KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Öncelikle Sayın Bakanım, bu sunum için teşekkür ediyorum. Ben de bir hekim milletvekili olarak, dahası da aslında burada daha çok baktım Komisyon üyelerine daha genel cerrah ve cerrahlar var. Ben dâhiliye uzmanıyım ve bir enfeksiyon hastalığı olarak coronavirüs hakkında belki söyleyeceğim konular biraz daha farklı olabilecek ve bu yüzden söylediğim konuları, sorularımı eleştiri değil de katkı ve uyarı gibi algılamanızı özellikle rica ediyorum.

Şimdi, ben bu vakalar başladıktan sonra 3 tane soru önergesi verdim. 27 Ocak, 30 Ocak ve şubat ayı içerisinde. Bunlardaki amacım, daha çok hani eksik gördüğüm konuları aslında biraz harekete geçirmekti. Şunu da mutlulukla görüyorum ki: Hani, benim söylediğim konuların da çoğunun tarafınızdan karşılandığını; mesela Bilim Kuruluyla ilgili, gene teçhizatlarla ilgili, sınır kapatılması, işte, o dönemde Çin'le ilgili endüstri, ticaret ilişkileri konusunda, uçakla ilgili gidiş gelişlerin sınırlandırılması konularında hemen hızlıca tedbirler alındı. Ancak birkaç konuda özellikle eleştiride bulunmak istiyorum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Haziran ayına kadar biz riskli durumdayız, haziran ayı bilimsel olarak söylenen... Dolayısıyla bu, şu ana kadar tamam yok ama haziran ayına kadar atlatırsak gelecek süreçte hem aşı gelişimi hem de tedavi gelişimiyle beraber belki bundan en az zararla atlatmak durumunda olacağız.

Şimdi, ölüm oranlarıyla ilgili işte 110 bin vakada 4 bin gibi bir rakam üzerinden yüzde 3-3,5 gibi bir şey söylemek, bence bu yanlış, şöyle yanlış; şu an vakalar dursa bu 110 binden daha fazla ölümler, bu kadar daha ölümler çıkacak. Dolayısıyla biz, -iyileşen vakalar yani 60 bin iyileşen vaka var, 4 bin ölüm var- bunu, bununla toplayıp yüzde oranını belirlersek o zaman yüzde 6-7 gibi bir ölüm vakasıyla karşılaşıyoruz. Bunu özellikle burada düzeltmek istiyorum, hep basında da bu şekilde gidiyor.

Yine bir önerim, Bilim Kurulumuz var, hepsi seçkin insanlar, birçoğunu da tanıyorum ben. Bilim Kurulunun ve aynen sizin zaman zaman kameralar karşısına geçtiğiniz gibi modern ülkelerdeki gibi basının arada bir toplum karşısına geçip ona soru sorması -bilgilenmek açısından- bu belki siyasi ve ekonomik bazı endişelerle onun bir süzgeçten geçmeden, direkt toplumla karşı karşıya gelmesini sağlar. Bu konuyla ilgili bir öneride bulunmak istiyorum. Yine, vakalar çıktıktan hemen sonra hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak ve özellikle riskli olan yaşlı grubu; kronik hastalık olan grubu hastanelerden de uzak tutmak, iki amaçtı; hem hastane yoğunluğunu azaltmak hem de bu riskli grubu hastaneden uzak tutmak amacı. Kronik hastalığı olan, sadece ilaç yazdırmak için hastaneye giden bu grubu ilaç yazdırmak için öyle yormadan, evde ilaç teminini sağlayacak şekilde Sosyal Güvenlikten hemen bir düzenleme gerekiyor, bunu da söylemek istiyorum.

Şimdi, en önemli konuyu söylüyorum, bugüne kadar hiç bahsedilmedi. Yoğun bakım yatak sayımızda ülkece çok ciddi sorunumuz var. Bu AK PARTİ'li vekiller olsun Milliyetçi Hareket Partili vekiller olsun buna sürekli görüldüğü kadar size de sürekli şikâyetler ve talepler geliyordur. Mesela ben Ordu'da bununla ilgili defaatle talepte de bulundum. Denizli'ye, Ordu'dan Kayseri'ye yoğun bakım için hasta sevkleri oluyor günübirlik. Şimdi, biliyorsunuz coronavirüsün yüzde 20'si yoğun bakımlık oluyor. Yani bunların solunum cihazı ile yoğun bakım yatağına ihtiyacı oluyor. Böyle bir durumda örnek veriyorum; bir ilde 100 vaka olsa ki olacaktır. Bunun 20 tanesi yoğun bakımlık olacak veya en az bir aya kadar yoğun bakım yatağında ve solunum cihazına bağlı kalacak. Buradaki bu acil ihtiyacı nasıl gidereceksin? Benim soru önergelerinin içerisinde maddeler var bununla ilgili -hâlâ da bir dönüş sağlanmadı- hazırlığımızı da şimdiden yapmamız gerektiğini düşünüyorum, bunu da bir katkı olarak söylüyorum. Bu maske ve teçhizatla ilgili 2 lira, 3 lira olan maskeler şu anda piyasada 50-60 liraya kadar çıktı. Bununla ilgili hemen bir önlem alıp bir fiyat sabitlemesi hatta bunların ücretsiz tedarikiyle ilgili bir salgın anında müdahalede bulunmak ve bunların da ülke için yeterli düzeyde üretimini sağlamak lazım.

