| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün 2017 ve 2018 yıllarına ait bilanço ve netice hesaplarının görüşmeleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .11.2020 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Öncelikle başta Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutluyorum ve kendisine Atatürk ilke ve inkılaplarını hedef seçmiş olan öğretmenlerimizi de ayrıca kutluyorum.
Sayın Başkan, sayın Komisyon üyeleri, değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakan Yardımcım, Sayın Genel Müdürüm ve değerli bürokratlar; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, ben başka bir yönden bakmak istiyorum. Meslekten geldiğim için... Ve sigortalı hayatıma başlangıcım benim Toprak Mahsulleri Ofisi. Evet, ta 1997'lerde. Edirne Havsa Ajansında toz toprak içerisinde traktörlerle alımın yapıldığı döneme doğru gitmek istiyorum. Ben geçmişteki "Ofis çiftçinin kara gün dostu." tabelasının olduğu günleri yâd etmek istiyorum. Bakınız, şimdi, yeni slogan "Ofis çiftçinin dostudur.", "kara gün"ü düşürmüşüz.
Sayın Genel Müdürüm, Sayın Bakan Yardımcım; ya, siz nerenin Bakanısınız, nerenin Genel Müdürüsünüz? Onu merak ediyorum. Şimdi, Ofis kimlere hizmet ediyor, ona bakmak lazım. Hasat dönemi geldiğinde övünüyorsunuz ithalat başarınızla. Bence bu bir rezalet. Ülkenin gelmiş olduğu nokta bu. 2002'de 19,5 milyon ton buğday üretimi yapılan bir ülkede yıl 2019 -geçen yıl rakamları, daha bitmedi 2020- rakam aynı. Ya, ne oldu bize? Övünüyoruz "Eski Türkiye, yeni Türkiye." Ben eski Türkiye'yi arıyorum. İthalat değil, ihracat yaptığım günleri arıyorum. Yazık değil mi? Şimdi, lisanslı depoculuk diyoruz, evet, güzel. Ya, sizin gül gibi depolarınız var. Tekirdağ Limanı'nın olduğu yerdeki deponuz boş; kalkıyorsunuz, özel firmanın lisanslı deposuna mal koyuyorsunuz. Yazıktır ya, yazık, yazık; içim acıyor. Tekirdağ Limanı'na bakın, limanda gemiler, evet, Rus, Ukrayna ve menşei belirsiz gemiler şu anda sırada bekliyor. Hiç mi utanmıyorsunuz, hiç mi sıkılmıyorsunuz?
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Vekilim, biraz daha, böyle, tek tek.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bir dakika Sayın Başkanım, içim acıyor.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Ya, lütfen... Ama Bakın...
AHMET TAN (Kütahya) - Bir de dövseydiniz.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Lütfen dinler misiniz?
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Bir saniye Sayın Vekilim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Lütfen dinler misiniz? Ben müdahale etmedim. Lütfen dinler misiniz?
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Lütfen üsluba dikkat edelim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Geldiğimiz noktaya bakın. Bakınız Sayın Bakan Yardımcım, ülkeyi 2002'den bugüne getirmiş olduğunuz 2,4 milyar borçtan...
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Bakın, burası Genel Kurul değil. Lütfen... Komisyon toplantısı.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, müdahale edecekseniz çekip gideyim o zaman. Ben halkım adına buradayım. Ama lütfen. Müdahale edecekseniz çekip gideyim buradan.
AHMET TAN (Kütahya) - Usulüne göre konuşursan olmaz.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Ama bakın, böyle olmaz.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ama bakınız, bir şey gösterdim. Amasya Büyük Kızılca köyü... Az önce Sayın vekilimize de ifade ettim, izin de istedim kullanmak için. Tarım Kredi, sizin uhdenizde olan bir kurum. Şu anda Yargıtay kararlarına karşı gelerek haciz işlemi yapıyor. Diyor ki: "Tarım alet, makinesi haczedilemez." 2019 Yargıtay 12. Dairesinin kararı var ama yapılan burada. Evet, 2,4 milyar borçtan 170 milyar borca geldi çiftçi. Ya, nerede bu mutlu çiftçi ben merak ediyorum. Ayçiçek ithal, buğday ithal, mısır ithal, arpa ithal; Sayın Sarıkaya, hepsi ithal. Böyle yapmaya gerek yok. Ülkenin geldiği nokta, ithalat lobisi olduk. Ya, biz kime hizmet ediyoruz merak ettim. Benim çiftçim perişan. 1.650 lira fiyat verdik diye övündünüz. 1.800 lira fiyat verdiniz diye övündünüz ama geldiğiniz nokta, şu anda 2.300-2.400 liraya buğday alıyorsunuz. Siz Rusya'daki Ivan'ı, John'u veya Silviston'u destekliyorsunuz. Benim Ahmet agamı, Ayşe teyzemi desteklemiyorsunuz.
