| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu ve 56 Milletvekilinin Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3002) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 06 .07.2020 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Sayın Komisyonun değerli milletvekilleri, çok kıymetli bürokratlarımız teşekkür ediyorum.
Ben, özellikle 18 ve 19'uncu maddede söz almak istedim bir hukukçu olarak. Teklifi incelediğimizde 18'inci maddeyle erbaş ve erlere verilebilecek olan hizmetten men cezasının sadece disiplin kurulları tarafından verilebilmesi yerine artık disiplin amirleri tarafından da verilebilmesine olanak sağlanmıştır. Burada getirilen düzenleme aslında askerî personel aleyhine genişletilmiştir. Takdir edileceği üzere kurul hâlinde verilen kararlar daha çok üzerinde istişare edilen, tartışılan, birçok kişinin değerlendirilmesiyle verilen kararlardır ve tek kişiye göre hukuki anlamda daha uygun ve doğru karar verebilme ihtimali daha yüksektir diye düşünüyorum. Ancak bu düzenlemeyle hizmetten men gibi önemli bir yaptırım sadece bir amirin yetkisine bırakılmış oluyor. Bu durum Anayasa'mızda düzenlenen kişi hak ve hürriyetlerine bence aykırıdır. Yine, İdari Yargılama Usulü Kanunu'muza da birçok yönden aykırı olduğunu düşünüyorum. Bir hukukçu olarak özellikle idari yargılama usulü üzerine ihtisas yapmış birisi olarak bence bu değişiklik teklifi üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Sayın Komisyon, hizmetten men cezası aynı zamanda idari bir tasarruf ve işlemdir. İdari tasarrufların bir özelliği vardır, hukuk âleminde sonuç doğururlar. Aynı zamanda, bu işlemler hakkaniyete uygun olmalı ve keyfîlikten de uzak olmalıdır. Bu durumda, hizmetten men cezası verebilme yetkisini elinde bulunduran disiplin amirinin hukuka uygun davranıp davranmadığının tespiti hangi kriterlere göre ve nasıl yapılacaktır?
Yine, Değerli Komisyon, hizmetten men cezası verme yetkisini elinde bulunduran disiplin amirinin yetkisi mutlak ve sınırsız mıdır? Disiplin amirine verilen bu yetkiyle kamu hizmetlerinin verimliliği, etkinliği, denetimi, kamu yararı ile kişi yararı arasındaki denge nasıl sağlanacaktır? Disiplin amiri, bu yetkiyi objektif kriterler yerine subjektif veya kişisel değerlendirmelerle verirse ortaya çıkan mağduriyet nasıl giderilecektir? Tüm bu sorular bence hayati önem taşıyor. Zira, şu söylenebilir: Madem bu iş bir idari işlem ya da eylem, buna karşı idari yargıda pekâlâ dava açılabilir gibi değerlendirilebilir ama bu hem masraftır hem ilgili kişi için hak kaybıdır hem de Türkiye'de biliyorsunuz yargılamalar bir hayli zaman alıyor, bunların kesinleşmesi, itirazları bir hayli zamana mal oluyor, bu da kişi hak ve hürriyetlerini bence fazlasıyla ihlal ediyor gibi geliyor. Bence, burada, Komisyonda madem toplandık, son derece verimli bir komisyon süreci yaşıyoruz, o anlamda bu sıkıntıyı burada çözersek Genel Kurula kalmamış olur, Genel Kurula kalırsa geçme ihtimali oldukça yüksektir.
Bir şey daha var, yine çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim çünkü elimde çok fazla, daha önce verilmiş askerî yargıya dair kararlar var. Yine, elimde Anayasa Mahkemesinin eşitlik ilkesiyle ilgili yapılmış, adil yargılanma hakkıyla ilgili yapılmış birçok kararı var, detaylarla sizi boğmak istemiyorum. Olası bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesine taşınması durumunda -benimki sadece bir kanaat, tabii ki Anayasa Mahkemesi kararı önemlidir- Anayasa Mahkemesinin bu düzenlemeyi bence eşitlik ilkesine aykırı bularak, adil yargılanma ilkesine aykırı bularak iptal etme ihtimali de güçlüdür. Bence, burada değerlendirmemizde ve bunun geri çekilmesinde faydalı olduğunu düşünüyorum.
Teşekkür ederim.