KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Öncelikle bu gıda güvenliği meselesini çok önemsememiz gerektiğini düşünüyorum. Gerekçe de şu: İnsanlar besleniyor ama ne kadar sağlıklı beslendiğimiz elbette yediklerimizin yanında yaşam ortamımız, çevremizle de ilgili ama temelde gıda maddeleri.

Güvenli gıdanın birinci aşaması tarlada. Tarlada kullanılan ilaçtan, kullanılan tohumdan yapılan işlemlere kadar bütünüyle orada bir denetime almak gerekiyor. "İyi tarım uygulamaları" denen bir kavram vardı, yine var, onun destekleri yapılıyordu, kıymetliydi fakat öyle bir şey oldu ki 2019 yılının Ekim ayında... 2019'un başından itibaren insanlar yatırımlarını yapmışlar, her türlü masraflarını yapmışlar, belgelerini almışlar, hak kazanmışlar -ekim ayıydı sanıyorum, umarım yanılmam- ekim ayında bir açıklama geldi "İki yıl üst üste iyi tarım uygulamaları yapan çiftçilere iyi tarım desteği verilmeyecek." Bunu yapıyorsanız baştan yapın. Destekleme üzerinden değil de güvenli gıdanın nasıl sağlanacağına dair atılan bir adımdan nasıl geri durulduğunu ortaya koyan bir yapı çıktı, onu anlatmaya çalışıyorum, birincisi bu. Yani bizim tarladan itibaren doğru ilaçla, doğru gübreyle, doğru tohumla, doğru mekanizasyonla bir kere bir adım atmamız lazım. Bu konuda bir eksiğimiz var.

İlaç olayında ciddi bir mücadele var. Orada da şöyle bir sorun var: Tamamen Avrupa Birliğine endeksli bir süreç yürütüyoruz ama Avrupa Birliği ülkelerinin faunası, florası, iklimi, biyoçeşitliliği, üretim mekanizmaları, sıcaklıkları ile bizimki farklı. Dolayısıyla Avrupa'da biyogüvenlik açısından yapılan her değişim bizim burada hemen karşılık bulmuyor. Ondan dolayı da uzunca yıllardır yaşanan bir sorun var. Özellikle o, ağırlıklı olarak ilaçlama üzerinden gerçekleşiyor, orada problem var.

Bir aşamayı geçtik. Burada yeterli miyiz? Değiliz, eksiğimiz var. Yani üretim aşamasında bizim sağlıklı, güvenli bir gıda üretmekten... Şu anda yeterli bir oranda bunu yapamadığımızı ben bizzat sahada olan birisi olarak söyleyebilirim.

İki, yaş meyve sebze olarak hallere giden, marketlere giden ürünlerde çok büyük bir uygulama şu anda yok. Çok az alanda paketleme ve makinelerden geçirilme var ama oralarda çok ciddi bir kimyasal kullanılmadığı için çok önemli bir problem olduğunu düşünmüyorum. Ama gıda işletmelerine geldiğimiz andan itibaren -dünkü konuşmamda da söylemiştim- 680 bin civarında bir gıda işletmesinin olduğunu, burada belirli büyüklüktekilerde ziraat mühendisi, gıda mühendisi, veteriner ve kimyacının görevli olmasından dolayı oralarda bir iç denetim mekanizmasının olduğunu söyleyebiliriz. Ha, doğru mu yanlış mı, başka ama bir sistem var. Bunun dışında kalan bütün işletmelerde ne yazık ki bilimsel öğreti almış hiçbir görevli yok, o işletmede çalışan bir personel -özellikle kalfa deniyor- kalfalar on beş günlük eğitime tabi tutularak orada bir denetim mekanizması sürdürmeye çalışıyorlar. Düşünün ki benim bir gıda işletmem var; parasını, maaşını benim verdiğim, sigortasını benim verdiğim, benim iş yerimde çalışan birisi benim işletmemde tağşiş, taklit, sahte ürün için bana direnecek. Vardır elbette böyle insanlar ama binde kaçtır, milyonda kaçtır, onu bilmiyorum Başkan.