Sayın Kün Hocamız vardı, eğitim aldık, ziraat mühendisi arkadaşlar bilir. "Buğday ve koyun gerisi oyun." diyor Türkiye için. Evet, buğday üretimimizde biz rekorduk, ne oldu bizlere? İthalatçı olduk. Utanmamız lazım, sıkılmamız lazım.
Şimdi, Sayın Genel Müdürüm, ben merak ediyorum, alım baremi... Sayın Sarıkaya, siz de vardınız o dönemler. Ya, dünyanın hiçbir yerinde isimle alım yapılmaz.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Vekil, Sayın Vekilin soy ismi Karakaya.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Pardon, özür dilerim.
Alım isimle yapılmaz, speklerle yapılır. Bugün doktora gidiyorsunuz, sizi laboratuvara gönderiyor. Tahlil istiyor sizden, işte idrar tahlili, kan tahlili, şu tahlili, bu tahlili, ondan sonra ona göre size reçetesini yazıyor. Ya, siz makina almıştınız, hatırlar mısınız? Ne oldu aletler? Yazık değil mi? Milyonlarca doları çöpe attınız. Gidiyorsunuz hâlâ Ayşe, Fatma, Ali, Mehmet'le siz daha buğday alıyorsunuz; yazıktır.
Bakınız dünya borsalarına spekler konuşulur. 12 protein, işte şu kadar yabancı madde, şu kadar cansız madde. Biz ne yapıyoruz? Hâlâ annemizin dar sistemini kullanıyoruz; yazıktır bize ya, yazık. Ondan sonra kalkıyoruz, geldiğimiz noktada övünüyoruz.
Bakınız, önceden bile çiftçiye destek veriyordunuz. Neye destek veriyorduk? Kaliteli ürüne destek veriyorduk. Kuruşla prim veriyordunuz. Şimdi ne yaptık? İki yıldan beri o kaliteli desteği artık kaldırdınız. Kim çıkardı bunu merak ediyorum? Hem diyoruz kaliteli buğdayımız yok, kaliteli ürünümüz yok, kaliteli ürün üretirsen sana ceza, prim yok. Ya, böyle mantık var mı? Siz kime çalışıyorsunuz ben merak ediyorum? Ondan sonra biz dâhilde işler için ihraç ve ithalat yapıyoruz. Önce sen kendi içerideki kaliteli ürün üreten çiftçini destekle, ondan sonra kalk, dâhilde işler için ithalatını yap. O da zaten bir muamma ya geldiğimiz noktada. İşte biz onda ihracatta birinciyiz. Ya, bakın bakalım rakamlarınıza, neyi getirdiğimize. Utanmamız lazım, 2019'daki 10 milyon tondan fazla buğday aldı bu ülke. Yazıktır bu ülkeye. Bu ülke üreten bir ülke, yeter ki siz çiftçimize destek verin.
Bakınız, siz ceza veriyorsunuz. Kaliteli ürün üretirseniz size prim yok. Kardeşim, dünyada speklerle alım yapılır ama benim ülkemde isimle; Ayşe nene, Fatma baba. Var mı böyle bir şey ya? Size soruyorum Sayın Genel Müdürüm, Sayın Bakanım; sizsiniz benim muhataplarım. Bana dünyanın başka bir ülkesinde böyle bir alım baremi var deyin.
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Siz alım baremini biliyor musunuz? Bakın, orada bürokrat cevap veremiyor.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Karakaya, lütfen, siz, bakın.
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Bürokrat cevap veremiyor diye bunu yapmanın bir geçerliliği var mı?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Siz cevap verdiniz.
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Söylediğinizin hiçbiri doğru değil.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Nasıl değil?
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Yapmayın ya, ayıp. Spekler yoksa neyle alınıyor?
ATİLA SERTEL (İzmir) - Başkanım, siz müdahale eder misiniz?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sizi yirmi dakika dinledik biz. Yaptıklarınız ortada.
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Vallahi ayıp ya.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yaptıklarınız ortada diyorum, yıllardan beri gelinen noktada hâlâ birinci sırada ekmekle buğday, şusu, busu veya ikinci sırada ekmekle buğday.
Ya, ben diyorum ki size...
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Değerli Vekilim, lütfen ya.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ondan sonra kalkıyorsunuz, fındıkta, şunda, bunda birinciyiz diyorsunuz.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Müdahale edecek misiniz Başkanım?
LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - Niye bağırıyorsunuz?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Dinler misin?
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Ama söylediklerinizi hep doğru zannediyorsunuz.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Hayır, bir dakika ya, niye bağırıyorsunuz?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Arkadaşlar, bakınız, biz sizi dinledik. "Fındıkta birinciyiz." diyorsunuz.
MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Ama biz ne dedik ki?
AHMET TAN (Kütahya) - Sayın Başkanım, yirmi dakika arkadaş konuştu.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Vekilim, Sayın Sertel, Sayın Tan, Sayın Aygun; sakin olmanızı rica ediyorum.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, içimiz acıyor.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Anladık yani, lütfen. Genel Kurulda gibi konuşuyorsun, dışarıda konuşur gibi konuşuyorsun. Lütfen, burası teknik bir komisyon.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, beyefendi geldi, biz o kadar sakin geldik ki...
