KOMİSYON KONUŞMASI

BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ediyorum Başkan. Tüm vekil arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Bizler ülkenin bütünlüğünü savunan, bu topraklarda yaşayan insanların huzur içinde yaşamasını isteyen, emeğiyle geçinen insanların emeğinin karşılığını alması için mücadele eden insanlarız. Bizim topraklarda insanların yaptığı meslekler, yaptıkları işler kendileri için önemlidir, kutsaldır. Ben Muğla Milletvekiliyim. Muğla her ne kadar turizm bölgesi olarak bilinse de tarım ağırlıklı geçinilir ve oradaki, tarlasında üreten çiftçi için önemlidir, traktörü önemlidir, kazması, küreği önemlidir. Ben on beş yıla yakın Muğla merkezde avukatlık yaptım. Bilmiyorum, karşıda Anadolu'nun değişik illerinde, taşrada avukatlık yapan meslektaşlarım vardır diye düşünüyorum. Avukatlık mesleği kolay bir meslek değildir, sabahlara kadar sorgularda bekleriz, tebligatların usulüne uygun yapılması için mücadeleler veririz. Anadolu'da avukat meslektaşlara, avukatlık yapan insanlara saygı duyulur, toplumun önünde olan insanlardır ancak maalesef, şu on-on beş günden beri yaşanan olaylar gerçekten çok üzmüştür bizi. Ben, o on-on beş gün önceki süreçler yaşanırken bölgedeydim, Muğla'daydım, gözlerim dolarak izledim baro başkanlarımıza yapılan o muameleyi. Başkanım dedi "Defalarca söylüyorsunuz." diye ama gerçekten üzülerek izliyoruz. Bizim o baro başkanlarımız, sicili olmadan, on beş yıl, yirmi yıl mesleklerini yaparak oralara gelmiş insanlardır; onlar bizi temsil eden, her konuda danıştığımız, bizim önemsediğimiz insanlardır. Gerçekten, bu anlamda kendi adıma üzüntülü günler yaşıyorum. Ben perşembe günü diğer vekil arkadaşlarımla birlikte sabaha kadar onların yanında bekledim, onlarla olmak istedim bu zorlu süreçte.

Anadolu'da niye avukatlara bu kadar saygı duyarlar? Bakın, ben öyle holding avukatlığı, şirket avukatlığı yapmadım; ofisin önünden geçen kim varsa geldi, ona yardımcı olmaya çalıştım. Bir gün Ayşe teyze gelmiştir, "Oğlum, benim damat hayırsız çıktı. benim kızı dövüyor. Bana yardımcı ol, param yok." demiştir, yardımcı olmuşuzdur. "2 büyükbaş hayvanım var; iki imza attırdılar, elimden aldılar. Bana yardımcı ol, param yok." demiştir, yardımcı olmuşuzdur. Ahmet amca gelmiştir, "Oğlum kavgaya karışmış, tutuklandı, suçu ona attılar, paramız yok." demiştir, yardımcı olmuşuzdur. İşte o yüzden Anadolu'da avukatlara saygı duyarlar.

Şimdi, bakın, o saygı duyduğunuz -bu fotoğrafları özellikle getirdim- saygı duyulan avukatların, arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın durumuna bakın; kaç gündür itiliyorlar kakılıyorlar, kendilerine gaz sıkılıyor, vuruluyorlar. Bakın, gerçekten bu süreci üzülerek izledik, izlemeye devam ediyoruz. Bu -on gün önce- işte avukat baro başkanlarımızın yaşadığı durum ve iki gündür yaşanan ızdırap. Düşünün, Türkiye Büyük Millet Meclisi, ben o baroyu temsilen gelmişim, benim baro başkanım kaldırımda oturuyor arkadaşlar. Gerçekten üzülüyoruz. Biz geldik, burada milleti temsilen bir görev yapmaya çalışıyoruz. Bu dönemde kendi adıma ben utanç duyuyorum, buradaki Komisyon Başkanının da tüm temsilcilerin de utanması gerektiğini düşünüyorum. Bu, kara leke olarak maalesef, yazıldı bu döneme ve geç değil arkadaşlarımızın söylediği gibi, bu kara lekeden geri dönülebilir. Ben rica ediyorum: O baro başkanlarımızın, onuru kırılan baro başkanlarımızın daha fazla onuru kırılmadan bunu telafi edelim, onları bu şekilde geri göndermeyelim, eğer mümkünse bu sağlansın. Ciddi bir şekilde de iletişim kopukluğu olduğunu düşünüyorum. Onları sadece burada temsilci olarak beşse beş, on dakikaysa on dakika... Az önce vekil arkadaşım dedi ki: "Bütün esnafı mı davet edelim?" Onlar, bizim -az önce söylediğim gibi- saygı duyduğumuz, herhangi bir sicili olmadan -zaten olsa hem baro başkanı olamazlar, yirmi yıl yapamazlar- baro başkanlığı yapmış temsilcilerimiz. Onlar gelseler, burada görüşlerini ifade etseler ve bu süreçte burada olsalar ne gibi zararı olabilirdi? Bunu tesis edemedik. Biz demiyoruz ki on binlerce avukat gelsin. Eğer böyle anlatıyorsanız kitlenize, üzücü o da; kesinlikle böyle bir talep yok. Onların gelip burayı takip etmesi onların en doğal hakkıydı ama maalesef, bunu tesis edemedik. Gerçekten üzülüyoruz. Şimdi, tabii, az önce de söylendi "Temsilci olarak görmüyoruz." diye, o yüzden de bunları detaylı olarak açıklamak istedim. Gerçekten onlar bizim temsilcilerimiz, illerinde önemli insanlardır bizler için.

