| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve 60 Milletvekilinin, Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3572) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .04.2021 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Bakanlıklarımızın değerli temsilcileri, değerli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Özellikle, bu kanun teklifinin iyi anlaşılması için takdimini çok düzgün bir şekilde yapan Konya Milletvekilimiz Ziya Altunyaldız'a teşekkür ediyorum. Çünkü, buraya çok kanun teklifi geliyor ama pek çoğu takdim ederken, açıklama yaparken anlaşılmasın diye çaba harcıyorlar; çok ender günlerden birini yaşamış oldum bu Komisyonda, bir teklif sahibi anlaşılması için çaba harcayarak takdimini yapmıştır.
Bu teklif, akaryakıtla bağlantılı olarak vergi ziyaını önlemeye yönelik olarak düzenlenmiş maddelerden oluşmaktadır. Elbette, akaryakıta sadece kamuya gelir sağlayacak bir kaynak olarak bakmak yani yolunacak bir tavuk gözüyle değerlendirip sadece vergilere odaklanmak doğru değildir. Akaryakıt, değişik sektörler açısından, ülke ekonomisi açısından farklı anlamlar ifade eden bir niteliğe sahiptir. Hatta insanlık tarihi açısından bile enerji en temel konulardan biridir. Daha önce de ifade etmiştim, meşhur bir iktisat tarihçisi vardır Cipolla, insanlık tarihini ekonomik gelişim süreci açısından incelerken enerji kullanım miktarlarının artışını temel kavram olarak almış ve incelemiştir. İlk dönemlerde insanlar sadece kas gücüyle üretim yapabilmişler, daha sonra hayvanlar ehlileştirmişler ve hayvan enerjisi kullanmışlar, daha sonraki yıllarda rüzgârı, dalgaları kullanarak enerji elde etmişler, nihayet 18'inci yüzyılda buhar gücü insanın kullandığı bir enerji olarak sanayiye uygulanmış, dünyayı baştan başa lokomotifler dolaşmaya başlamış, büyük bir üretim potansiyeli yaşanmış ve onun arkasından da nükleer enerjiden güneş enerjisine varıncaya kadar enerji kullanımı insanlık tarihinde ekonomilerin gelişmesinde en önemli faktör olarak değerlendirilmiştir. Günümüzdeyse enerji hâlen geçmişten de daha önemli bir nitelikle önemini devam ettirmektedir ve günümüz açısından da enerjiye bakarken enerjinin maliyetleri ön plana çıkmaktadır. Küresel rekabetin olduğu, tüm ülkelerin birbiriyle yarıştığı, daha ucuz ve kaliteli malı üreten ülkelerin dünya ekonomisinde büyük mesafeler aldığı günümüz dünyasında enerji maliyetleri her ülke açısından önemlidir ve mümkün olduğunca, özellikle stratejik sektörlerde enerji maliyetlerinin düşük olması rekabet gücünü, üretim potansiyelini, ihracat gelirlerini, dış ticaret dengelerini, hatta bununla birlikte bütçe dengelerini sağlayacak ana etmendir.
Şimdi, önümüzdeki paketi bu açıdan değerlendirecek olursak, bir kere, sektör üzerindeki devlet baskısını artıran bir niteliğe sahip, genel olarak baktığımızda. Ve sektör üzerindeki vergileri artıran, vergilerin daha erken tahsilini sağlamaya çalışan ve bunun da ötesinde, teminat alınmak suretiyle... Bundan önceki bir kanunda da yine böyle bir teminat müessesesi vardı, vergileri erkene çekme vardı. Bu, bir defaya mahsus yeni bir vergi tahsil etme anlamına geliyor aslına bakarsanız. Bu teminatların miktarı bu yıl için ne kadar gelir sağlayacak onu da merak ediyorum; anlamlı bir miktar mıdır yoksa çok büyük değer atfetmeyeceğimiz bir miktar mı olacaktır, bu önemli ama sürekli buraya gelen metinler teminat istemeye başladığı zaman teminatın ilk yılı için bu ilave bir ek gelir niteliğinde olacaktır. Bu niteliği itibarıyla baktığımızda pakete, daha çok vergi ihtiyacını, gelir ihtiyacını, hazinenin, Maliyenin gelir ihtiyacını düşünerek hazırlanmış bir metin görüntüsündedir. Cezaları artırmanın, baskıyı artırmanın vergi kaçaklarını ortadan kaldırmayacağı da bir gerçektir. Üstelik bunun ortaya çıkaracağı maliyet, mesela, çiftçiler açısından ne anlam ifade edecek, bunun analizinin yapıldığını zannetmiyorum. Yani maliyetler arttıkça değişik sektörler bundan etkilenecektir. "Vergi" dediğiniz zaten ilave maliyet demektir. Şu anda çiftçinin kullandığı mazottaki çok yüksek fiyatların ana nedeni de mazotun kendi fiyatının değil, üzerinden alınan vergilerin miktarının çok fazla oluşundan kaynaklanmaktadır, diğer sektörler itibarıyla da böyle ama şunu belirteyim: Vergi kaçaklarını önlemenin yolunun böyle baskıcı ve kuralları artıran, vergileri, yükümlülükleri artıran bir düzenleme olduğunu düşünmemek lazım.
