| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Tokat Milletvekili Özlem Zengin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 182 Milletvekilinin, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2999) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 05 .07.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, geldiğimiz durumun özeti şu: "Kıdem tazminatını bitir, baroları parçala, adaleti sıfırla, gazetecileri tutukla, sosyal medyayı sustur, gerçek haber yapan gazetecileri, televizyonları karart." Yani kontrol edemediğiniz her şeye karşısınız.
Baroları bölmek toplumu bölmektir. Bunun millete ne yararı var? Arkadaşlar, kendilerinden olmayan herkesi terörist ve vatan haini ilan edenlerin hedefinde son olarak barolar var. Polis şiddetine maruz kalmayan neredeyse tek meslek grubu olan barolar bugün iktidarın sopasından nasibini almakta maalesef. Getirilmek istenen çoklu baro sistemiyle siyasetin adalet sistemi içine daha fazla yerleşeceği sugötürmez bir gerçektir. Yarın mahkeme başkanının yandaş baro avukatlarının baskısını üzerinde hissetmeden bağımsızca karar verebileceğinin garantisi yoktur. Tıpkı sendikal alanda olduğu gibi, hukuk sisteminde de bölünme ve kutuplaşmalardan vatandaş mağdur olacaktır. Bu yanlıştan dönün.
Diğer yandan, şimdi de "Sosyal medyaya karşıyız, bu millete bu tür mecralar yakışmıyor." dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Ne yakışıyor acaba bu millete? 83 milyonluk halk sizin zevkinize, aklınıza göre mi yaşayacak? Kurduğunuz trol ordusuyla sosyal medyada linç geleneğini başlatarak... Rahmetli Türkan Saylan'ın, Levent Kırca'nın ardından bile ağza alınmayacak küfürler yağdıran sizin bu trol ordunuz değil miydi? Medya ve sosyal medya, ahlak seviyesini aşmadan, ifade özgürlüğünün gereğidir arkadaşlar. Biliyoruz ki siz bu halkı bu mecralara yakıştıramıyorsunuz. Sizin için halk, sadece vergi vermesi gereken ama sorgulamaması, konuşmaması, düşünmemesi gereken bir kitle. Bu mecralar yakışmıyor ama ne yakışıyor halka size göre? Dünyanın en pahalı telefonunu vergiyle kullanmak yakışıyor, en pahalı sigarasını vergiyle içmek yakışıyor, en pahalı benzinini vergiyle kullanmak yakışıyor. Size saraylar, vatandaşa vergi ödemek mi yakışıyor arkadaşlar? Şairin dediği gibi, şarkıdaki gibi: "Sana sevdanın yolları/İşçiye, emekçiye, yoksul halka kurşunlar" Vatandaş geçim derdinde arkadaşlar, can derdinde; iktidar ise nelerin derdinde.
Sizlere bir resim göstermek istiyorum müsaadenizle. Bakın şu resme arkadaşlar, Sakarya Hendek'te patlayan havai fişek fabrikasının resmi bu.
MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Aman dikkat edin de yanlış resim olmasın. (Gülüşmeler)
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Gülünecek bir şey söylemiyoruz burada!
ALİ ŞEKER (İstanbul) - İnsanlar öldü, ayıp ya!
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - İnsanlar öldü ya!
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ne diyorsunuz ya, sayın vekil geldi, onunla bir konuşma yaptık ya.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Ne tablosu, ne resmi ya!
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Espri yaptık ya!
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Espri yapacak bir şey yok.
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Sayın Çilez... Sayın Girgin...
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Arkadaşlar, burada, havadan çekilmiş bir resim var. Can pazarı yaşandı burada, can pazarı. Bu fabrika patladı ama orada patlayan aslında o fabrika değil; orada patlayan AKP'nin emek ve emekçi düşmanı politikalarıdır.
GÜLAY SAMANCI (Konya) - Ne alakası var ya!
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bakın, yine bu salonda muhtemelen, 2017 yılında...
ABDULKADİR ÖZEL (Hatay) - İBB'de ölen 2 itfaiye eri için de aynı şeyleri söylediniz mi?
