KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bu önergeyle yapılan şey şu: "2020 yılı için 1/1/2020 tarihinden geçerli olmak üzere" diyor yani şu ana kadar 1/1/2020'de Hükûmetin yetkili olduğu borçlanma sınırı aşılmıştır, şu anda bütçe kanunuyla verilen yetkiden daha fazla borç alınmıştır. Bunu hukuka uydurmak için bu borçlanma yetkisini geriye çekiyor yani "1/1/2020'den itibaren geçerlidir bu." diyor. Yani yasa yapmada geriye doğru yürütmek kullanılan bir şey değildir, doğru da değildir. Aslında limitin üzerinde borçlanma yapılacağı zaman yetkinin önceden buradan, Meclisten alınması, daha sonra borçlanılması gerekirdi. Buna uyulmadığı önergede açıkça ifade ediliyor. Bütçe kanunuyla verilen yetki dışında bakanın yüzde 5 ilave borçlanma yetkisi var, Cumhurbaşkanının ilave yüzde 5 borçlanma yetkisi var. Önergeye o da ilave edilmiş. Bakan ve Cumhurbaşkanı tarafından net borç kullanım tutarının ve bütçedeki yetkinin oluşturduğu tutarın 2 katına çıkarılıyor yani bütçe kanunu sırasında görüştüğümüz bakanın, Cumhurbaşkanının yetkisi dâhil toplamın 2 katı borçlanma yetkisi talep ediyor Hükûmet Meclisten. Bunun anlamı şu: Bütçede 140 milyar vardı.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) - 308 milyar. 140 artı yüzde 5...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, onu anlatıyorum.

140 milyar, 7 milyar bakanın, 7 milyar Cumhurbaşkanının; 154 milyar bu sene için yetkisi vardı, bunu 2 katına çıkarıyor. Dolayısıyla 308 milyar liralık borçlanma yetkisi talep ediyor bu önergeyle. Bu tablo aslında Hükûmetin öngörüsüzlüğünü, hukuka ve Türkiye Büyük Millet Meclisine duyduğu saygının ne kadar eksik olduğunu da gösteren bir hadisedir. İşin hem hukuka uyması lazım hem de ülke yönetilirken öngörü sahibi olacaksın, doğru yöneteceksin, şeffaf olacaksın, doğru bilgi vereceksin, kötü koşulları da söyleyeceksin, iyi koşulları da söyleyeceksin ama ben ne Sayın Cumhurbaşkanının ağzından ne de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın ağzından düzgün ve samimi, gerçekçi bir ekonomi değerlendirmesini hiç duymadım. Yani Sayın Bakan öyle bir açıklama yapıyor ki sanki Türkiye güllük gülistanlık, cennet, müjde üstüne müjde veriyor her gün, ekonomi çökmüş vaziyette, bütün göstergeler bozulmuş. Ekonomiyle ilgili iyi olan bir gösterge gösterin bana. Yok, her şey bozulmuş ve Sayın Erhan Usta borç miktarını verdi 1,8 trilyon lira olarak, Türk parasına çevrilmiş şekliyle, bu, sadece hazine borçlarını gösteriyor.