Ben hatırlıyorum, 2002-2007 arasında da Adalet ve Kalkınma Partisi ilk iktidara geldiğinde de bu akaryakıt üzerindeki vergi kaçaklarının, akaryakıttaki kaçakçılığın önemli bir sorun olduğu Hükûmet tarafından tartışılmıştı ve Bakanlar Kurulunda bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmasına karar verilmişti ve bir Akaryakıt Kaçakçılığıyla Mücadele Komisyonu kurulmuştu. O Komisyonun Başkanı bendim ve uzun süre ilgili Komisyon üyeleriyle, ilgili birimlerle ve bakanlıklarla birlikte mesai yapıldı. Bu mesai sonrasında madde madde neler yapılması gerektiğiyle ilgili düzenlemeler belirlenmişti. O belirlediğimiz düzenlemelerde buna benzer maddeler de vardı ama iki temel düzenleme şuydu: Birincisi, bu ulusal markerın kullanılması, o döneme kadar ulusal marker yoktu akaryakıt üzerinde. Ulusal markerın kullanılması suretiyle kimyasal bir formül kan tahlili gibi çok basit şekilde denetlenecek, eğer marker konulmamış bir yerde bir petrol bulunursa onun anlamı kaçak petrol anlamına gelecekti. Bu, gerçekten, denetim açısından pratik ve çok yaygın uygulanacak bir hadiseydi. Son dönemlerde marker denetimlerinin de oranının çok artmış olması belki bugün için dahi sektörün biraz çekidüzen içerisinde olmasında katkısı vardır diye düşünüyorum. İkinci önemli düzenleme de bu pompada fiş uygulamasıydı. Eskiden, böyle fişler rastgele sonradan yazılırdı vesaire ama o düzenleme de aynı şekilde o kaçakçılığın önlenmesiyle ilgili önemli bir tedbirdir diye görülmüştü ve bir süre de bu akaryakıt kaçakçılığı dile gelmemişti. Burada anlıyorum ki piyasa kendisini yeniliyor, devlet de kendisini yeniliyor. Yeniledikçe eski tedbirler yeni dönemde biraz işlemez hâle geliyor. Hiç unutmuyorum, üniversite hocalığım sırasında katma değer vergisi yeni yürürlüğe girmiş, sınıfta katma değer vergisini anlatıyorum. Üretimden tüketim zincirine kadar tüm halkaların bu katma değerle birbirini izleyeceği, bir halkada kaçak olursa öbürünün üzerine o vergi yükünün bineceği, dolayısıyla mükelleflerin birbirlerini belge düzeni açısından denetleyeceklerini ve bunun vergi kaybına, vergi ziyaına, vergi kaçağına engel olacağını anlatmıştım. Öğrencinin biri dedi ki: "Hocam, bundan sonra vergi kaçakçılığı olmayacak mı?"
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Vekilim, toparlayalım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben de şöyle bir düşündüm, ilk defa karşılaştım bununla: Olmaz olur mu? "Vergi kaçakçılığını engelleyelim diye belli sayıda uzman, bu KDV, vesaire vergi sistemi üzerinde çalışıyor, uygulamaya sokuyor ama işte o zaman -nüfus muhtemelen 60 milyondu- 60 milyon insan da "Bu düzenlemeler arasında nasıl vergi kaçırırım?" diye çalışıyor; kaçırmak isteyenlerin sayısı düzenleme yapanlardan daha fazla olduğu için muhakkak bir açık yerini bulurlar, atlatacakları bir noktayı tespit eder ve eski usul devam ederler." demiştim. Şimdi, geldiğimiz noktada tekrar bu var ama bu, akaryakıtla bağlantılı olanların bu sistemi deldiğiyle eş anlamlı değil tabii. Yani mükellefler açısından bakacak olursak buradaki temel sorun -bu kaçak akaryakıt da büyük ölçüde dışarıdan geldiğine göre- sınırların kontrol edilemeyişi, gümrüklerin yeterince kontrol edilemeyişi yani burada devlette zaaf var ama bu teklif, devletin kendisindeki zaafı vatandaşın üzerine yıkıyor. Yani gelip giden petrol tankerlerini vesaireyi düzgünce denetlemek lazım, düzgünce kontrol etmek lazım ama denetimde zaaflar ortaya çıkıyorsa burada devlet ricalinin buna göz yumduğunu da düşünmek lazım. Ben, yıllarca Türkiye'de -işte Hamzaçebi de söyledi- IŞİD petrolünün satıldığını biliyorum. İşte, Osmaniye'de akrabalar, orada, sınır bölgesinde anlatırlardı bana, hortumun bir ucu karşı tarafta, bir ucu bu tarafta; hortumun başında telefonla biri, geliyor, bidonla bile akaryakıt satıyorlardı. Karşı tarafa diyor: "Şu kadarlık bırak." Bırakıyor, bidonu dolduruyor, parasını alıyor, gönderiyor. Bu, devletin gözü önünde yıllarca yapılmıştır ve sistem buradan zaafa uğramıştır. Yine, aynı şekilde, dışarıdan gelen petrolü devletin nasıl kontrol edemediğini ben anlayabilmiş değilim.
Şimdi, bu yüklerin, devletin baskısının, vergilerin, yükümlülüklerin artırılması yoluyla yapılacak iş, vergiden kaçınmayı da vergi kaçakçılığını da teşvik edecek bir hadise hâline gelecektir. Siz yükü ne kadar artırırsanız mükellefler o kadar kaçma ihtiyacı duyar. Başlangıçta denetimi düzgün yaparsanız sorun temel olarak daha iyi çözülür diye düşünüyorum ve dolayısıyla bu metnin, bu paketin gözden geçirilmesi gerektiği kanaatinde olduğumu ifade etmek istiyorum çünkü burada çelişkili şeyler de oluyor, her bir teklif gelirken ekonomik politika olarak, mali politika olarak yasalaşma sürecinden daha önce gelen metinlerin tersine hükümler içeriyor yani önce politikanın belirlenmesi lazım ve düzenlemelerin de o ana politikaya uygun olarak buraya gelmesi gerekir diye düşünüyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.