Şimdi, bu, test meselesi. Aslında birçok soruya da hem katkı yapmak, bu konuda da bilgi almak istiyorum. Şimdi, dört tarafımız, her tarafımızda var, bir Suriye hariç bütün sınırlarımızda var, Türkiye'de yok. Şimdi, ben buradan bir bilgi vermek ve soru da sormak istiyorum. Coronavirüs bir RNA virüsüdür ve RNA virüslerinde testler 48 saat içinde çalışılmalıdır. Çünkü numunenin stabilitesi 2 gündür. Dolayısıyla, bu testler size ne kadar seri ulaşıyor ve kaç gün içinde çalışılıyor? Çünkü belki bunlardan bir kısmı pozitif fakat negatif sonuç alıyor olabilirsiniz. Ve ben yine soru önergelerinde belirtmiştim "Sadece bir merkezle çalışıyor." dediniz, bunun sayılarını artırmayı zaten planlamışsınız, doğru. Vakaların çıkmasıyla...

SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - Başladık.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - İstanbul'da başladı mı?

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ve şu da var, bu aynı zamanda hızlı tanı ve hızlı tedavi için, hemen onu da izole edebilmek için, vakayı bileceksiniz ki izole edeceksiniz. Aslında bana göre daha da fazla, her bölgede birkaç tane olacak şekilde geliştirmek lazım ve bu kırk sekiz saatlik stabilite meselesini -özellikle sizden- sorgulamanızı, Hıfzısıhha Enstitüsüne, bu çalışmaların yapıldığı yere tetkiklerin kaç gün içinde ulaşıp çalışıldığını sorgulamanızı, belki de bu kaçan vakaların o şekilde mi kaçtığı konusunda dikkat etmek gerekiyor, bunu özellikle sorgulamanızı istiyorum.

Son bir konu da İran'la ilgili mesele. Şimdi, sevgili Bakanım, İran'da vakalar 19 Şubatta çıktı. 2 ölümlü vaka bildirildi, aynı gün İran'da bir milletvekili Kum kentinde 50 ölüm vakasının olduğunu kamuoyuna açıkladı. Siz, 21 Şubatta sınırda geçişlerin kontrol altına alındığını söylediniz ve termal kamera uygulaması olduğunu söylediniz. 21 Şubatta -herkes kayıtlarından kontrol edebilir, internetten- Van Valimiz termal kamera istendiğini ve beklendiğini söyledi, henüz uygulama başlamamış idi İran sınırında. Keza, biz hemen sınırların kapatılması konusunu özellikle söylediğimiz hâlde 23 Şubatta siz sınırları kapattınız, 19 Şubattan 23 Şubata kadar dört gün içerisinde -sizin de söylediğiniz üzere- hava yolu ve kara yoluyla -günlük 8 bin kişiden bahsedersek- aşağı yukarı 30 bin insan sınırdan geçti ve televizyona yansıyan bazı demeçler de vardı. Hatta bir iş adamı: "Ben sadece termal kamerayla bakıldım, ateşim olmadı, evime gönderildim. Başka hiçbir gözetim yapılmadı." dedi. Yine, benim elimde tespit var. Ayın 26'sında uçuşların hâlâ devam ettiğini tespit ettim, hatta Tebriz üzerinde bir uçuşu tespit edip aradım Hava Yollarını -Türk Hava Yollarında ses kaydı var bende- 26'sında, 27'sinde uçaklar indi Tahran'dan İstanbul'a. Bu uçuşlar neden devam etti? Bu konuda da ben bir bilgi istiyorum ve bütün bu İran'la ilgili tabii ki, belki baştan hızlı olamadınız ama sonradan daha rijit davrandınız, bunu da gördüm. Ama o aradaki üç dört gün içerisindeki geçişlerde bir kaçak olabileceğini düşünüyorum. Siz şunu söyleyeceksiniz: "Şu anda aşağı yukarı on dört gün tamamlanıyor." Ama ben de ona istinaden cevabınızı vereyim çünkü kuluçka süresinin...

SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - Yirmi bir gün, yirmi dört gün uygulaması...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - On dokuz diyelim.

SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - On dokuz, yirmi dört uygulaması... Dünya Sağlık Örgütü ve Bilim Kurulunun yirmi dört uygulamasını pratikte uygulamıyor.

BAŞKAN ŞENEL YEDİYILDIZ - Sayın Bakanım...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Evet, şimdi, neyse, cevap verirsiniz.

Yirmi yedi güne kadar uzayabileceğine dair hatta iyileşenlerin tekrar hastalık bulaştırabileceğine dair bazı şeyler de var. O yüzden bu konular net değilken benim, Türkiye'deki ilk vakanın İran menşeli çıkmasıyla ilgili bir düşüncem var, inşallah çıkmaz. Buradaki işin sonradan toparlandığını, baştan çok da iyi gitmediğini söylemek durumundayım.

Teşekkür ediyorum.