ERHAN USTA (Samsun) - Merkezî yönetim...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Tabii, merkezî yönetimin borçlarını gösteriyor. Diğer toplam kamu borçlarını aldığınız zaman bu çok daha yüksek. Türkiye Varlık Fonu içerisindeki şirketlerin toplam borcu 134 milyara çıkmış yani bir borç batağının içerisinde Türkiye. Yani korkunç bir borç var ve burada geldiğimiz nokta, sürekli borçlanacaksınız ve sürekli bu borcu gelecek nesillere devredeceksiniz. Bu Hükûmetin yani Erdoğan hükûmetlerinin daha önceki hükûmetlerden temel bir farkı vardır. O fark nedir? Eski hükûmetlerin sürekli olarak -2000 öncesini düşünecek olursanız- yaptıkları iş, yaşayan kuşaklardan vergi toplamışlardır, o vergiyi harcamışlardır ama Erdoğan hükûmetlerinin yaptığı şey şudur: Yaşayan kuşaklardan vergi almışlardır ama eski kuşaklardaki toplam vergilerin millî gelire oranından daha yüksek oranda bir vergi toplamışlardır. Yani yaşayan insanlar daha fazla bir vergi yükü altında kalmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Artı, eski kuşakların biriktirdiği ne varsa özelleştirmeler yoluyla o da satılmıştır ilave kaynak olarak. 60 milyar dolardan bahsedilir ama kamunun kullanım hakkının devriyle ilgili kaynakları vesaire saydığınızda bu, 80 milyar doların üzerine çıkar. İlave olarak da korkunç bir borçlanma var, gelecek kuşakların üzerine yıkılan bir borç var. Hem bugünkü hem dünkü hem gelecekteki kaynakları kullanarak ülkeyi bu duruma getirmek için sihirbaz olmak lazım. Gerçekten ülkeyi kötü bir badirenin içerisine sürükleyen bir Hükûmet vardır hiçbir hükûmete nasip olmayan ülke kaynaklarını kullanmalarına rağmen, dünya konjonktüründe hiçbir hükûmete nasip olmayacak kadar iyi olduğu bir dönemde gerçekleşmiştir bu. Yani ne kadar büyük bir felaketin içerisine Türkiye'yi sürüklediği bu hükûmetlerin bu tablodan anlaşılıyor.

Efendim, neden borçlanma 2 katına çıkarılma ihtiyacı duyuldu yani 154 milyar lira da ilave bir borç ihtiyacı doğdu? Sorarsan "Pandemi, bu nedenle yapılan harcamalar." Ama bu borçlanma sadece bütçe açığını karşılamak için yapılan bir borçlanmadır. Yani dolayısıyla siz burada bu açık miktarını tutup da pandemiye bağlayamazsınız çünkü pandemi nedeniyle bütçeden yapılan açıklama -biraz önce de ifade edildi- fazla bir miktar değildir. Kredileri, borç ertelemelerini, hepsini "pandemi harcaması" diye anlatan bir Hükûmet var ya. Bu, dünyanın neresinde var Allah aşkına? Ya mevcut borçları faizle erteliyorsunuz veya faizle yeni borç veriyorsunuz, bunların tamamını topluyorsunuz, "400 milyar dolarlık pandemi harcamamız var." Eğer böyle genel alacaksanız toplam ulaştığınız kaynağı da sayın yanı sıra, eğer böyle genel değerlendirecekseniz, bakın, topladığınız vergiler var. Başka? Vergi dışında Merkez Bankasının yedek akçesini, kârını harcadınız, kullandınız, aldınız. Yeni borçlanmalar yaptınız, sadece hazinenin borçlanmasını dâhil etmemek lazım buna, tüm kamunun genel borçlanmasını saymak lazım. Borçlanmalar yetmedi, Merkez Bankası rezervlerini harcadınız ya, Merkez Bankası rezervleri gitti. Net rezerv bugün itibarıyla eksi 40 milyar dolardır. Daha önce net rezervlerin herhâlde şöyle bir 80 milyar dolar olduğunu söyleyecek olursak 100-120 milyar dolar da Merkez Bankası rezervlerinden gitmiş vaziyette. Başka? Kamu bankalarındaki kaynakları açtınız, dağıttınız eğer pandemiden bahsediyorsanız. Kamu bankaları dövizi sürekli düşürmek için, "Aman, döviz, dolar fazla yükselmesin." diye hem Merkez Bankasının kaynaklarını bitirdiniz hem kamu bankalarının döviz imkânlarını tükettiniz, sonunda yine döviz bugün yine fırlamış eski seviyesine. Bir hesaba göre 120 milyar dolar dövizi düşürmek için harcadığınız para. Kim kullandı bu parayı? 120 milyar doları kime harcadınız? İki de bir "pandemi" diyorsunuz, pandemiden harcadığınız 9 milyar dolar, sırf "Dövizi düşüreceğim." diye 120 milyar dolar harcadınız. Böyle bir ekonomi yönetimi olur mu ya? Başka? İşsizlik Fonu'nu harcıyorsunuz zaten. İşsizlik Fonu zaten işçinin kendi maaşından kesilen, biriken fonlardır, onu kendi hesabınıza niye yazıyorsunuz "Şu kadar harcadık." diye? Onu da yetiştiremiyorsunuz, bir bakıyorum bir demeç: "Bireysel Emeklilik Fonu'nda biriken paraları da harcayacağız." diyor Hükûmet. Deminden beri saydığım kaynaklar yetmedi, mezardakilerin biriktirdikleri gitti, doğmamış çocukların gelirleri gitti, yaşayanların vergi yükü arttı; saydıklarım yetmedi, bir de bireysel emeklilikte biriken parayı harcayacakmış, Sayın Hükûmet öyle açıklıyor. O da hızını kesmiyor Hükûmetin, sürekli olarak işçinin kıdem tazminatını konuşuyorlar, oraya da el atmak için. Böyle bir devlet yönetimi olmaz, böyle bir hükûmet etme biçimi olmaz ve yanlıştır ama en azından ben Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak şunu beklerim: Hükûmet açık yürekli olsun, şeffaf olsun, doğrularını anlattığı gibi olmayanları da yanlışları da söylesin, rakamları gizlemesin. Mesela şimdi "Pandemiden 9 milyar." diyorsunuz. Şu kamu-özel iş birliğine bu sene şehir hastanelerine, hava alanlarına, köprülere, geçitlere kaç lira para ödediniz, onu bana bir söylesenize? Kaç lira? Sadece şehir hastanelerine ödenen miktar şeye yakın, bu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'ndan biner lira verdiniz, toplam 4 milyon insana ödenen paraya yakın bir miktar. Üstelik dolara bağlamışsınız, sözleşmeleri dolara bağlamışsınız kamu-özel iş birliğinde. O da yetmemiş, Amerika'daki enflasyon kadar da dolar cinsinden birim değeri artsın diye sözleşmelere madde koymuşsunuz, böyle bir şey olur mu ya? Bir tarafa gayet cömert.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Buyurun.