Dolayısıyla bu yaptığım tarif üzerinden de bakıldığında, bu aşamada ben taklit, tağşiş, sahte ürünün denetlendiğini, denetlenebileceğini hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Doğru değil, kendimizi kandırırız. Bakanlığın 7 bin civarında denetçisi var, hadi diyelim bir miktar da il özel idareleri, valilikler ve belediyeler tarafından yapılıyor ama Türkiye gerçeğini hepimiz yaşıyoruz. Dolayısıyla maaşını devletten almayan, gelir güvencesi olmayan hiç kimsenin bulunduğu noktada patronunun ürettiği ürünle ilgili tağşiş, taklit, sahte ürün raporu verip "Hadi, olmaz bu." diyebilecek bir mekanizmanın olduğuna, olabileceğine inancım yoktur. Bu aşamada da temel ve önemli bir sorunumuz var. Üçüncü ve son aşama yani bu aşamada da biz ne yazık ki güvenli gıda üretme mekanizmasını oluşturmuş değiliz. Çok değil, belki 600 bin işletmeye toplam bir 30 bin, 40 bin, 50 bin teknik eleman, çoklu denetim sistemi kurularak orada görevlendirildiğinde bayağı bir sorunun çözüleceğini bu aşamada söyleyebilirim.

Tarım aşamasında da teknikerin, ziraat mühendisinin, tarım ilçelerin devreye girerek ve elbette bu iyi tarım uygulama meselesinin devreye girerek ciddi bir iyileştirme olacağını düşünüyorum. Tarım ciddi bir şekilde yaygınlaşmaya başlamıştı ama geçen sene alınan karardan itibaren geri duruldu çünkü bir farklılığı yoktu. Üretici, ürününü sattığı zaman "Bu, daha güvenli bir üründür." diyebilecek bir geri dönüşle karşılaşmıyordu. Ama ne vardı? O desteklemeyi devlet yaptığı için, iyi tarım uygulaması için aldığı sertifika, yaptığı tahliller ve diğer araçlar için ödediği para oradan geliyordu. Hiç olmazsa onu yapıyordu, bu kıymetli bir şeydi. Burada da yok ve son aşama elbette raflardan, marketlerden ya da satış noktalarından, pazarlardan yapılan denetim yani bu denetimle bu sorunun çözülebilme iradesi yok. Dün de söyledim, uzatmak istemem.

Milyonlarca noktada ürün satılıyor, milyarlarca da ürün çeşidi var. Ürün çıkıyor dediğim aşamadan, tarladan üretildi; geldi, gıda işletmesinde mamule dönüştü; geldi, markette, bakkalda satıldı. Ne kadar satıldığını hiçbirimiz bilmiyoruz, ne kadar üretim yapıldığını hiçbirimiz bilmiyoruz ama Bakanlık yetkilileri gitti -doğru bir iş, kötü bir iş değil ama yetersiz- oradan aldı ve ürünün sahte, tağşişli ya da taklitli olduğunu buldu; sonra, 15 bin lira ceza, 20 bin lira ceza, 22 bin lira ceza. Yani bu modelle, bu yapılan sistemle bizim gıda güvenliğini sağlama şansımızın olmadığını hepimiz biliyoruz.

Şunu çok önemsiyorum: Kişiye ceza vereceğiz. Peki onun diğer şirket ortaklıklarındaki durumu ne olacak?

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - O şirketle sınırlı olacak.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bu çok önemli yani bir adamın 20 şirketi varsa, bir şirketinin ürününde bir tağşiş, taklit çıktıysa, ona ceza verdiysek diğer şirketlerdeki pozisyonu ne olacak?

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Her şirketin, biliyorsunuz, yetki sorumluluğu farklıdır, o şirket içerisindeki kısmı ama yeniden aynı kişi, aynı alanda bir üretim yapmak için kurmak istiyorsa o engellenecek.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Yani, bu, kulağa hoş geliyor. İdarenin bu konudaki tutumu önemli, yeteceğini düşünmüyorum ama bir adımdır, iyi bir adımdır, olması gerekir. Ama bütününe baktığımızda, tarladan çatala bir gıda güvenlik zincirinin şu anda hâlâ eksik olduğunu da paylaşmak isterim.