| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin; Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 04 .06.2020 |
TUFAN KÖSE (Çorum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bir teknik kanun yapıyoruz iki gündür. Bana göre -diğer milletvekili arkadaşların da söylediği gibi- sonuçta tamamında mutabık kalmasak da yargının biraz daha hızlanması, biraz daha adaleti rahat dağıtabilmesi için yapılan bir değişiklik. Umarım memleketimize hayırlı olur. Ama uzun yıllardır artık Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kanun yapma fabrikası gibi çalışıyor. Ama son kertede baktığımızda bizim ülkemizin hukuk düzeni bir gecekondu hukuk düzeni olmaktan öteye gidememiş ve gecekondu hukuk düzeni de son on sekiz yıldır hakikaten böyle bir yaygın hastalık gibi hızla yayılmış, bir pandemi boyutuna gelmiş.
Şimdi, 12 Eylül darbe rejiminin yaptığı ve parlamenter demokrasiyi esas alan bir Anayasaya yıllardır eklemeler yapıyoruz. En son bu Anayasa temelinde, biz de kimi başkanlık sistemi, kimi Cumhurbaşkanlık hukuk sistemi denilen bir ucube sistemi de getirdik koyduk. Ama işin özünde, temeli parlamenter demokrasiyi öngören bir Anayasa düzenlemesiydi. Devamında kanun hükmünde kararnameler, yetki kanununa dayanılarak yapılan kanun hükmünde kararnameler, olağanüstü hâl kararnameleri, torba kanunlar, torba kanunları temel kanun usulüyle Parlamentodan geçiren bir anlayış, gece yarısı eklenen maddeler filan derken ben tahmin ediyorum burada Yargıtay üyeleri de var, onların da işin içerisinden çıkamayacağı gerçekten bir gecekondu mevzuata hâkim olduk.
Tabii, bugün ne yaparsak yapalım işte bir ara buluculuk konusunda milletvekilleri anlaşamıyor, hukukçu, tecrübeli hukukçu milletvekilleri ki teknik bir kanun yani burada siyaset filan da yapmıyoruz. Niye anlaşamıyorlar? Bana göre anlaşamamalarının sebebi, uygulamada yaşanacak olağanüstü durumlar yani herkesin kaygısı bu. Nasıl uygulanacak acaba bu? Kötüye kullanılabilir mi bu? Az evvel Sayın Tanal birkaç tane örnek verdi.
Değerli arkadaşlarım, çok uzatmadan söyleyeceğim, Zeynel Bey ve diğer arkadaşımız da benim söyleyeceğim birçok şeyi söyledi. İşin esasında, bu işin bir felsefesi olmalı. Biz ne istiyoruz? Demokrasisi derinleşmiş, evrensel hukuk değerlerine saygılı bir tam bağımsız Türkiye mi istiyoruz? Adaletin işlediği, adalete dayanan bir devlet mi istiyoruz? Sanayisi gelişmiş bir devlet mi istiyoruz? Eğitimde, bilimde öne çıkmış bir devlet mi istiyoruz? Yoksa üçüncü dünya ülkesi, Ortadoğulu, herhangi, sıradan yarı demokratik bir ülke mi istiyoruz? İşin özü bence burada düğümleniyor.
Şimdi, şiddet diyoruz. Bekçilerin şiddeti var mı? Var. Polisin şiddeti var mı? Var. Devletin şiddeti var ki karşı konulması da çok kolay değil. Bu, bugünün de konusu değil, var hakikaten de yani bir zalim düzen de var. Ama işin daha da kötüsü, toplum içerisinde şahısların, özel kişilerin birbirlerine yaptığı bir şiddet var. İşte, kadına karşı bir şiddet var, çocuğa karşı şiddet var, eğitimde şiddet var, onu bırakın trafikte şiddet var, her yerde bir şiddet var. Yani on sekiz yıldır uyguladığımız yahut da daha eskiden beri gelen bu zalim düzen, bugün insanları artık mutsuz, gelecekten kaygılı, umutsuz ve gergin insanların yaşadığı bir ülke hâline getirmiş bu düzen.
Bana göre, tabii topluca her şeye yukarıdan bakmak lazım, fotoğrafın tamamını görmeden sadece HMK'de yapılacak bir değişiklikle işi çözmek mümkün değil. Bakın, ne yaptık biz? İçtihadı birleştirme kararıyla yapılabilecek işleri kanunla düzenlemeye çalışıyoruz. Dün söyledi, üç yılda Hukuk Genel Kurulundan bir içtihadı birleştirme kararı çıkmıyormuş, çok yoğunmuş işleri. Yani, sürekli kanun yapmakta da biz yargılamayı hızlandıramıyoruz, davaları hızlıca sonuçlandıramıyoruz ki gecikmiş adaletin adalet olmadığını bütün hukukçular bilir.
Yine biz, eski Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun da uygulamalarından çokça şikâyetçiydik ama bugünkü Hâkimler Savcılar Kurulunun uygulamaları artık kabul edilemez boyutlara gelmiş. Bugünlerde zannediyorum bir atama kararnamesi var, ilgilenenler biliyordur, haziran ayında çıkacak bir kararname, deniyor ki: "İstanbul'da bir hukuk bürosunda hazırlanıyor." Hukuk bürosu itiraz ediyor, paralı şahıslara, planlara, onlara bunlara yani bunlar konuşuluyor. Bakın, bunların dedikodu boyutunda bile konuşulması beni bir hukukçu olarak çok rahatsız etti, inanın ki. Böyle bir şey yoksa ve bunu konuşuyorlarsa konuşanlar zaten birinci sınıf hâkimler, onlar iyi değil. Eğer böyle bir şey varsa bu zaten hiç kabul edilebilir bir şey değil. Kararname çıktığında bunu hep beraber yine gözlemleyeceğiz, göreceğiz. Yani, iyiye gitmiyor işler. Biliyorum bu kanun iyiye gitmeyen bu işleri bir parça olsun düzene koyar, yargılamayı hızlandırır, hâkimlerimize de kolaylık sağlar.
Teşekkür ediyorum.