konusuna değinmek istiyorum değerli arkadaşlar. Akkuyu Nükleer Santrali'nin üreteceği elektriğin yarısı için Türkiye Cumhuriyeti alım garantisi vermiştir, 19 milyar kilovatsaat...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tamamlıyorum Başkanım.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun, tamamlayın lütfen.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Garanti edilen alım fiyatı devlet kontrolündeki elektrik piyasasının 4,3 katıdır. Bu yolla Rus şirketine on beş yıl için fazladan ödenecek miktar, başka bir deyişle halkımızın uğrayacağı zarar 27 milyar dolardır.

Diğer yandan, Akkuyu'da inşa edilecek reaktörlerin Rusya'da daha yeni kullanılmaya başlandığı ve anlaşmanın yapıldığı dönemde dünyada işletme hâlinde olan bir örneği olmadığı, dolayısıyla Akkuyu'da inşa edilecek reaktörlerde kullanılan teknolojinin hiçbir yerde denenmemiş, dolayısıyla risklerden arındırılmamış bir teknoloji olduğu bilinmektedir. Akkuyu Nükleer Santrali, ülkemizin elektrik ihtiyacına cevap vermekten çok, siyasal yönü öne çıkan bir iktidar projesi niteliğindedir. İktidar, Akkuyu Nükleer Santrali'nin cumhuriyetin 100'üncü yılında devreye gireceğini söylüyor ve böylece enerjideki makus talihimizden yani enerji esaretinden kurtulacağımızı müjdeliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son cümlem Başkanım, tamamlıyorum.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Oysa asıl esaret, on beş yıl boyunca Rusya'ya fazladan yapılacak olan 27 milyar dolarlık ödemedir. Bunu bizim çocuklarımız ödeyecek. Bununla da kalmayacak, çevremiz, insanımız tehlikeye atılacak. Dolayısıyla, cumhuriyetin 100'üncü yılında, esaretten kurtuluş hediyesi belki bu felaket olacaktır diyorum.

Bir de 1 ve 13'üncü maddelerde konuşurken sordum, cevap alamadım; iki gün önce geneli üzerinde yaptığım konuşmada da sordum, cevap alamadım. 13'üncü maddedeki mücbir nedenlerin içerisinde Çin'deki salgın hastalık var mıdır? Bunun da yanıtını istiyorum.

Teşekkür ediyorum.