KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim öncelikle kapsamlı sunumunuz için Sayın Genel Müdürüm.

Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yetki ve sorumluluk çerçevesi oldukça geniş çizilmiş. Mahallî idarelerin altyapı sistemleriyle ilgili genel planlamadan, programlamadan, teknik altyapı tesislerine ilişkin envanteri tutmaya, katlı ve köprülü kavşak gibi yapıların projelerini yapmak ve yaptırmaktan teknik altyapıya ilişkin her türlü etüt, proje, yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine ilişkin usul ve esasları belirlemeye kadar tanımlı konularda faaliyetleri gerçekleştireceğinize ilişkin bir tanım yapılmış. Siz bu faaliyetlerden hangisini gerçekleştirdiniz?

İki: Genel Müdürlüğünüzce hazırlanan Atık Su Toplama ve Uzaklaştırma Sistemleri Hakkında Yönetmelik, İçme ve Kullanma Suyu Temini ve Dağıtım Sistemleri Hakkında Yönetmelik ile Yağmur Suyu Toplama, Depolama ve Deşarj Sistemleri Hakkında Yönetmeliklerin belediyeler ve diğer ilgili kurumlar nezdinde ne oranda uygulamaya yansıdığı değerlendirilmektedir? Uygulamadan gelen geri dönüşler olmuş mudur? Yerelde belediyelere ait olan bu görevlerle Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğünün alakası olduğunu düşünüyor musunuz?

Altyapı Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 6306 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği günden bugüne kadar gerçekleştirdiği toplam harcanan kira yardımını söylediniz zaten, sunumunuzda vardı. Hak sahibi binaların yapımının ne kadarı onlara gitti? Güçlendirme kredisinin ne kadarı afet zarar azaltma projelerine harcanmıştır? İlgili mevzuatta riskli yapıların yıkım işlemlerine kredi desteği verilmesi söz konusu mudur? İkinci sorum bu.

Üçüncü sorum: 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde Genel Müdürlüğünüz için yapılan düzenlemede afet risk azaltma ve güvenliğine yönelik tek bir maddenin olmaması deprem yönetim sistemimiz için bir zafiyet değil midir? Bugüne kadar kaç riskli alan ilan edilmiş, kaçında yetki ilgili idareye devredilmiş, kaç tanesinin işlemleri Bakanlıkça takip edilmiştir? Kaç riskli alanda dönüşüm proje işlemleri tamamlanmıştır, riskli alan ilanında doğru bir strateji izlenmiş midir? Bu kadar çok sayıda alan ilan edileceğine daha az sayıda ama mekânsal, sosyal, ekolojik ve afet risk azaltma odaklı dönüşüm uygulaması yapılsa ve tamamlanmış olsaydı daha uygun olmaz mıydı diye bir soru yöneltmek istiyorum.

Köylerimizin de dönüşüm projeleri kapsamına alınması ve bu yerleşimlerdeki dayanıksız ve niteliksiz binaların dönüşümüne finansal destek sağlayacak modeller yönünden bir çalışmanız var mıdır?

Dördüncü sorum: Riskli alan ilan edilen sahaların afetsellik karakteri araştırılmakta mıdır? İlan edilen alanların depremsellik, yüzey faylanması, tehlike ve sakınım zonu, heyelan, taşkın ve benzeri afet risklerine göre dağılımı nedir? Bu türden afet risklerine sahip sahaların belirlenmesi ve riskli alan ilan edilerek öncelikle dönüştürülmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır? 6306 sayılı Yasa'nın afet risk azaltmaya odaklı, sosyal boyutu güçlendirilmiş, kapsayıcı ve katılımcı yeni bir içerikle düzenlenmesine yönelik bir çalışma düşünülüyor mu?

Beşinci sorum: 6306 sayılı Kanun'a 2019 yılında eklenen -sizin de az önce atıfta bulunduğunuz- "Uygulamanın resen yapılması" başlıklı 6/A maddesinde Bakanlığa verilen "Yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alanlar ile kendiliğinden çöken veya zeminin kayması, heyelan, su baskını, kaya düşmesi, yangın, patlama gibi sebeplerle ağır hasar gören veya ağır hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamaları maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaksızın Bakanlıkça resen yapılabilir veya yaptırılabilir." yetkisi hangi alanlarda, kaç bina için kullanılmıştır? Bu yetki kullanılırken heyelan, su baskını, kaya düşmesi ve benzeri etüt ve analizler yapılıyor mu? Bu yetkinin kullanımında, örneğin 7269 sayılı Yasa uygulamalarıyla çakışma ve çatışma yaşanıyor mu? Yine, ülkemiz için en riskli alanlardan olan yüzey faylanması sakınım bandı içerisinde kaç yerde dönüşüm yapıldı?

Altıncı sorum: 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen ve İzmir il merkezini etkileyen depremdeki afetzedeler için Şehir Hastanesi arkasındaki saha da rezerv alan ilan edildi. Bu süreçte sahada jeolojik ve jeoteknik ve paleosismolojik etütler yaptırdınız mı ve buna ilişkin rapor hazırlandı mı? Varsa bir örneğini Komisyona sunarsanız çok mutlu oluruz. Bu sahada diri fay haritasında gösterilen fay hatlarının mevcut olduğu göz önüne alındığında, bu fay zonları araştırılmadan, sahada bir planlama yapılması mümkün müdür? Değilse, neden koruyucu önlemler alınmadan rezerv alan ilan edilerek planlamaya açılmıştır? Öte yandan, bu alanın sel ve taşkın karakteri araştırılmış mıdır diye sormak istiyorum.

7269 sayılı Yasa'ya göre Bakanlar Kurulu kararıyla afet riskli alanlardaki yapılar için de Yapı Kayıt Belgesi verilmiş midir, adeti hakkında bilgi verebilir misiniz? AFAD Başkanlığınca bu konuda Bakanlığınız uyarıldı mı, uyarıldıysanız buna karşılık ne yaptınız? Yine, aktif fay zonu üzerinde 18 kent, 80'i aşkın ilçe ve 502 köy için özel bir çalışma -size de aynı soruyu yönelteyim- yaptınız mı, yaptıysanız nerelerdir bunlar?

Son olarak da kira süresi dolduğu hâlde hâlen yapıya başlamamış müteahhitler için bir yaptırım uygulanıyor mu? Yani yapıya bir türlü başlamayıp... Kira süresi dolan vatandaşlarımızdan yöneltilen bir sorudur. Böyle bir yaptırım var mı?

Bir de Dünya Bankasını ikna ettiğinizi söylediniz. Burada kentsel dönüşüm için Hazine garantisi isteniyor mu?

Çok fazla soru sordum ama yazılı da cevap verebilirsiniz.

Teşekkür ediyorum.