ABDÜLATİF ŞENER (Konya) - Dünyanın hiçbir yerinde...

ERHAN USTA (Samsun) - Dolar da değil Sayın Bakan, dolar-enflasyon hangisi yüksekse o. Bir şoku iki defa veriyoruz. Dolar artıyor, birinci yıl dolardan ödüyoruz, hadi bir sonraki yıl da pandemiden dolayı enflasyon artıyor, enflasyondan veriyoruz.

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Sayın Usta...

ABDÜLATİF ŞENER (Konya) - Böyle bir yönetim tarzı olmaz, böyle bir harcama biçimi olmaz.

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Peki.

ABDÜLATİF ŞENER (Konya) - Onun için "Aman efendim, şurada şu vardı, bilmem ne vardı, Covid vardı, biz de onun için böyle harcadık da." bilmem ne gibi laflar tamamıyla gerçeği saklama ve yönetimin gizlilik içerisinde iş yapma alışkanlığının bir uzantısıdır. Bir şey soruyorsun "Ticari sır." diyor, bir şey soruyorsun "Bankacılık sırrı." diyor, bir başka bir şey soruyorsun "Milli menfaate aykırı." diyor. Burada kanunu görüşürken bazı arkadaşlarımızın da söylediği gibi "Devletimizi itham etme."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Buyurun.

ABDÜLATİF ŞENER (Konya) - Yahu kardeşim bir milletvekilini, bir bürokratı, bir başbakanı, başbakan kalmadı Cumhurbaşkanını veya bir bakanı yanlış yaptığından dolayı eleştirmek devleti eleştiri değildir ama bu Hükûmetin en büyük yanlışı "devlet" deyince kendisini anlıyor "millî" çıkarlar deyince kendi çıkarını anlıyor "vatan" deyince kendini anlatmaya çalışıyor, bundan vazgeçin.

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Sayın Şener...

ABDÜLATİF ŞENER (Konya) -Vatan da başkadır, millet de başkadır, millî menfaat de başkadır, devlet de başkadır. Siz bütün kavramları eğip bükerek dezenformasyon yapıyorsunuz.