KOMİSYON KONUŞMASI

NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; teklifin amaç ve kapsamı başlıklı 1'inci maddesiyle bu kanunun kapsamına dair bir genel tanım yapıldığı göze çarpıyor. Sırasıyla gitmek gerekirse, bu tanımın içerisinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri kapsadığını belirtiyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz geneli üzerinde arkadaşlarımızla konuşurken burada herkes kuşku ve paniklediler. Biraz önce hocam da çok güzel, doğru şeyler ifade etti. Yani, biz, sadece güvenlik politikalarının soruşturma yapılmasın, birimler üzerine bunu değil ama kuşku ve panik evre olmuş olsa işte, bahsettiği 74 il emniyet müdürünü bu yanlış bir politikanın sonucunda alınmış olan bir karar olduğu... Bu güvenlikle veya güvenlik soruşturması veya kamu kurumlarında bugün bahsettiğiniz, herkesin dile getirdiği FETÖ terör örgütünün ta kılcal damarlara kadar nasıl girdiğini, öyle güvenlik politikalarıyla, yani güvenlik soruşturması yapılmadı diye oraya girmedi. Bunlar, bir anlayışın, bir planlamanın yanlış sonuçlarıyla geldi. Ha, dünü, bugünü tartışmak veya ne zaman geldi, ne zaman girdi, ne zaman çıktı? Bunlar bir günde olmuyor. Masada arkadaşlarımızla konuşurken 300 küsur generalimizin 200 küsuru... Yani, adam geliyor ordumuza giriyor, ordumuzun içerisinde görev alıyor. Bunu kim getirdi? Bunu herhâlde ben getirmedim veya buna karşı mücadele eden yüzlerce aydın getirmedi. Bu ülkenin en zor döneminde, en karanlık döneminde -hem ordumuza kumpas kuruldu, orduyu bu noktada bertaraf ettiler- o generallere her türlü yetki verildi. Burada güvenlik soruşturmasıyla mı? Yani, düşünün, ufacık bir memur alıyorsunuz, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48'inci maddesi gereğince, o memuru soruşturmak için bin dereden su geliyor, ama adam bu ülkede general oluyor, bu ülkede genel müdür oluyor, bu ülkede müsteşar oluyor, bu ülkede bakan oluyor hiç birine en ufak bir soruşturma olmadan, gelip oturuyor. Şimdi, efendim, biz yanıldık. E şimdi ne yapalım? Güvenlik soruşturması yapma adında tümünü kapsayarak... Zaten Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğundan bugüne kadar devlet memurluğuna giren herkesi -ben 80 öncesi memurdum, küçük bir memurken- o memuru, araştırmadan, soruşturmadan memuriyete alma şansı yoktu, onun belli nedenleri vardı, açıktı. Ha, 94 yılında, bu tehlikeyi görme noktasında üst düzey memurlara böyle bir yasa getiriliyor ama bu yasayı getirirken de... Zaten 94, bu kadar soruşturma gelmesine rağmen sözde... Bu, devletin tümünü kapsama noktası nasıl olmuş? Bu dönemden sonra olmuş. Yani 2000'lere geliyor, 2000'lerin içerisinde 94'de bu yasa çıkıyor, güya üst düzey görevliler hakkında güvenlik soruşturması yapılacak, bunlar kamunun ilgili yerlerinde, askeriyemize, MİT'e, diğer ilgili birimlerimize giren insanları... Ama bu adamlar elini kolunu sallayarak gitmişler, oturmuşlar. Böyle bir anlayış doğru bir anlayış değil. O zaman ne yapmamız lazım? Hocamın da belirttiği gibi bu anlayışı Anayasa'nın ilgili hükmüne, demokrasinin oturma noktasında, eğer biz hukuk devleti olamazsak, demokratik bir anlayışı bu ülkede egemen kılamazsak hangi güvenlikçi politikaları alırsanız alın, asla onun tedbirinde ne başarı elde edersiniz, ne de başarıyı biz elde... Hiçbirimiz, bu ülke hepimizin, hepimizin çabası da o. Belki arkadaşlarımız bazen sözcülerimizden rahatsız olabilirler, biz rahatsızlık anlamında bunu getirmiyoruz, karşı çıkmak için de bunu söylemiyoruz. Biz diyoruz ki "Doğru bir şey yapalım." Yani, bu ülke için bir kanun çıkaracaksak hepimiz birlikte ilgili... Genelinin üzerinde konuşurken de söylüyoruz, anayasa hocalarımız var, Anayasa Komisyonumuz var, Adalet Komisyonumuz var, ilgili teknik insanlar var, yani bu Anayasa illa iptal ediyor. Daha iki ay olmadı, pandemi sürecini beklediler -ikinci ayda iptal olmuş Anayasa Mahkemesi tarafından- pandemi biter bitmez, hemen, sanki tek acil sorun buymuş gibi "Efendim, güvenlik soruşturması yapalım. Yapın, yapmışsınız zaten yapma noktasında olsaydı bu duruma gelmezdi. Onun için, değerli arkadaşlarımdan ricam, hocam zaten teknik, anayasal konumda, idari anlamda anlattı. Biz, burada söz söylemek için bunu söylemiyoruz, hep uyarıyoruz, diyoruz ki "Bu maddenin, bu yasanın, bu güvenlikçi anlayışın, bu ülkeye egemen..." Tabii ki ülkemizin güvenliği için elimizden ne geliyorsa yapalım, ama mantığı doğru koyalım. Mantığı doğru koymadığınız zaman, hukuk devletine bağlı kalmadığınız zaman, hak ve adaleti sağlamadığınız sürece hangi yasayı getirirseniz getirin onda başarı şansınız olmaz. O da demokrasiyle olur, o da hukuk devletiyle olur, o da Anayasa'nın ilgili kurumuyla olur. Nedenlerini burada vermek için söylemiyorum, bu yasanın, bu anlamdaki konumuna doğru 1'inci maddesine de herhâlde ret oyu veriyoruz.

Onun için sevgili Başkanıma çok teşekkür ediyorum.