| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Aydın Milletvekili Metin Yavuz ve 60 Milletvekilinin, Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2985) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 01 .07.2020 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim.
Aslında bir önceki konuda bazı şeylerden bahsettim ama özellikle bu yayın yasağı meselesi önemli. Ben hukuk sisteminde yalan haber yapan, toplumu korkutan, toplumu rahatsız eden, toplumu güvensizliğe sürükleyen yayınlara dair aslında yasada yeri olduğuna inananlardanım ama ille de yeni bir yasa yapma ihtiyacının ya da yeni bir yaptırım ortaya çıkarmanın temel iki nedeni olarak şunları görüyoruz: Bir, iktidar kendisinden başka kimsenin bu konularda konuşmasını istemiyor. Tarif ettiği, onlara göre bilim insanı olanların ancak konuşması gerektiği ve ayrıca da böyle bir kısıtlama geldiğinde, böyle bir denetim mekanizması geldiğinde tamamen büyük şirketlerin âdeta televizyonlarda istedikleri gibi reklam yapacağı bir mekanizmaya dönüşen bir yapı. Elbette, tabii, düşünce ve fikir özgürlüğüne yapılan bir müdahale ki bu temel hak ve özgürlüklere yapılmış bir müdahale olacaktır.
Aslında İlhami Bey çok doğru bir şey söyledi. Kurulacak olan bilim kurulu kimlerden oluşacak, kriterleri ne olacak ya da o bilim kurulunun "Bu doğru değildir, bu böyle olmaz." dediği bir anlayış, bir mesele üç ay sonra doğru çıkarsa ne olacaktır? Dolayısıyla bunun denetim yöntemi yayınları kısarak olmaz ama biraz önce söyledik, bir adam 10 tane şirket kuruyor ve 40-50 tane değişik marka ürünü var, aynı ürünü 40 değişik pakete koymuş. İş buradan geçiyor, bunu denetim altına alıp burada bir cezai müeyyide uygulayabiliyorsanız bu iş çözülür, yoksa televizyonlarda, yine diğer alanlarda olduğu gibi, hukukta olduğu gibi, basında olduğu gibi, diğer bütün alanlarda, sadece kısıtlamaya gidilir, başka da bir şey olmaz. Zaten başından itibaren yapılan da bu. Konuşma yapıyorsunuz, gazeteciler "Ya, bunları yazamayız, bunları yazarız." diyorlar. Niye kardeşim? Yani ortada özgür bir basın mı var, özgür bir medya mı var, konuşulan her şey özgürce topluma yansıtılabiliyor mu? Yani benim söyleyeceğim yanlış ya da doğru bir şeyin topluma özgürce ulaşmasını sağlayabilecek bir mekanizma var mı? Yok, burada Mecliste görüyoruz, basından çocuklar burada hiçbir şey yapamıyorlar. Birilerinin talimatı, birilerinin hoşuna gidecek kelimelerin dışında bir kelime söyleme cesaretleri bile yok çünkü olay belli, hemen cezaevi ya da gözaltı. Yani tutum bu. O yüzden basın yoluyla ya da bir kurul koyarak, o kurulun da kimlerden, hangi statüden nasıl belli olacağı belli olmadan "Yayınları denetim altına alacağız, toplumu korkutan, toplumu etkileyen, toplumu yanıltan..." Saraçoğlu, geçen sene üzüm araştırma komisyonundayız Başkan, geldi, üzümle ilgili bize zirai mücadele yöntemleri açıkladı. İnanın, samimi söylüyorum, tutanaklarda vardır o, herhâlde resmî komisyondu. Yani bir örnek, bunun gibi onlarca var. Dolayısıyla bu doğru değil, bu iş doğru bir yere gitmez. Biz işi hep en son noktasından tutuyoruz, "İşte, seni buradan yakalar, suyunu sıkarız." meselesi üzerinden gidiyor. Mesele gıda güvenliğinde ve doğru işleri yapmakta ta en alttan başlar. Söylüyor arkadaşlarımız iki gündür, gerçekten çok ciddi ziraat mühendisleri var, veterinerler var, gıda mühendisleri var, kimyacı var, tekniker var; bu insanlar gencecik çocuklar, her yere gidip çalışabilirler. Eğer gıdada ve insan sağlığında doğru işler yapmak istiyorsak bu arkadaşları göndereceğiz. Üretim alanından, gıda üretim merkezinden ve son olarak da laboratuvar düzenini iyi bir şekilde kurarak sorunlu ürünü rafa koymuyorsak mesele yok, sorunlu ürünü rafa koyuyorsanız yapacağınız çok bir şey yok. Basına etki yaparak, basın üzerinden mobbing uygulayarak... "Sansür olmayacak." dediniz ama bu açıkçası sansür olacağı anlamını taşır dolayısıyla bunu doğru kabul etmemiz çok doğru değil.