Aslında, bu yasa teklifi geldi -göreve geldiğimiz günden beri de bölgelerde, ülkemizde yaşanan sorunları dile getiriyoruz- ama gerçekten aciliyeti olmayan bir konuydu. Bizim avukat meslektaşlarımızın çok daha fazla hayati konuda sorunları var. Genç meslektaşlarımız kiralarını ödeyemiyorlar. BAĞ-KUR'larını ödeyemeyen bir sürü genç arkadaşımız var. Bizim bu konularda ciddi çalışmalar yapmamız lazım. Onların gelirini artırıcı, adli yardımlarla ilgili, CMK'yle ilgili veya dünyada örnekleri olduğu gibi, tapuda yapılan işlemler, şirketlere zorunlu avukat atanması; bunları tartışmamız lazım. Avukat örgütlerimizle, baro örgütlerimizle, hukukçu temsilcilerle bunları yapmamız lazım. Ama daha biz bunları konuşmadan baroların yapısını değiştirme, seçim sistemi çabasına girdik. Gerçekten üzülerek izliyoruz.

Bakın, ben göreve geldikten sonra bir çalışma yapmak istedim, bütün baroları arayarak binalarla ilgili bir tespit yapmaya çalıştım çünkü Muğla merkezde de büyük bir sorun var. Düşünün, 100 bin kişilik bir ilçedir Muğla merkez -küçük bir ilçedir merkez ilçe, Bodrum vesaire büyüktür ama merkez ilçe küçüktür- sadece Muğla merkezin bile 4 tane farklı binası var; ağır ceza mahkemeleri ayrı bir yerde, vergi, idare mahkemeleri ayrı bir yerde, icra mahkemeleri ayrı bir yerde; sığmıyorlardı, alt alta üst üstelerdi. Şimdi, FETÖ operasyonlarından sonra el konulan bir yurt binası hukuk mahkemesi olacak. Adalet Komisyonu geldi geçenlerde, Başkanımız Akim Bey, yardımcı olduk. İşte, Bakan Beyle görüşüldü, çözmeye çalışıyoruz. 4 tane farklı bina; vatandaş gelecek, hangi binaya gidecek? Nerede tanıklık yapacak? Çocuğunun duruşmasına gelecek, icraya gidiyor "Burası değil." diyorlar, vergi mahkemesine gidiyor... Bizim öncelikle o "adalet sarayı" dediğimiz, bu binanın fiziki koşullarını çözmemiz lazım. O yaptığım çalışmada, gelen raporları arkadaşlara söyledim, çıkarttırdım. Iğdır'dan gelen bir raporda şunu söylemişler, o merdiven boşluklarına yapılan odaları, kalemleri. Bakın, tuvaletten çevrilen savcı odası varmış. Aynı duruşma salonunda, farklı mahkemelerin duruşmaları yapılıyor. Kalem odalarında yani personelin bulunduğu yerde duruşma yapılıyor.

Sayın meslektaşlarım, dediğim gibi bilmiyorum ama içinizde mesleği yapanlar vardır, bunlar var. Bizim bunlarla ilgili, ortak aklı bulup nasıl çözüm üretebiliriz, bunları konuşmamız lazım. Bizim önceliğimiz, baronun seçim sistemini, delege sistemini değiştirmek değildi. Bunları yapmamız lazımdı ama maalesef, dediğim gibi böyle bir gündem geldi. Şimdi de sorunları anlatmaya çalışıyoruz.