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Dinler misiniz lütfen...
SALİH CORA (Trabzon) - İtfaiye erleri nasıl katledildi?
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bakın, arkadaşlar, 2017 yılında 7061 sayılı torba Yasa'yla burada İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nda bir değişiklik yapıldı ve bu yasada değişiklik yapılarak Bakanlık denetimi zayıflatıldı, 7061 sayılı Yasa'yla, 2017'de. Şimdi ne oldu? O torba yasada yapılan değişiklikten sonra, Bakanlık denetiminin zayıflamasından sonra, şimdi ise canımız yanıyor. İşçinin gündemi güvenli bir iş yerinde çalışmak ve güvenceli olarak çalışmaktır arkadaşlar. Ülkemizin gerçek gündemi iş arayan, aş arayan, gelecek kaygısı güden insanlardır. İktidar, baro şeyini bıraksın, bunlara odaklansın.
Başka rakamlar vermek istiyorum: Örneğin pandemiyle birlikte imalat sanayisi yüzde 32,5 küçüldü, motorlu taşıtlar imalat sanayisi yüzde 76 küçüldü, deri imalatı yüzde 70 küçüldü, giyim sanayisi yüzde 60 küçüldü, en iyimser tahminle 1,5 milyon işsizimiz daha olacak arkadaşlar.
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Toparlayalım Sayın Girgin.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Toparlayacağım Başkanım müsaadenizle.
İşsizlikten, zamlardan, borçlardan azade bir aile kalmadı. Böyle bir durumda halkının çıkarlarını düşünen bir iktidar ne yapardı arkadaşlar? Sosyal devletin bütün imkânlarını halk sağlığı mücadelesine, hizmetine verir, halkımızı zamlardan, işsizlikten, geleceksizlikten koruyacak düzenlemeler yapardı. Oysa iktidar ne yapıyor? Vatandaşa el açıyor, sarayda oturup kirada oturandan para istiyor bu iktidar. Hazineyi tam takır bıraktığınız için işçinin kıdem tazminatına göz dikiyor bu iktidar. Arkadaşlar, bizler komisyonlarda ve Mecliste ne yaparsak yapalım, AKP ve MHP istediği yasayı noktası virgülü değişmeden geçiriyor ancak şunu unutmayın: Ülkeye giydirilmek istenen deli gömleğini parçalamak, hukukun, özgürlüğün, adaletin, barışın, kuvvetler ayrılığının hâkim olduğu, laik, demokratik, güçlü bir parlamenter rejimi tekrar kurmak için mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir ve bu mücadelede de tarihe not düşeceğiz. Buradan iktidara diyoruz ki: Kursağındaki her lokmasının yarısına gözünüzü diktiğiniz bu halk sizi tek başınıza on sekiz yıl iktidar yaptı arkadaşlar. Siz ne yaptınız? Her fırsatta "Nasıl daha fazla hak gasbederim." bunun hesabını yaptınız. "'3Y'yle, yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla mücadele edeceğiz." dediniz, bugün Türkiye'nin en büyük sorunları yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar. Soruyorum sizlere: Tek başına her türlü yetkiyi elinde tutan bir iktidar on sekiz yılda ekonomiyi neden düzeltemez?
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Sayın Girgin, tamamlayalım.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son cümlelerim Başkanım, müsaadenizle, bitiriyorum.
Ya da ekonomiyi düzeltmek için kaç on sekiz yıla daha ihtiyacınız var? AKP'nin uyguladığı politikaların ne kadar yanlış olduğunu bu ülke halkı bizzat deneyerek, test ederek, pratiğe dökerek gördü. Artık AKP iktidarının kredisi halk nezdinde bitmiştir. Günden güne tükenmekte olduklarını kendileri de görüyorlar. Üç sene kaldı önünüzde, üç sene kaldı. Bu süreç içerisinde gasbınızdan kurtardığımız her hak, yağmanızdan kurtardığımız her kuruş, talanınızdan kurtardığımız her doğa parçası ülkeye verdiğiniz ağır hasardan elimizde kâr kalanlar olacaktır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.