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Ama herkes, 20'ye yakın arkadaşımız sakin sakin konuştu. Lütfen, rica ediyorum ya.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Şimdi, geldiğimiz noktada bütün arkadaşlar diyor ki işte...
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Konuşma demiyoruz ki konuş ama sakin konuş lütfen.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ya, buğdaydan olduk arkadaşlar biz. Buğdayda ihracatçıydık daha önceden.
Soruyorum, şimdi ayçiçeğinde haklısınız, net ithalatçıyız. Bunun bana göre çözüm noktaları bulunması gerekiyor Bakanlık olarak. "Millîyiz, yerliyiz." dediğimiz zaman, sözde hep yerliyiz, millîyiz diyoruz ama geldiğimiz noktada, siz hâlâ daha Bezostaja buğdayını yerli tohum olarak kabul ederseniz ben bir şey demem.
Şimdi, bakınız, az önce dediğim gibi fındıkta ihracatçıyız. Zaten sen dünyada tekelsin. Elimdeki en güzel, a kalitedeki ürünü heba ettiriyoruz ve ondan sonra hemen kolayı var ihracatçısı fındık birinciyiz, şunda birinciyiz ama diğerlerini saklıyoruz. Asıl sorun olan bizim gıda ürünlerimiz. Ana ürünlerimiz nedir? İşte buğdaydır, arpadır, mısırdır, ayçiçeğidir. Bunlarda biz ne yaptık acaba? Ona bakmamız lazım. Buğdayda herkes kabul ediyor ki geldiğimiz nokta artık hüsran. Toprak Mahsulleri Ofisi bana göre şapkayı çıkaracak, ortak bir proje, ben ne yapabilirim? Ben nasıl tarıma küsen o çiftçileri tekrar toprağa kazandırayım? Ona bakmamız lazım.
Maalesef işte ben yoktum o kısımda 800 kilo veren -Sayın Zeybek söyledi- vallahi o verimin Türkiye'de ortalaması yok. Ben doktora yaptım, ıslahçıyım aynı zamanda. Sayın Genel Müdürüm, ben 800 kilo Türkiye ortalaması olan buğdaylar... Ortalama diyorum, görmedim, sulak arazide 1 ton veren çeşitler var ama o spesifik bölge, bizim 230-240 kilo ortalamamız var.
Şimdi buradan spekülatif bir yaklaşımla gidersek yanlış olur.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - On dakika doldu Sayın Vekilim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Aradakileri sataşmaları alacağım.
Biz hâlâ daha 19 milyon tonlardaysak o zaman bir sıkıntı var bizde. Bunu bizim, sen, ben değil... Bizim feryadımız neden bizim dövizlerimiz yurt dışına kaçtığını soruyorum ben. Bunu sorgulamak istiyorum.
Şimdi, ÇKS, Çiftçi Kayıt Sistemine kitlemişsiniz çiftçiyi, eğer verimi ortalamasının üzerine aldığı zaman dekarı uymuyorsa ona siz destek dahi vermiyorsunuz Bakanlık olarak, siz değil, Bakanlık dedim. Şimdi bunların da çözülmesi gerekiyor ki çiftçiyi rahatlatalım. Neden icralık olsun çiftçi? Demek ki bir yerde bir sorun var, sıkıntı var. Bizim o sıkıntıyı çözmemiz lazım hep beraber. Muhalefeti, iktidarı birlikte havuza gireceğiz, aynı havuza ve ülkenin gerçek sıkıntısı olan neden biz bu sorunları yaşıyoruz şu anda ona bakmamız lazım. En basit olay şu: Ya, işte 2002 biz buradaydık. 2002'de 2 milyon 700 bin çiftçiyi aldınız ÇKS'yle kayıtlı, getirdiğiniz noktada 2 milyon 43 bine. Ne oldu çiftçiye?
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Vekilim, lütfen sözlerimizi tamamlayalım.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bitiriyorum Başkanım.
Şimdi, borcu aldınız 2 milyar 400 binden 170 milyara gelmiş. O zaman bir yerde sıkıntı var. Demek ki bu çiftçi kazanmadığı zaman üretemeyecek.
Onun için Sayın Genel Müdürüm yol yakın, bu ülkenin buğdayla ilgili, arpayla ilgili yeni bir vizyona, yeni bir stratejiye ihtiyacı var. Kısa vadede ve orta vadede planlarınızı koymanız lazım ve az önce de denildiği gibi lisanslı depo tamam ama sizin kendi depolarınız vardı, o depoların da tekrar faaliyete geçmesi lazım. Tekirdağ'da o sahildeki güzel siloların dolması lazım. Öncelikle özel sektörün değil kendi deponuzun... Yazıktır, günahtır bu ülkenin kuruşunu harcıyorsanız düşünmeniz lazım. Oradaki boşa giden paralar hepimizin parası diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum.