KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sayın milletvekilleri, sayın bürokratlar, değerli basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Covid-19 salgını yaşamın büyük alanları gibi eğitimi de olumsuz etkilemeye devam etmekte. Salgının eğitim sistemleri, öğretmen, öğrenci ve veliler üzerindeki olumsuz etkileri sürmektedir. Diğer yandan, ülkemizde eğitimde eşitsizlikler günbegün derinleşmektedir. Ülkemizde özel okulların oranının yüzde 25'e gelmiş olması başlı başına bir eşitsizlik kaynağıdır. Dahası gelir düzeyi düşük ailelerin eğitim harcamaları arttıkça kesinti gıda ve sağlık giderlerinden yapılmaktadır. Yani eğitimin sınıfsal karakteri giderek belirginlik kazanmakta, yoksul halkın nitelikli eğitime erişim olanakları giderek kaybolmaktadır. Özellikle yoksul mahallelerin çocukları kaderlerine terk edilmektedir. Oysa eğitim kamusal bir haktır.

Sayın Bakan, eğitim sisteminin yıllardır çözüm bekleyen sorunları arasında yer alan ikili öğretim, niteliksiz eğitimin sunumu, eğitimi özelleştirme adımları, kalabalık sınıflar, karma eğitim karşıtı uygulamalar, taşımalı eğitim, fiziki altyapısı yetersiz okullar, okullarda öğrenciler arası öğretmenlere yönelik şiddet, öğrencilerin Millî Eğitim Bakanlığı eliyle cemaat ve vakıfların siyasal istismarına açık hâle getirilmesi, sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulaması, norm kadro ve tayinlerde yaşanan sorunlar, ataması yapılmayan öğretmenler, eğitim kadrolarında liyakati dışlayan atamalar ve üniversitelerin durumu ortaya kötü bir eğitim karnesi çıkarırken pandemi bu tabloyu daha da bozmuştur. Bu noktada okulları açıp açmamak, tarih belirlemek gibi önemli ama teknik konular tartışılırken neoliberal eğitim politikalarının ve bu politikaların ülkemizdeki taşıyıcısı AKP'nin eğitim politikalarının pandemi süresinde bir kez daha çöktüğü tespitini yapmazsak, sosyal devlet ilkelerine uygun, parasız, eşit, bilimsel bir eğitim ihtiyacının yakıcılığını vurgulamazsak görevimizi yapmamış oluruz.

Sayın Bakan, toplumsal yaşamın yarattığı eşitsizliklere dair konuşurken en çok sorun yaşayanı, en çok ezileni baz almak, mevcut eşitsizliğin karakterini daha iyi kavramamızı sağlar. Bu noktada, özel gereksinimi olan çocuklardan otizmli çocukların eğitimine değinmek istiyorum. Otizmli bireylerin aileleri, Millî Eğitim Bakanlığından Anayasa'mızda belirtilen temel eğitim hakkının adil, nitelikli, kesintisiz ve yeterli olarak sağlanmasını talep etmektedirler. Bu yaşadığımız pandemide maalesef Millî Eğitim Bakanlığı tarafından EBA'ya konulan birkaç yayın dışında somut bir icraat ve geliştirilen bir model bulunmamaktadır. Özel gereksinimi olan çocuklar için ötekileştirmeyi engelleyen politikalar eşliğinde, donanımlı sınıflarda uzman ve kadrolu öğretmenlerle kesintisiz, yoğun, nitelikli örgün eğitim ve okul dışı ücretsiz, bireyselleştirilmiş spor eğitimi verilmesi; diğer çocuklarla aynı sınıfta eğitim gören tam zamanlı kaynaşma öğrencileri için de gölge öğretmen, destek eğitimleri ve kişiye özgü ve yoğun eğitim programlarının hazırlanıp eksiksiz hayata geçirilmesi öncelik olmalıdır. Bunun yanında dört yıl önce açıklanan Otizm Ulusal Eylem Planı mazeretsiz ve eksiksiz olarak uygulama alanı bulmalıdır.

Sayın Bakan, diğer bir konu, Ege Denizi'nde 30 Ekimde meydana gelen depremde çürük binalar onlarca insana mezar olurken okulların durumunun da farklı olmadığı anlaşıldı. Millî Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığının 2019 Faaliyet Raporu'na göre, ülke genelindeki 18.060 eğitim kurumunun depreme dayanıklı olmadığının incelenmediği, bütçenin bir bölümünün iade edilmesi nedeniyle birçok okulun onarım ihtiyacının karşılanamadığı basına yansıdı. Bakanlığınızın bu konuda almış olduğu tedbirler nedir? Bunları ayrıca sizden istirham ediyorum.

Sayın Bakan, bölgemle ilgili yani Muğla'yla ilgili bir konuyu paylaşarak konuşmamı sonlandırmak istiyorum. Bugün, eğitim camiasının ve Muğla kamuoyunun rahatsızlık duyduğu bir konuya özellikle değinmek istiyorum. 9 Eylül 2020 tarihinde Muğla Olgunlaşma Enstitüsünde Müdür Vekilliği yapan Hüdayi Baş hayatını kaybetti. İddialara göre, Baş'ın fenalaşarak hayatını kaybetmesinin nedeni, 4 kişilik usta öğretici kadrosu için açılan sınavlarda torpil yapmak istememesi üzerine çeşitli düzeydeki Millî Eğitim yöneticilerinden baskı görmesiydi. İddialara göre, Baş'ın Millî Eğitim Bakanlığına verdiği dilekçede şu ifadeler yer almaktaydı: "Menteşe İlçe Millî Eğitim Müdürü ve Komisyon Başkanı, Menteşe İlçe Millî Eğitim Şube Müdürümüz, kazananlar listesinde değişiklik yapmak istediklerini beyan ettiler. Okul müdürü olarak sınavlarda başarı elde edenlerin girebileceğini söylemem üzerine İl Millî Eğitim Müdürümüzün makamına davet edildim. İl Millî Eğitim Müdürümüze kazanan kişilerin listesini verdiğimde bana bahsi geçen kişileri almak zorunda olduğumu bağırarak, ifade ederek 'İşine gelmiyorsa, prensiplerine terse istifa et git.' dedi. Millî Eğitim Müdürlüğünün çıkışında İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü sınav evraklarını zorla benden almak istedi. Evrakları teslim edemeyeceğimi söyleyip kurumuma götürdüm. Bütün bu yaşananlar benim sağlığımı ve çalışma şevkimi bozarak Olgunlaşma Enstitümüzün hedef ve amaçlarını yok edeceğini düşündüğümden siz büyüklerime danışma ihtiyacı hissettim."

Sayın Bakan, eminiz bu acı olay sizleri derinden üzmüştür. Hüdayi Baş'ın ölümüne sebep olduğu iddia edilen torpil istemiyle ilgili bir soruşturma yürütülmekte midir? Yürütüldüyse sonuç nedir?

Millî Eğitim camiasında öğretmenler üzerinde mobbing uygulandığı yönündeki iddialar için özel bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde mülakat gibi doğrudan torpil çağrıştıran yöntemlere son vermeyi düşünüyor musunuz?

Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum, teşekkür ediyorum.