Bakın, baroların güçlü olması lazım. Nerede bir hak mağduriyeti varsa bu konuda barolar gerçekten, elini taşın altına her ortamda koymuştur. Kişisel mağduriyetlerde, toplumsal konularda, çevre konularında... Birkaç tane örnek gene çıkardım. Bakın, Manisa Barosu toplumsal bir konuya, Soma soruşturmasına müdahil olmuş, hâlâ takip ediyorlar. Bakın, Diyarbakır Barosu Aladağ yurt yangını dosyasına müdahil olmuş, "Barodan Salda Gölü'ndeki tahribat için suç duyurusu." Orada bir tahribat var, Burdur Barosu gelmiş, konuya müdahil olmuş. Sakarya Barosu Bıçkıdere davasına müdahil olmuş. Bakın, İzmir Barosu kadın cinayetlerine, Safiye Karataş davasına müdahil olmuş. O yüzden baroların güçlü olması lazım. Bir yere yumruğu vurması lazım. O yüzden bu getirilen yasayla barolar bölünecek, bu müdahilliklerdeki etkisi azaltılacak. O yüzden bu davadan vazgeçilmesi lazım. Gene bu araştırmayı yaparken bakın, böyle bir fotoğrafla karşılaştım. Yaklaşık 20 baro başkanı, göstermek istiyorum, "Çorlu tren kazası davası 16 baronun takibinde." deniliyor. Bakın, 16 baro başkanı bunların, hepsi toplumsal bir konu için gitmişler, Çorlu'ya. Şu anda Başkanım hepsi orada kaldırımda oturuyorlar. Ne yaptılar Başkanım, kötü bir şey mi yaptılar? Orada gencecik, ufacık çocuklar vefat etmişti. O davaları takip ettiler. Şimdi, onun faturasını ödüyorlar herhâlde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kapısında, kaldırımda oturmak zorunda kalıyorlar.

Bakın, getirdiğiniz yasaları incelediğimizde öyle acı sonuçlar olacak ki yani dediğim gibi avukat meslektaşlar varsa onlara sesleniyorum, genç meslektaşlarımız, zor koşullarda olan, hukuk fakültesini yeni bitirmiş, yeni evlenmiş, hayatını kurmak isteyen o yaştaki meslektaşlara ne yapacaksınız biliyor musunuz? Baro seçmek zorunda bırakacaksınız. Daha hayatının başında olan genç arkadaşlarımız "Hangi baroya kayıt olayım, eyvah bu bana nasıl bir sonuç doğurur!" diye bir ikilem içinde kalacak Sayın Başkanım. Ne gerek var buna? O bir meslek örgütü, o bizim meslek örgütümüz. O arkadaşımız mezun olduğunda, gönül rahatlığıyla gelebilmeli, "Arkadaşım, ben İstanbul Barosuna kayıt oldum." diyebilmeli. Ankara, Uşak ne Barosuysa, Çanakkale Barosuna kaydoldum diyebilmeli ama yaptığınız yasayla bilmiyorum, okumadıysanız. Şimdi, daha mesleğinin başında olan 20 küsur yaşında, hayatını kurmaya çalışan o genç arkadaşım tercih yapmak zorunda kalacak; "1 no.lu baroya mı gideyim, öbür tarafa yakın olan baroyla mı çalışayım?" diye. Başka nasıl bir handikap olacak, nasıl bir tehlike bizleri bekliyor? Eğer bu Genel Kuruldan geçerse bundan sonra verilecek tüm kararlar, mahkemelerden çıkacak kararlar, şaibeli hâle gelecek, soru işaretli hâle gelecek. Vatandaş diyecek ki: "Acaba, ben, o barodan avukat tutmadığım için mi bu davayı kaybettim, o yüzden mi boşandım veya bu kadar tazminat ödedim?" Başkanım, göreceksiniz, temyiz dilekçelerinde bunlar yazılacak, "Ben o barodan avukat tutmadığım için benim aleyhime bu karar çıktı." denilecek. Bunların önüne nasıl geçeceksiniz? Tekrar hukukçu meslektaşlarım varsa onlara sesleniyorum, uygulamadan gelen arkadaşlarım varsa bakın, bunlara sebep olacak bu yasa. Bunun dışında kamuda çalışan meslektaşlarımız var. Büyük ihtimal, önümüzdeki tehlikelerden onlara denilecek ki :"Gidin, şu baroya kaydolun." Eğer bu yasa geçerse önümüzdeki günlerde maalesef bunlarla karşılaşacağız.

OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Evet, toparlayalım Sayın Erbay.

