| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim ile 46 milletvekilinin İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3147) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .10.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) -Teşekkürler Sayın Başkan.
E, tabii işçi tulumunu giymeyen bunun derdini anlamaz.
Değerli arkadaşlar, iktidar 2014-2023 yıllarını kapsayan Ulusal İstihdam Stratejisi taslağında belirli süreli iş sözleşmelerinin yaygınlaştırılmasını zaten planlamıştı. Patron örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de "yatırım ortamının iyileştirilmesi" adı altında tam bir hak gasbı paketini de 2019 yılında Hükûmete sunmuştu. Bu pakette de elimizdeki teklifte de sadece 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler değil tüm işçi sınıfı aslında tehlikededir ve tehdit altındadır.
Teklifin 28'inci maddesiyle iktidar, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçileri tamamen kuralsız ve güvencesiz bir şekilde patronların kâr hırsına terk etmektedir. İşçiler için kıdem tazminatının önündeki en büyük tehdit Hükûmetin belirli süreli iş sözleşmelerini yaygınlaştırma çabasıdır. Belirli süreli iş sözleşmesinde işe girerken o iş yerinde ne kadar çalışılacağı bellidir. Altı aylık, bir yıllık, iki yıllık sözleşme imzalanır, iki yıllığına belirli süreli iş sözleşmesiyle işe alınan bir işçiye dönem sonunda ne kıdem tazminatı ödenir, ne ihbar süresinin ücreti ödenir ne de işe iade davası açma hakkı tanınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararıyla belirli süreli iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesi durumunda kıdem tazminatının ödenmeyeceği, ihbar süresinin işlemeyeceği ve işe iade davası açılamayacağına da hükmetmiştir. Buradan aslında bütün çalışanları uyarıyoruz: Amaç kıdemi sıfırlamaktır. "Geçici." denir, kalıcı olur. Bugün 25 olur ama yarın 30'a çıkar, bugün 50 olur ama yarın 45'e düşer bu sınır.
Yürürlükteki mevzuat belirli süreli iş sözleşmesinin kullanılmasına ciddi kısıtlamalar getiriyor. Mevzuatımıza göre iş sözleşmeleri ya belirli bir süre için yapılır ya da belirsiz sürelidir. İş sözleşmesi, taraflardan biri onu sonlandırana kadar devam eder. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11'inci maddesine göre belirli süreli iş sözleşmeleri ancak belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak kullanılabiliyor. Getirilen teklifle işçilerin giderek artan bölümünün belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılmasının yolu açılıyor. Nitekim, Sayın TİSK Temsilcisi de bu maddenin bırakın 25 yaş altını ve 50 üstünü neredeyse bütün iş yerlerinde, bütün işçiler için uygulanmasını söylemiştir.
Geçici madde olarak geliyor ancak kapı açılmış oluyor. Amaç, kıdem tazminatını sıfırlamak, işe iade davası açılmasının önünü kesmek, ihbar tazminatı verilmesinin önünü kesmek. Kısacası zaten tırpanlanmış olan iş güvencesi de elden gidiyor. İş hukukunda asıl olan, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışılmasıdır. Örneğin, iki yıl sürecek bir inşaat için iki yıl süreli bir iş sözleşmesi yapılabilir, sonra yenilenmesi için bir sebep olması gerekir. Sebep olmadan yapılırsa bu bir belirsizliğe dönüşür ve işçiye tazminat ve işe iade davası açma hakkı doğar. Bu paketin yasalaşması durumunda, 25 yaş altı gençler ve 50 yaş üstü insanlar, yurttaşlar için kıdem tazminatlarıyla birlikte iş güvenceleri de yok olacaktır.
Sonuç olarak, bu teklif geçerse sendikal örgütlenme daha da zora girecektir. Zaten örgütlenmek zor, iş yerinde bir örgütlenmeye başlıyorsunuz, işverenin bir tespit davası açması hâlinde, yetki davası açması hâlinde iki yıl o mahkemeler devam ediyor, iki yıl sonunda zaten orada işçi kalmıyor.
Bir de belirli süreli iş sözleşmesini yaygınlaştırırsanız ne olacak? İşçiler doğal olarak "Şu iki yıllık sözleşmem bitsin de ondan sonra sendikaya üye olmayı düşüneyim." diyerek bu haklarından dahi feragat etmeye çalışacaklardır. Belirli süreli sözleşmeyle çalıştırılan işçi sendikalaşmak için -biraz önce söyledim- sözleşme süresinin bitmesini bekleyecektir çünkü süre sonunda kadroya geçeceğini düşünecektir.
Arkadaşlar, buradan iktidara ve teklif sahiplerine şunu sormak istiyorum: Yani gerçekten millet can derdindeyken gece yattığınızda acaba siz hep "Nasıl olur da sabahleyin kalktığımızda işçinin hakkını elinden alan bir düzenleme yaparız?" diye mi düşünüyorsunuz? İnanın, gerçekten insanın bunu sorası geliyor. İşiniz gücünüz bu işçilerin haklarını almak için düşünce üretmek midir? Herhâlde bu virüs, iktidarla ve sermayeyle iş birliği yaptı da bizim haberimiz yok. Bu teklifin çekilmesini istiyorum.
Saygılar sunuyorum.