KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; maddede bir gariplik var gibi geliyor bana. Geliyorsunuz, siz bir şirket kuruyorsunuz. Biliyorsunuz yeni mevzuata göre bir anonim şirket bile tek kişi tarafından kurulabiliyor. Oraya belli bir miktar para koyuyorsunuz, ticari işlerinizi de aksatması muhtemel bir zorluğunuzdan dolayı oradaki hisselerin bir kısmını satıyorsunuz yani kendi koyduğunuz paranın bir kısmını kullanıyorsunuz, hiçbir kâr elde etmediği hâlde, vergiye tabi bir işleme tabi olmadığı hâlde, kendi koyduğunuz paradan kullandığınız için, satım yaptığınız için, onu doğrudan doğruya yüzde 15 stopaja tabi tutuyorsunuz ki safi geliri bulmak mümkün olmadığı için bu olayda, bunu "Vergi oranı olarak yüzde kaç olur?" diye hesaplayamayız bile. Yani adamın parasını kendisi kullandığı için vergiye tabi tutuyorsunuz. Bu, bütün ekonomi mantığına aykırı bence ve gerekçe olarak da "Şirketin sermaye yapısını korumak." olarak nitelendirdi Cemal Bey. Ya, adam sermayesinin tamamını batıracak bir durumdaysa bir kısmını satıp da o sıkıntıdan kurtulursa şirketin sermaye yapısını niye zayıflatmış olsun, belki güçlendirmiş olacak.

Osmanlı'da modern iktisat mantığına ters şöyle bir iktisat mantığı vardı: 15'inci, 16'ncı yüzyılda Avrupa'da büyük kentler olmadığı için; işte, İstanbul en az 500 bin nüfuslu bir kent; aynı şekilde Bursa çok, yüz binlerce nüfuslu bir kent, Avrupa'da ise Avrupa'nın en büyük nüfusu Paris'in bile nüfusu 60 bin... Osmanlı ekonomisinin mantığı büyük şehirlerin iaşesine dayalıydı. "Ekonomi" deyince temel problem buydu. Bu nedenle de ihracat yapılması caydırıcı idi devlet politikası açısından. İhracatı değil, ithalatı teşvik ediyordu Osmanlı maliyesi. Arşivde bir belgeye rastlamıştım, bir Venedikli tüccar cebine parasını koyuyor, Kıbrıs'a geliyor ve biraz mal alacak. Kıbrıs Valisi bunun getirdiği paradan gümrük vergisi alıyor. Tüccar itiraz ediyor "Ya, ben buraya mal getirmedim, vergi alıyorsunuz üzerinden, paramdan vergi alıyorsunuz; böyle iş olur mu?" diyor. Sonra Valiyle çözemiyor sorununu İstanbul'a, payitahta şikâyet dilekçesi yazıyor. Şikâyet dilekçesi üzerine payitaht, Validen savunma istiyor. Vali de diyor ki: "Efendim, bunlar ceplerine birkaç bakır akçe alıyorlar, geliyorlar; bizim ne kadar malımız, mülkümüz, yiyeceğimiz, içeceğimiz ne kadar ürün varsa burada hepsini alıp götürüyorlar. Bunu engellemek için getirdiği paradan gümrük vergisi aldım." Şimdi, siz de adamın kendi cebine koyduğu paradan vergi almaya kalkıyorsunuz. Yani bunda bir terslik var arkadaşlar. Böyle, bununla sermaye yapısı korunmaz şirketlerin. Şirketlerin sermaye yapısını koruyacaksanız başka bir şey yapmak lazım.

Teşekkür ederim.