| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a) Ticaret Bakanlığı b) Rekabet Kurumu c) Helal Akreditasyon Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .11.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, öncelikle başınız sağ olsun diyorum, acınızı paylaşıyorum.
Değerli arkadaşlar, devlet, "İş yerlerinizi kapatın." diyerek esnafı kendi kaderine terk edemez; bu, iktidarın bir acziyetidir. Anayasa'da "Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir." der ve sosyal devlet bugünler için vardır. Oysa iktidar, salgın konusunda gizli bir sürü bağışıklığı politikasını izlerken diğer yandan yoksulluk için de sürü bağışıklığı politikasını izlemektedir. Esnaflara âdeta "Gücü olan dayanacak, olmayan kapıya kilit vurup dükkânını kapatıp gidecek." demek istiyor.
Değerli arkadaşlar, pandemi yakıcılığını artırıyor, yüzlerce vatandaşımız ölüyor, binlercesi yatakta. Sosyal devletin sağlayacağı sosyal korunmaya en çok ihtiyaç duyulan günlerdeyiz. Bugün, Ticaret Bakanlığının bu süreçte esnafları nasıl koruyamadığına değinirken yapılması gerekenleri sıralamak istiyorum. Aslında bütün sürecin tek cümlelik özeti şu değerli arkadaşlar: 2 milyonu aşkın esnaf pandemide yalnız bırakıldı.
Sayın Bakan, bugünkü sunumunda da esnaflara dair bir tek kelime bile etmedi, el insaf! Salgın döneminde esnafa "Dükkânı kapatacaksınız." dediniz 700 bine yakın dükkân geçici olarak kapatıldı. Dükkânı kapatmaya itirazımız yok ancak sağlık için mutlaka tedbir almamız, sosyal devlet olarak esnafımızı koruyacak bir zırh oluşturmamız gerekiyordu. Cumhuriyet Halk Partisi olarak "Hemen bir sicil affı çıkarılsın, esnaf bankadan kredi alabilsin." diye diye dilimizde tüy bitti, çıkarılmadı. Alınan sınırlı krediler var, kamu bankalarından kredi alabilen az sayıda esnaf kredi aldı ama şimdi dükkân kapalı, faiz de bindi, nasıl ödeyecek? Esnaf diyor ki "Benim ödeyeceğim şekilde taksitlendirin, benden faiz almayın." Doğru, gelir elde etmedi ki faiz alalım. "Yok arkadaş, ben anlamam illaki ödeyeceksin." demek tefeci tarzıdır, sosyal devletin değildir.
Değerli arkadaşlar, esnaf kan ağlıyor, "Kapatın." demesi kolay. Bu insanlar kiralarını, faturalarını nasıl ödeyecek? Daha da önemlisi ne yiyip ne içecekler? Sabah, vergi yapılandırması; akşam, işyerlerinin kapatıldığı haberi veriliyor. İyi, güzel, yapılandırılma yapıldı ama dükkânı kapattınız; nasıl ödenecek vergiler, borçlar, kiralar? Kırk yıldır vergi veren esnaf "Devlet bana kırk gün bakamadı." diyor. Sayın Bakan, sormak istiyorum "cereme" nedir? Şu an salgından dolayı bazı tedbirler alınıyor. Bunun esnafı zarara uğratacağı kesin. Peki, bunun ceremesini kimin çekmesi lazım? Esnafın omzuna yüklenebilir mi? Hayır. İşte bu noktada ceremeyi çeken esnaf oldu. Esnafı, virüs değil işte bu terk edilmişlik öldürecek Sayın Bakan.
Değerli arkadaşlar, sektörlerden bazı örneklere değinmek istiyorum. Kantin sahipleri diyor ki "Normal dönemde zaten biz altı ay çalışıyoruz. Altı ay daha okullar açılmazsa mahvolacağız." Lokantalara, restoranlara paket servis uygulaması geldi. Esnaf diyor ki "Paket servisle olacak iş mi bu? Kim iskenderi pakette yemek ister? Çalışan personelin maaşını paket servisle nasıl ödeyeyim?"
Diğer yandan, servisçiler altı aydır kontak açmıyor. Diyorlar ki "Dünyanın en pahalı yakıtını kullanıyoruz." Doğru. Şoför esnafının ticari akaryakıt desteğine her zamankinden daha çok ihtiyacı var, "Verin." dedik maalesef bu destek verilmedi.
"Zincir mağazalarla ilgili bir düzenleme yapın." diyor esnaf. Alışveriş merkezleri en azından haftada bir gün kapansın dedik, esnaf da bunu söylüyor ama kapatmadınız.
Kamu kuruluşlarına ait işyerlerinde çalışan esnaftan en azından dükkânın kapalı olduğu dönemde kira alınmasın dedik, aldınız. Pandemi boyunca zarara uğrayan esnafa kira desteği verilsin, stopajı kaldırılsın, esnafın sosyal güvenlik primlerini en azından devlet ödesin dedik, yapmadınız. Eğer esnaf SGK primini ödeyemezse sağlık hakkından da yararlanamıyor. Neredeyse esnafı bir çekip vurmadığınız kaldı.