BURAK ERBAY (Muğla) - Toparlıyorum Başkanım. Birçok farklı konu vardı ama yaşadığım başka bir konuyu da anlatacağım, değinilmediğini düşünüyorum. Muğla Barosuna kayıtlı olduğum on beş yıl boyunca spora da merakım vardı. Bilenler gene vardır, spor oyunları yapıldı barolar tarafından değişik illerde. Gittik, ben de Muğla Barosu futbol takımını temsilen turnuvalara katıldım. Bakın, meslektaşlarım cübbelerle maça çıkmışlar orada. Farklı, değişik yerlerde, Antalya'da, Erzurum'da oldu, gittik bu turnuvalara. Bakın, burada ne oldu biliyor musunuz? Sizinle bu olayı paylaşmak istiyorum. İstanbul gibi büyük illerdeki meslektaşlarımız, belli ekonomik seviyede olan meslektaşlarımız bu konuyu önemsedikleri için genç, stajyer meslektaşlarımızın ruhsat parasını karşılayarak, ona maaş vererek, ona gerekirse ev veya diğer koşulları sağlayarak iyi futbol oynadığı için büyük barolar transfer ettiler, biliyor musunuz, bundan haberiniz var mı? Türkiye ve dünya çapında barolar arası turnuvalar yapılıyor, İspanya'ya, diğer ülkelere turnuvalara gidiyorlar, o genç, top oynayan stajyer arkadaşları takip edip baroya alıyorlar. Bakın, düşünün, işte, bu getirdiğiniz yasa neye sebep olacak belki yarın biliyor musunuz? O ekonomik olarak güçlü kişiler -bırakın tarikatı, siyaseti- "Benim ekonomik gücüm var, meslektaşlarımın da bu temel giderlerini karşılıyorum -çünkü ekonomik olarak zor durumda olan genç arkadaşlarımız var- aldım, 2 bin arkadaşı karşıladım, keyfî olarak şu baroyu kurdum." derse biz bunu nasıl engelleyeceğiz? Yarın bir gün, o sayıları tamamlamak için baroların reklam kampanyalarıyla belki karşılaşacağız. Düşünün, o sayıyı tutturmak zorunda olan barolarda yarın bir gün oluşacak disiplin dosyaları nasıl yürüyecek? Çok önemlidir disiplin dosyaları çünkü sayıyı düşürmemesi gerekiyor. Ama somut bir olay var, avukatlık mesleğiyle bağdaşmayan birtakım işler yapmış, 2 binin altına indiği anda barosu gidecek. Nasıl olacak o disiplin dosyaları? Bunları hiç düşündünüz mü? Dediğim gibi - geçin o tarikatları, siyasi görüşleri- keyfî olarak kurulabilme ihtimali olan bu barolar, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütleri olduğu için devlet tarafından muhatap alınacak, protokolde yer verilecek, resmî törenlere katılacak. Az önce söylenen ve başka yerlere çekilebilecek düşüncelerle baro kurarlarsa ve başka şeyler yaparlarsa nasıl engelleyeceğiz?

Az önce anlattım, birçok örnekleri var. Hidroelektrik santraller kuruldu, ona karşı "Doğa katlediliyor, su yok ediliyor." diye o barolar müdahil oldu. Yarın bir gün o kurulacak başka bağlantılı barolar... Sayın Başkanım, takip etmişsizdir, 4 bin civarı hidroelektrik santraline izin verildi bir zaman Türkiye'de. İhaleleri alan şirketlerin ortakları İsrailli çıktı. Yarın, o, İsrail bağlantılı veya başka dış bağlantılı olursa "Hayır, bu hidroelektrik santral doğrudur." diye o toplumda orada kamuoyu oluşturursa, toplumu ikna etmeye çalışırsa o bölgeye nasıl zarar verecek diye düşünüyor musunuz?

OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Sayın Erbay, toparlayalım.

BURAK ERBAY (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım.

O yüzden, çok değerli vekil arkadaşlarım, biz bunun yeterli bir şekilde tartışılmadığını düşünüyoruz. Bakın, iki yıldır burada görev yapmaya çalışıyoruz, benzer birçok yasada da gördük, "torba" "paket" adı altında tartışılmadan yasalalar geçti. Bunlar gerçekten bizi üzüyor. Defalarca konunun muhataplarının çağrılması gerektiğini söyledik ama gene benzer bir uygulamayla karşı karşıyayız. Yani az önceki örnekte de notum vardı, ekonomik gücü olan kişilerin kuracağı barolarla, "Param var, barom var." uygulamasıyla belki karşılaşabileceğimizi düşünüyorum.

OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Teşekkür ediyorum.

BURAK ERBAY (Muğla) - O yüzden, lütfen bırakın, savunma bağımsız kalsın, özgürce orada düşüncelerini ifade eden arkadaşları... Ben ilk stajımı İstanbul'da yaptım, farklı gruplar geliyor, demokratik çalışmalarını yapıyorlar, aday oluyorlar, olabilirler, örgütlensinler, savunma bağımsız kalmaya devam etsin. Hak arama özgürlüğünün teminatı olan barolarımız bölünmesin, onlar sadece meslek örgütü olarak kalmaya devam etsin ve güçlü adaletin güçlü baroyla mümkün olduğunu unutmayalım diyorum, teşekkür ediyorum.