| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ile 2 Milletvekilinin İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3037) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 16 .07.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, değerli Başkan, değerli arkadaşlar; yani yasama mantığının ve teklifleri hazırlama biçiminin ne kadar yanlış olduğu buradan zaten anlaşılıyor. Mazerete bak; "unutulmuş," "TÜBA unutulmuş." Ne demek "TÜBA unutulmuş." ya? İkide bir yeniden aynı maddeler geldiğine göre demek ki her seferinde bir şey unutuluyor. Kanun rastgele yapılmaz ki bir araştırılır, bilmem ne yapılır, benzer şeylere aynı hükümlere uygulanır; belli bir disiplini olur, düzeni olur. Şimdi, bu düzenlemeyle başka şeyleri unutmadığımızdan emin miyiz? Değil.
BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Tabii, geçen sene Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını düzeltmiştik.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İşin birinci boyutu bu.
İkincisi, şimdi YÖK'ün 2547 sayılı Kanunu'nun 38'inci maddesinin, bu kanunun çıktığı ilk günden beri nasıl uygulanacağı bellidir; görevlendirme yapılıyor, üniversitedeki parasını alıyor, geldiği yerden de ilave para alıyor. Şimdi, eğer bir düzenleme yapılacaksa, kanuna benzer bir düzenleme yapılacaksa "Efendim, bu maddeyle iltisaklı TÜBİTAK Kanunu'nun şu maddesine, şunu ilave ettik." diyerek yapılmaz arkadaşlar. Daha önce yanlış yapılmış. YÖK'ün 38'inci maddesi değiştirilecekken oraya soyut, genel hükümler konulacakken özel bir düzenleme olduğu için TÜBİTAK Kanunu'nun "ek 3'üncü maddesi" diye bir madde çıkarılmış. O çıkarılırken de TÜBA unutulmuş! Öyle düzenleme olmaz. Özel yapmayacaksınız bir kere, genel bir düzenleme yapacaksınız. O genel düzenlemenin esas olduğu madde YÖK Yükseköğretim Kanunu'nun 38'inci maddesidir. TÜBİTAK ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığıyla ilgili görevlendirmelerle ilgili düzenlemenin de vaktiyle 38'inci maddede genel ilkelere göre düzenlenmesi lazımdı; genel düzenlendiği zaman da TÜBA unutulmamış olurdu. Şimdi, bu TÜBA'yla ilgili, Türkiye Bilimler Akademisiyle ilgili düzenleme de, yine YÖK'ün ilgili 38'inci maddesinde yapılacak bir düzenleme yerine TÜBİTAK'ın ek 3'üncü maddesinde yapılan bir düzenlemeyle yapılıyor. Yani kanunlaştırma mantığına, sistematiğine tamamıyla aykırıdır. Bu, böyle farklı farklı kanunlarda yapılan düzenlemeler neye sebep olacaktır? Bütün kurumları harekete geçirecektir. Etkili bir şahıs başka bir kurumda görevlendirildiği zaman oradan da bir talep gelecek, bir başka arkadaşımız onun talebini buraya "kanun maddesi" diye getirecek; o emsal olacak, o ekstra düzenleme bir başka kurumun görevlendirmelerinde karşımıza çıkacak. Sürekli, zincirleme; bir bakacağız ki beş senede 10 tane, buna benzer bir düzenleme gelmiş olacak. Yanlış bu.
İkincisi, bürokraside "Emsaline göre bu kadar az aldı, bu kadar çok aldı..." Bu tartışma, lüzumsuz bir tartışma. Zaten, bu şahıs üniversitedeki kadrosuna ilave bir şey alıyor burada. Çok partili siyasi hayata girdiğimizden beri, parlamenter demokraside, bakanların hiç maaşı yoktu biliyor musunuz? Milletvekili maaşı ne ise bakanlar da aynı milletvekili maaşını alıyordu, bakanlıktan hiç para almıyordu.
CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Şu anda da az bir fark alıyor.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şu anda, zaten milletvekili maaşı yok çoğunda hatta hiçbirinde yok, çünkü milletvekili olanlar da istifa ettiler, gittiler bakan oldular; bakanların özlük hakkı ne ise onu alıyor. Ama eskiden siz hem milletvekiliydiniz hem de bakan olarak görevlendirilmiş olduğunuz için sadece milletvekili maaşını alıyordunuz; bakan olduğunuz için hiç para almıyordunuz. Ben de bakanlığı altı senede iki kez yaptım, sadece milletvekili maaşı aldım. Sizin belirttiğiniz gibi, özel kaleme küçük bir -100 lira, 200 lira- para geliyordu "makam maaşı" diye, ona da elimi sürmüyordum özel kalemdeki memurlara bırakıyordum, ufak tefek masrafınız olursa buradan karşılarsınız diye. Şimdi, bunda bir mantık olması lazım. Bu düzenleme bence yanlış. Yani eğer yeni görevlendirildiği yer daha iyi bir yerse üniversitedeki maaşını kessinler ve yeni görevlendirdiği yerin maaşını alsın.
CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Doğrusu o.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kabul ediyorsa etsin, etmiyorsa etmesin.
Bakın bu bürokrasiyi gayet iyi bilirim. Kendilerinin belirleyeceği çok sayıda yönetim kurulu üyelikleri vardır, hep çıplak maaşlarını konuşurlar. Bir bakarsınız hem çıplak maaş farkını alır hem de 3 ayrı yerden yönetim kurulu üyelikleriyle ekstra paralar alırlar. Bunu kontrol edebiliyor muyuz? Yok. Önümüze getiriyorlar aldıkları paranın bir kısmını "Aman, burada mağduriyet var, bizi düzelt." Bence, asıl sorun bu tür yasalaştırmadan kaynaklanmaktadır. Bu huydan vazgeçmemiz lazım, bence bu maddeyi çıkarıp -daha önceki TÜBİTAK'ın ek 3'üncü maddesi de dâhil- YÖK Kanunu'nun 38'inci maddesinde adam gibi bir düzenleme yapıp, bir daha, bundan sonra bu tür taleplerin gelmeyeceği bir esasa olayın bağlanması lazımdır.