Değerli arkadaşlar, bakın, şu noktayı vurgulamak istiyorum: Ayakta tutmak yeniden kurmaktan daha az maliyetlidir. Salgın sonrası "Keşke bu esnafın batmasına izin vermeseydik." diyeceksiniz. Hem de ayakta tutmak daha insanidir. Dükkânı batan insanlar taş mı yiyecek? Yeni kararlarla, 383 binden fazla iş yeri ve işletme ve bu işletmelerde çalışan yaklaşık 2 milyon işçi için "gelir kaybını destekleme ve işsizliğe karşı koruma paketi" hayata geçirilmeli, esnafa gelir kaybı ödeneği veya yardımları sağlanmalıdır. Bu kapsamda; günlük cirosunda yüzde 30 kayba uğrayan esnafa aylık 2.500 TL, günlük cirosundan yüzde 30 ile yüzde 50 arası kayba uğrayan esnafa aylık 3.000 TL, günlük cirosundan yüzde 50 ve üzeri kayba uğrayan esnafa aylık 3.500 TL gelir koruma güvencesine dâhil etmelidir.
Ayrıca, esnaf bakanlığı kurulmalı, sicil affı çıkarılmalı, kiralarda stopaj kaldırılmalı; krediler, vergi ve sigorta primleri faizsiz ve ödeme gücüne göre pandemi sonrasına ertelenmelidir. Küçük esnafımızın yanında çalışanların, kısa çalışma ödeneği sorunları giderilmeli, kamu kurumları kiracısı olan esnafımızdan kira almamalı, icra işlemleri durdurulmalı, okul kantinlerinden bir yıl kira alınmamalı, servis işletmecilerinin teminat mektupları iptal edilmeli, 6 milyon sokak esnafımız kayıt altına alınmalıdır.
Değerli arkadaşlar, biz bu önerileri getirdiğimizde "Para yok." diyorsunuz, oysa siz yoksulu desteklemeyi tercih etmiyorsunuz; bunu bilerek, isteyerek, bilinçli olarak yapıyorsunuz. Bakın, Sayıştay raporlarından birkaç örnek vermek istiyorum: Bu dönemde paralarımız kimlerin cebine akıyor? Türkiye'de üretilen ürünlerin markalaşması amacıyla hayata geçirilen Turquality Destek Programı'nda bir ayakkabı firmasına hak ettiğinin çok üzerinde destek ödemesi yapılmış; tam tamına 30,9 milyon, eski parayla 30,9 trilyon lira fazladan para verilmiş. Bu projeyle çoğunluk hisseleri yabancı şirketlere satılan markalara milyonlarca para aktarılmış. Sayıştayın dört yıldır sürekli ikaz ettiği bir konuda neden bir düzenleme yapmaktan ısrarla kaçınıyorsunuz?
Yine, Sayıştay raporlarına göre, Bakanlık yurt dışı birimlerinin kira ödemelerinde değerinin 24 milyon lira fazlası cebimizden çıkmış.
Diğer bir bulgu, TURQUALITY Destek Programı'ndan yararlanabilmek için ön koşul olan gelişim yol haritası hazırlanması işlerinin de Bakanlıkça belirlenen firmalara ihalesiz verilmiş olması. Bazı firmalara bedelinin 2 katı tutarında ödeme yapılmış, bu güne kadar bu firmalar 145 milyon liraya yakın kamu kaynağını iç etmiş.
Sayın Bakan, şimdi, siz bir şirkete gözünüzü kırpmadan "destek" adı altında milyonlar akıtın, yurt dışı birimlerine bol kepçeden 24 milyon lira fazladan kira akıtın, danışmanlık firmalarına 145 milyon liraya yakın kamu kaynağını aktarın, sonra da 2 milyona yakın esnafın derdine gelince görmezden gelin, kulağınızın üstüne yatın.
Bu kadarla kalsa iyi, iktidar Hazine garantili futbol yayınına geçmiş haberimiz yok arkadaşlar. İki gün içerisinde öğrendik, bir iddiaya göre Süper Lig'de Türkiye Futbol Federasyonu ile yayıncı kuruluş arasında yaşanan yayın krizinde 300 milyon liralık farkı Sayın Cumhurbaşkanının talimatıyla devlet ödeyecekmiş. Bu doğru mudur? Yani Katarlı şirketin ödemesi gereken 300 milyon lirayı biz ödeyeceğiz, öyle mi? Geçmediği yolun parası, tedavi görmediği hastanenin parası, uçmadığı havalimanının parası gibi izlemediği ligin parasını da vatandaş verecek. Yazık değil mi bu ülkenin parasına? Esnaf da diyor ki: "Ben de kredimi ödeyemiyorum, benim de 2 taksitimi devlet ödesin, bankayla anlaşamıyoruz." Yasaklar nedeniyle kapanan işletmelere, orada çoğu sigortasız çalışan garsonlara ödeme düşünülmüyor da Katarlıların kulüplere vermesi gereken parayı neden Hazine veriyor?
Sayın Bakan, bitirirken şunu söyleyeyim: Gelecek kuşaklar bu iktidarı pandemi koşullarında bile temel sosyal devlet ilkelerini uygulamaya yanaşmayan bir iktidar olarak anacaktır. Esnafa destek vermeyerek görevini yapmayan siyasi iktidara sesleniyorum, bir deyim vardır Anadolu'da: Kurt kışı zor da olsa geçirir ama yediği ayazı unutmaz, mutlaka size de bu konuda gerekli cevabı demokratik yollardan verecektir diyorum, bütçenizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.