KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, şimdi, bu konu on sekiz yıldan beri neden görülmedi onu sorgulamak lazım, ona bakmak lazım. On sekiz yıldan beri bu konunun ucu açıktı ama en güzeli de yine hatadan dönülmesi konusu ki teşekkür ediyoruz, kanun teklifini hazırlayan değerli arkadaşımıza teşekkür ediyoruz. En azından, on sekiz yıl sonra da olsa hatadan dönülmüş.

Şimdi, yine kendi ilimizden örnek verdiğimizde: Saray, Çerkezköy, Marmaraereğlisi'nde devamlı karşılaştığımız sorun; iki kardeş arasında sıkıntı var ve İstanbul'dan bir emlakçı bir şekilde gelip oradaki kardeşin hissesini alıyor, ondan sonra da notere gidip başlıyor yer satmaya. Sanki cennetten yer satar gibi yerlerin satışları var. Noterden işlemlerini yapıyorlar. Adam da diyor ki: "Benim Marmaraereğlisi'nde şu parselde 300 metrekare yerim var." Geliyor, 30 dekar, 30 bin metrekare veya 30 dönüm -dekar, bölüm, metrekare bölgelere göre değişir- alandaki 300 metreyi kafasına göre bir yere oturtup telle çevirtirip bir de içerisine kulübe koyarak hobi bahçesinde başlıyor üretim yapmaya. On sekiz yıldan beri böyle bir sorun var; göz yumuldu, noterden hisse satışlarıyla bu iş bu hâle geldi ama görüldü ki iş artık kötüye gitmeye başladı ve bu, bir sektör hâline geldi. Bakınız, geçtiğimiz günlerde Urfa'dan kara yoluyla gelirken Ankara girişinde, Gölbaşı'nın orada, hobi bahçelerinde "satılık, kiralık yerler" diye yollarda tabela görüyorsunuz.

Şimdi, geldiğiniz noktada tamam hadi hobi bahçeleriyle bu işi çözeceğiz ama yine topraklarımızı istila eden verimli tarım arazilerinin içerisine, ovalara amacı dışında enerji, madenciler gelip bir sürü yatırım yapıyorlar, yine jeotermalciler aynı şekilde... Bunlara da bizim bir çözüm bulmamız lazım, bunları da bu tablo içerisinde, bu kanun teklifi çerçevesinde değerlendirerek onları da bana göre artık gerçek tarım arazilerinden çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bakınız, şimdi, başka bir şeyi de Sayın Başkanla görüştük, Genel Kurulda da tartıştık iddia gündeme geldiğinde -ki tartışma deyince insanlar yanlış anlıyor, müzakere etme anlamında- Çevre ve Şehircilik Bakanlığından yapı kullanım belgesi alanlar var, bir de böyle bir sorunumuz var. Adama diğer bakanlık yetki vermiş, eline belge vermiş; o da diyor ki: "Aldınız parayı, hazineye gelir kaydettiniz." Şimdi, adamın elinde belge var, gel bakalım, yık yıkabilirsen. Ondan sonra diğer bir konu da, en güzeli şu: "Kardeşim ben yıkarım, ben parayı tahsis ederim." "Ya, kimden tahsis ediyorsun?" Belediyelerden. Zaten belediyelerin gelirleri olduğu gibi aşağı düştü. Şimdi garanti para "Ben işi yaparım, paramı alırım, karşı taraf beni ilgilendirmiyor." diyor. Şimdi, buradaki sorumluluk tamamen yereldeki sizin belediyeleriniz de olabilir, yanlış anlamayın sizin belediyeleriniz de olabilir çünkü hep beraber aynı havuzdayız. Oradaki belediye başkanlarıyla o insanlar karşı karşıya kalacaklar ve diyor ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı: "Ben yıkarım, parayı da özel idareden veya belediyeden tahsil ederim." Nereden? İller Bankası gelirinden. Kardeşim, zaten doğru dürüst para gelmiyor İller Bankası'ndan belediyelere.

TARIM VE ORMAN BAKAN YARDIMCISI FATİH METİN - Efendim...

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bitireyim, izin vereceğim.

Sen bir de bu şekilde daha önce önünü açmış olduğun bir usulsüzlük, hukuksuzluğun yolunu açmışsın. Şimdi, kolluk gücü olarak, tahsilatçı olarak veya bunun yıkılması anlamında belediyelerle vatandaşları karşı karşıya getireceğiz. Buradaki yıkım cezasının bana göre belediyeden alınması, tahsilatı yanlış, zaten zor dönüyorlar. Eğer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yıkacaksa gelsin yıksın, parayı da bir şekilde alacaksa alsın. Nasıl yapı kullanım belgesi alırken parayı alıp havuza koyduysa, buradaki yapılan yanlışa kimler izin verdiyse onların bana göre sorumlu olması lazım. Şimdi, belediye başkanının alakası yok, adam bir şey yapamıyor ki tarladaki olaya. Tarladaki o bölmeye zabıta gönderse bir şey yapamıyor, ne yapacak? Diyor ki: "Kardeşim, ben...

HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) - Yıkım görevi yalnızca belediyelerin. Dikkatinizi çekerim. Büyükşehirlerde, her yerde yıkım görevi belediyelerde.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Onu biliyorum. Ama bakın, şimdi onu biliyoruz adamın sen gelirinden ne yapmaya tahsil ediyorsun ki?

HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) - Caydırıcı olsun diye.

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Ona cevap vereceğiz arkadaşlar.

Bir saniye, bitirsin.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Belediyeyi zorluyorsun; diyorsun ki: "Kardeşim, ben yıkarım." Bakın, ne dedim? Sizin belediyeniz de olabilir dedim farkındaysan; Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi veya İYİ PARTİ Belediyesi demedim, MHP Belediyesi demedim. Tüm belediyelerimizle ilgili başkanlar veya o hizmette bulunanlar karşı karşıya kalacaklar ve hepimiz siyaset yapıyoruz ama zaten gelirleri düşmüş, şimdi bir de buradan 2 karış şeyden geleceksin, belediyenin gelirinden mahsup edeceksin. Arkadaşlar, o zaman buna ne yapmaya izin verdik? Yani hemen dakikada birilerine "Garanti para." diyorsun "Sen yapmazsan bu görevi, o akıştaki gelen paradan ben mahsup ederim." diyorsun. Yani bu konuda belediyenin üzerine fazla gitmeye gerek yok; eğer bir şey varsa da hazine, bir şekilde, avukatlarıyla beraber, varsa, yıkımı alacak bir şekilde.

Teşekkür ediyorum.