KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Değerli arkadaşlar, bu da çok yanlış bir madde. Neden yanlış? Şimdi, ademimerkeziyetçilikten bahsediyoruz ama iktidar, işine geldiği noktada ademimerkeziyetçi, işine geldiği noktada da merkezi güçlendiren bir anlayışa sahip. Yani bir yandan gelen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle tüm kararlar tek elden, yukarıdan belirlenecek şekilde, yine belediyelerin yetkisini kısıtlayarak Çevre Bakanlığının ektisini artıran ve Çevre Bakanlığını büyükşehir belediyelerinin, ilçe belediyelerinin üzerinde bir vesayet makamına dönüştüren, yerelde seçilmiş belediye başkanlarının yanına valililere, yatırım koordinasyon merkezleri kurarak bunları yine belediyelerin üzerinde bir vesayet makamı gibi belirlemekte, diğer taraftan belediyelerin ruhsat işlemleriyle ilgili çevre il müdürlüklerini de bir paralel belediye gibi "Oradan ruhsat alamazsam ben veririm, oradan plan yapamazsan planını ben yaparım." noktasında belirlemekte. Tüm bunları yaparken diğer taraftan da büyükşehir belediyelerinin yetkilerini tırpanlayarak ilçe belediyelerine vermekte. Bunun nasıl bir mantığı var ben anlayabilmiş değilim. Yani tamamen duruma göre, kişiye göre gelen bir kanun teklifinden bahsediyoruz. 2002 yılından bu yana iktidarda olan bir siyasal anlayış on sekiz yılda böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı duymamış. On sekiz yıldır böyle bir değişiklik gelmemiş Meclise. Her ne hikmetse 11 büyükşehir belediyesinin muhalefete geçmesinden sonra akıllarına böyle bir şey düşmüş. Sanırım bunda İstanbul Büyükşehir'den Bakanlığa gelen arkadaşların da katkısı vardır diye tahmin ediyorum. Büyükşehir belediyelerinin bölgesel otopark yapma yetkisi alınarak kime veriliyor? İlçe belediyelerine veriliyor. Bizim ilçe belediyemiz de çok yani mevzu o değil.

Arkadaşlar, bakın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı -önceki dönem Büyükşehir Belediyesi Sayın Başkanım, Samsun Milletvekilimiz de bu konuyu bizden daha iyi bilir- kim yapıyor? Bakanlık yapıyor. Çevre düzeni planında sadece İzmir mi var? Hayır, Manisa da var. Yani tüm bölgeyi -İzmir, Manisa, Kütahya- planlıyor bu, böyle bir plan yapıyor, benim bulunduğum bölge için söylüyorum. 1/25.000 ölçekli planı kim yapıyor? İzmir Büyükşehir Belediyesi yapıyor da büyükşehir belediyeleri yapıyor. Niye? Çünkü 100.000 ölçekli çevre planı birçok ilçenin gelişimi, iktisadi gelişimi, kentin gelişimi gözeterek yapılan plan.

Aynı şekilde, büyükşehir belediyeleri de bir plan yaparken bölgesel otoparkları, bulvarları, caddeleri, ulaşım master planları yaparken, tüm bunları çalışırken bütün kentin ilçe belediyelerini düşünerek yapar. Bazı ilçede gece nüfus fazladır, bazı ilçede gündüz nüfus fazladır, bazı ilçe ticaretin çok yoğun olduğu yerdir. Dolayısıyla bütün bunların, bölgesel olarak kentin bütününe bakan bir bakış açısıyla olması gerekir. Ama siz ne yapıyorsunuz? "Hayır, biz İstanbul Büyükşehir Belediyesini devre dışı bırakalım, Beyoğlu Belediyesi, Fatih Belediyesi, Eminönü Belediyesi artık hangi AK PARTİ'li belediyelerse o yetkiyi oradan alalım, oraya verelim." Ben böyle görüyorum. İstanbul'dan gelen bir bakış açısıyla bu teklif hazırlandı diye düşünüyorum ve şöyle bir endişem var: İstanbul Büyükşehir Belediyesi daha önce AK PARTİ yönetimindeyken cemaatlerle, tarikatlarla, cemaat vakıflarıyla, tarikat vakıflarıyla sözleşmeler, ihaleler, otopark işleri ona verilmiş, buna verilmiş, bilmem ne yapılmış.

Şimdi, benim endişem şu: Acaba bu otopark alanları, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden alınıp varsayıyorum Beyoğlu Belediyesine verilerek geçmişte olduğu gibi TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, başka cemaatlere, vakıflara mı verilecek? Niyet bu mu? Yani otopark işletmek belediyeler açısından çok kârlı bir şey değil belediye işlettiğinde; Sigortasını ödüyor, vergisini ödüyor, kazancını... Neyse. Yani bunlar ancak gayriresmî işletildiğinde kâr getiren yerler. Dolayısıyla böyle tartışmalı bir konuyu, böyle gereksiz bir konuyu gündeme getiriyorsunuz. Bunu, ben açıkçası şu an Türkiye'nin nüfus bakımından ve ticaret hacmi bakımından yüzde 50'sinden fazlasını teşkil eden muhalefet Millet İttifakı'ndaki büyükşehir belediyelerine karşı yapılmış bir tavır olarak görüyorum. Son derece yanlış, hatalı. Bu -ben daha önce de söyledim- geri çekilmesi gereken bir madde.

Gelin, bu tartışmalı konuyu, birçok konusunda bizim de olumlu katkıda bulunduğumuz, bizim önerilerimizi dikkate alarak sizin değişiklik yaptığınız -mesela ÇED süreci gibi- bu güzel kanunda hiç ele almayalım, kamuoyunda gündeme gelmesin. Bunu çıkaralım olması gerektiği gibi çünkü doğru bir kanun teklifi değil, doğru bir hüküm değil. Çevre Kanunu şeklinde hükümler -zaten bununla ilgili bakan yardımcısı da burada yok. Sayın Mehmet Emin Birpınar'ın alanı değil burası, sanırım Fatma Varank bu işin ilgili Bakan Yardımcısı- çıkaralım; kanun teklifinin güzelliklerini hep beraber burada, gerekirse de Mecliste anlatarak, güzel öneriler için teşekkür ederek, birlikte uzlaşmayla kaliteli bir yasama yapalım diyorum.

Teşekkür ederim.