KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Sayın Bakan; taziyelerimizi ileterek sözlerime başlamak istiyorum.

Ekibinizin değerli mensupları, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bugün Ticaret Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz. Bu Bakanlığımızın bütçesinin ülkemize ve Bakanlık mensuplarına hayırlı olmasını şimdiden temenni ediyorum.

Elbette ticaret dediğiniz zaman büyük bir nüfusun doğrudan doğruya maişetini, geçim kaynağını anlıyoruz ama bunun da ötesinde, artık ayni ekonominin kalmadığı bir dünyada herkesin mutfağına girecek yiyeceğinden giyeceğine kadar tüm ihtiyaçlarını anlatmaya çalışıyoruz. Onun için bir ülkede ticaretin canlı olması, ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, ticaret ortamının iyileştirilmesi o ülkenin refahıyla doğru orantılıdır ve aynı zamanda hayat kalitesiyle, yediği, içtiği ve giydiği her şeydeki standartla bağlantısı vardır. Bu bakımdan biz de isteriz ki Türkiye'de ticaret iklimi iyi olsun, gelişmiş olsun ve bu konuda, ekonominin kurallarına uygun olmayan, ayak bağı olan düzenlemelerin ortadan kaldırılmış olmasını bekleriz.

Ticaretteki iyileşmenin en önemli unsuru, taleptir. Talep, sadece ticareti canlı tutmaktan, ticaretin kalitesini, verimini artırmaktan öte, ülkenin geleceğini de belirleyen ana dinamikleri bünyesinde barındırır. Bir ülkede işsizlik yaygınsa talepte sorun var demektir, reel ücretler düzeyi düşük gidiyorsa yine talepte sorun var demektir, gelir dağılımı bozuksa özellikle esnaf faaliyetleri açısından yine talep potansiyeli yetersiz demektir ve bu sorunları gördüğünüz yerde ülkedeki talep yetersizliğinden söz edebilirsiniz ve ticari faaliyetlerin ülkenin hak ettiği potansiyeli gerçekleştirmediğini düşünebilirsiniz. Özellikle 2018 krizinden sonra verilere baktığımızda bu çok açık, net bir şekilde görülüyor. Aşağı yukarı iki buçuk yılı geçti ama bu sorunlar, ekonomik problemler, kriz ortamı pandeminin de etkisiyle henüz ortadan kalkmadı. Hâlen servis araçları işletenler, kantin çalıştıranlar, kahvehane işletenler, restoranlar, kafeler, bu sektörlerdeki işletmeciler tezgahlarını kaybetmişler, ekmek tekneleri ellerinden gitmiş vaziyettedir ama tekrar açıldığı zaman, kapanmış bir işletmeyi tekrar açmanın maliyetleri vardır. Kapalı olduğu dönemlerde öngörülemeyen ya da öngörülen cari giderleri vardır. Bunların karşılanması lazım. Bunu karşılayacak olan devlettir ancak Türkiye'de hâlen işletmelere bu pandemi nedeniyle doğrudan desteğin yapılmamış olması gerçekten büyük bir eksikliktir ve mutlak surette bunun gerçekleştirilmesi, diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi doğrudan desteklerin verilmesi gerekir diye bakıyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii, ülkedeki ticaret sadece iç ticaretten ibaret değil, aynı zamanda dış ticaret de önemlidir. Özellikle bütün ekonomilerin dünyaya açıldığı, Türkiye'nin ihracat, ithalat rakamlarının da 100 binlerce dolara ulaştığı bir ortamda ticareti dış ticaretten bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir ancak gördüğümüz tablo şu: Türkiye, ihracatından çok daha fazla mal ithal eden bir ülkedir. Tüketim malları ithal ediyor, ara mallarını ithal ediyor, yatırım mallarını ithal ediyor ve bunun neticesinde de dış ticaret açığı veriyor. Eski kriz yıllarına baktığımızda dış ticaret açığının büyük ölçüde kapanmış olduğunu gördüğümüz hâlde, 2018 Ağustosundan beri rakamlara baktığımızda, krize rağmen, yükselen dolar seviyesine rağmen dış ticaret açığının da çok yüksek düzeyde seyretmesinin Hükûmetin izlediği politikalarda bir yanlışlık olduğunu gösterdiğini söylemek zorundayız. Bakın, 2019'da 29,5 milyar dolar dış ticaret açığı var, 2020'de 38 milyar dolar. 2021'de de 40 milyar dolarlık dış ticaret açığı öngörülüyor. Bunlar gerçekten yüksek rakamlardır, kriz ortamında özellikle çok yüksek rakamlardır ve Hükûmetin izlediği politikalarda bu açıdan yanlışlık vardır. Bu yanlışlık nereden kaynaklanır, değişik kaynakları olabilir. Bir kere, rekabete uygun, rekabeti özendiren ve Türkiye'nin küresel rekabette başarısını sağlayan, hem iç piyasada hem dış piyasada rekabet dinamiklerini oluşturan bir politikanın olması lazım. Bu noktada eksiklikler olduğunu görüyoruz. Kamu ihalelerine bakıyoruz, belli isimlere veriliyor sürekli, önemli işler belli isimlerin üzerinde kalıyor. En son Tank Paletle ilgili konuşurken, her ne kadar İbrahim Bey itiraz ettiyse de "Asıl oranın patronu teyze oğludur." demiştim. Yani köylüsü veya teyze oğlu farketmez bir yerden...

