KOMİSYON KONUŞMASI

VELİ AĞBABA (Malatya) - Çok teşekkür ederim Başkanım.

Ayrıca, yeni seçilen arkadaşlarımıza ve sizlere başarılar diliyoruz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'deki pandemi bir sağlık krizi olmasının ötesinde artık bir işçi sorununa, emekçi sorununa dönüşmüştür. İktidar bu süreç içerisinde krizi âdeta fırsata çevirmiş, bu süre içerisinde işçi haklarını alabildiğince gasbetmiş, yetmemiş, milyonlarca işçinin ücretini elinden almış, işçileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm etmiştir. Bu süreci en baştan itibaren tek bir cümleyle özetlememiz gerekirse o da şudur: Virüsten kurtulan işçi, AKP iktidarına yakalanmıştır.

Değerli arkadaşlar, hatırlanacağı üzere Meclisten daha öncesinde tüm itirazlarımıza rağmen ekonomik istihdam paketi geçmiş, işçilerin ücretsiz izne çıkarılmasının, hatta işten çıkarılmasının önü açılmıştı. Ücretsiz izne çıkarılan işçilere günlük 39 TL yani aylık 1.177 TL para verilmiş; bu durum iktidarınız tarafından pişkince ve "İşçilerimizi salgının etkilerine karşı korumasız bırakmadık." diye sunulmuştu. Şimdi, getirdiğimiz bu teklifle ücretsiz izin uygulamasının önü, 2021 yılına kadar uzatılabilecek yani eğer bu teklif yasalaşırsa milyonlarca işçinin bir yıl boyunca açlıktan ölmesinin, kıvranmasının önü açılacak.

Biliyorsunuz, AKP iktidara geldiği zaman sürekli çay ve simit hesabı yapmıştı ve çay simit hesabını herkes biliyor. Şimdi, değerli arkadaşlar, simit 2 lira, çay 2 lira; bir kişi bir öğünde 4 lirayla, 3 öğünde 12 lirayla geçinebilir; 5 kişi bir günde 60 lirayla geçinebilir sadece çay ve simitle; 30 günde ise 1800 lirayla geçinebilir. Şimdi verilen para 1.177 TL. Arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun; 1.177 lirayla 4 kişilik bir aile nasıl geçinebilir, bir bakın. Tekrar söylüyorum, 1.177 lirayla çay ve simit alamadan geçinmesini, çay ve simit yemeden yaşamasını istiyorsunuz ve bunun 2021 yılına kadar da uzatılması isteniyor. Değerli arkadaşlar, bakın, atanan banka yöneticileri var, yönetim kurulu üyeleri var, danışmanlar var; belki siz deneyemeyebilirsiniz ama 1.177 lirayla geçinmeyi madem onlar bir denesinler. Örneğin Vakıfbanktan 13 bin TL alan birisi nasıl geçinebiliyor ya da sarayda danışmanlık yapan birisi 1.177 lirayla nasıl geçinebilir, bir bakmak lazım. Sayın milletvekilleri, bu 1.177 lira meselesi yani günlük 39 lira meselesi çok önemli, bu konuda herkesi, Parlamentoda bulunan bütün milletvekillerini vicdana davet ediyorum.

Yine, teklifte yer alan bir diğer madde, salgın döneminde kısa çalışma ödeneği alanların ücretsiz izne gönderilip, nakdî ücret desteğinden yararlandırılan iş yerlerinin, işveren ve işçi SGK primlerinin önümüzdeki üç ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonu'ndan tarafına ödenmesidir. Bu teklifin özeti şudur: İşsizlik Sigorta Fonu bugüne kadar birçok kesime verildi, işçi dışında kullanmayan kimse kalmadı, şimdi de bu fon amacı dışında kullanılıyor. Devlet, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan elini çekmeli ve İşsizlik Sigorta Fonu mutlaka işçi için kullanılmalıdır, başka bir kesim için kullanılmamalıdır.

Yine, değerli arkadaşlar, bu kısa çalışma ödeneğiyle ilgili bir şey söylemek istiyorum: Biliyorsunuz, kısa çalışma ödeneği işçinin son on iki aylık ücretinin ortalamasının yüzde 60'ı alarak ödeniyor, en fazla asgari ücretin yüzde 150'sine kadar ödeme yapılıyor.

Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri, işçinin SGK'ye bildiriminin asgari ücret üzerinden yapılmasıdır. Örneğin, kişi 5 bin TL ücret almakta ancak SGK'ye bildirimi asgari ücret üzerinden yapılmaktadır. İŞKUR kısa çalışma ödeneğini ise SGK'ye yapılan bildiri üzerinden hesaplamakta, bu nedenle işçinin kısa çalışma ödeneği asgari ücretten hesaplanmaktadır. Yani işçi 5 bin TL ücret alırken, 1.500 TL kısa çalışma ödeneğine mahkûm olmaktadır. Kısa çalışma ödeneği en az asgari ücret tutarında ödenmelidir, tekrar söylüyorum, en az asgari ücret tutarında ödenmelidir.

Değerli arkadaşlar, teklifte yer alan bir başka şey, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, ilgili maruzata göre yapılan her türlü hizmet alımı ve yapım işlerinin sona ermesi hâllerinde iş akdinin feshedilmesine olanak sağlıyor. İhale veya yapım işlerindeki işçilerin işten çıkarılabilmesine ilişkin bu düzenleme haksız ve yersiz bir uygulama ve inşaat işverenlerini koruyamaya yönelik bir düzenlemedir. Söz konusu düzenleme, inşaat işlerinin durdurulması veya ihalenin iptali gibi nedenlerle işçinin işinin sona ermesi nedeniyle işten çıkarılabilmesine olanak sağlamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Başkanım, hemen toparlıyorum.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bu durumda yandaş firmalar işçileri işten çıkarabilecek ve hiçbir yaptırım uygulanmayacaktır.

İktidarın getirdiği teklifle iş güvenliğinin ve iş sağlığının yine bir kenara bırakıldığı görülmektedir. İşçinin canının ve sağlığının önemsenmediği bir kez daha gösterilmektedir.

Değerli arkadaşlar, teklifte kamu kurumları ile 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri için 1/7/2020 tarihiyken yapılan değişiklikle bu tarih 31/12/2023'e ertelenmekte. Değerli arkadaşlar, Türkiye'de bu sayı aralığında olan iş yeri sayısı tam 1,8 milyon; bu iş yerlerinin her birinde üçer kişi çalıştığını düşünürseniz 5,4 milyon kişi eder ve maalesef bu iktidar döneminde, on sekiz yıllık dönemde katledilen, kurban giden işçi sayısı 25 bin kişi. Şimdi, bir de kalkmış en az 5,4 milyon kişinin canı, üç yıllığına daha tehlikeye atılıyor. Bu, derhâl geri çekilmeli, hakikaten bu çok tehlikeli bir uygulamadır. Meclisin çıkarmış olduğu yasa, yine Meclis eliyle üç yıl ertelenmek istenmektedir. Bu da işçiye "Ya ölüme razı ol ya da ölümün fıtrat olduğunu kabul et." demektir. Bu yasanın mutlaka çekilmesi gerekiyor.

Sayın Başkanım, ben tekrar teşekkür ediyorum ama bu 1.177 lira meselesi, 39 lira meselesi hakikaten Meclise yakışmayacak bir tekliftir, bu teklifin de mutlaka düzeltilmesi, en azından asgari ücret bazında para ödenmesi gerekiyor.

Ben teşekkür ediyorum.