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Aynı ilçeden olmak, teyze oğlu olmak tehlikeli olur mu?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Köylüsü var yani yakınlığı var.

Şimdi, bırakın Tank Paleti başka bir şey öğrendim; bu şahıs Suriye'de Türkiye'nin hâkim olduğu bölgelerdeki ticaret tekelini de yürütüyor. Yani LPG'den, petrol ürünlerinden tutun kuru fasulyeye kadar, gıda maddelerine kadar ticaretin tekeli yani fiilen oluşan tekeli -demek ki başkalarının girişinde bazı engeller var- bir kişinin üzerine devredildiği zaman... Yani tekelci piyasa yapısı içerisinde ticaret gelişmez, ekonomi de gelişmez, kısırlaşır. Onun için, hem iç ticarette hem dış ticarette bu rekabet ortamının korunması... Her ne kadar Rekabet Kurumu buradaysa da, Sayın Hükûmeti ilgilendiren konularda pek rekabet kurallarının ihlal edilip edilmediğine girmediğini de biliyoruz ama ülkenin bundan kaybı var. O bakımdan, bir kere piyasanın kurallara uygun işlemesi lazım.

Onun dışında, dış politika da aslında ülkedeki ticari atmosferi etkileyen temel unsurlardan biri. Bakın, bazı dış politika sorunları Türkiye'nin dış ticaretini olumsuz etkiliyor. Şimdi, Rusya'yla, Irak'la, Suudi Arabistan'la yaşanan bazı sorunlar -benim somut gözlemlediğim- Türkiye'nin ihracatındaki belli kalemleri etkilemiştir. Mesela, Konya, yumurta üretiminde Türkiye'nin en fazla yumurta üretimi yapan ili konumundadır ama Irak'la ticarette sorunlar yaşandığı için bütün yumurtacılar batmıştır veya Antalya, biliyorsunuz domatesi Rusya'ya gönderir; Rusya'ya dünya kadar taviz verilmiştir, hâlen şu kotaları bir türlü kaldıramadık -niye kaldıramadık, anlamadım- ve Antalya'daki domates üreticisi Rusya'daki pazarın sınırlandırılmış olmasından dolayı büyük sorunlar yaşıyor ve siz eğer bu sorunları yaşıyorsanız yatırımcı da gelmiyor zaten.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, normal süreniz dolmuştur.

Bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ticaret mantığının kurallarına uygun olarak işlemesi lazım. Genel iklim, ticaret iklimi, atmosferi düzgün dizayn edilmezse, kurgulanmazsa "Bu ülkede hukuk devleti yoktur, hukuk sorunu vardır." algısı pekişirse hem içeride yatırımcı, üretimci ve tüccarın potansiyelini kullanmasını engellersiniz hem de dış ticareti etkilersiniz. Ama taleple ilgili konu son derece önemli. Bakın, tarihten iki tane örnek vereyim: İngiltere'de sanayi devriminin nasıl gerçekleştiğiyle ilgili 4-5 ciltlik bir kitap vardı, onu baştan sona okumuştum, o yüzyıllardaki İngiliz malları üzerindeki talep baskısının üretimi seri hâlde, daha fazla yapma ihtiyacını ortaya çıkardığını ve buna dayalı olarak sanayi devriminin gerçekleştiğini anlatıyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, ek süreniz de dolmuştur. Toparlarsanız çok sevinirim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hemen birkaç cümleyle toparlayacağım.

Veya Osmanlı iktisadına bakıyorsunuz, Osmanlı'da da büyük şehirlerin ihtiyacının karşılanması en temel sorun olduğundan Osmanlı ihracattan daha yüksek vergi aldı; ithalattan vergiyi hep düşük tutmuştur, biz onlara "kapitülasyon" diyoruz, aslında Osmanlı'nın iktisat mantığında bu vardır. Dolayısıyla, talep baskısı oluşturamadığı için bir türlü Sanayi Devrimi'ni gerçekleştirememiştir. Dolayısıyla talep, üretimin de refahın da ana kaynaklarından biridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyoruz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Onun için sosyal politikalar bu açıdan önemlidir ve de ekonominin kurallarınca demokratik zeminde işlemesi önemlidir diye düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum.