KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET HALUK KOÇ (Ankara) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Bakan Yardımcısı, bürokratlar, değerli arkadaşlar; ben bunu zaman zaman söylüyorum ama tekrar etmek babında değil; aranızda, şöyle bir bakıyorum, Parlamentodaki en kıdemli üyeyim.

Bir üzüntümü paylaşmak istiyorum, tabii, bu konuyla da doğrudan bağlantılı; hem bir güncel konunun ilgili olabileceği düşünülen bir Komisyonda tartışılmaması ya da tartışılmasının ötelenmesi.

Değerli arkadaşlarım, Parlamento tümüyle -burada iktidar, muhalefet ayrımı yapmıyorum- Türkiye'de çok net bir şekilde irtifa kaybediyor yani milletin sorunlarının tartışıldığı bir alan olmaktan çıkıyor. Üzülerek söylüyorum, biz şu anda burada göstermelik olarak bulunuyoruz çünkü peş peşe çıkarılan yasalar, yapılan değişiklikler Parlamentoyu, ülkenin gündemindeki sorunları tartışma odağı olma yerinden süratle uzaklaştırıyor; bu üzüntü verici. Tabii ki iktidarın bazı konuları sınırlama, bazı konuları öteleme, bazı konuları tartıştırtmama hakkı olabildiği gibi, muhalefetin de toplumu ön planda ilgilendiren, milleti ön planda ilgilendiren ana konularda Parlamentoyu komisyonlarıyla, Genel Kuruluyla, denetim işleviyle -ne kadar kaldıysa tabii- çalışmaya davet etmesinin görevi olduğunu düşünüyoruz fakat bu görevler maalesef, bizlerin iradesiyle budanmış durumda. Bu, daha sonrasında ne olur? Ben bir dahaki dönem aday olmayacağım. Bundan sonrasında Parlamento nasıl bir süreç izler? Eğer bir değişiklik yapılmazsa ben çok karamsarım, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yani konu mavi pasaport, gri pasaport -bazı arkadaşların dediği gibi- bunlarla ilgili değil bence, konu başka. Biz burada görevimizi yapmıyoruz, yapamıyoruz, işlevsiz hâle getirildik, tıp deyimiyle önikoid olduk.

Değerli arkadaşlarım, bunları tartışırsınız, tartışmazsınız; yeni bir İçişleri Komisyonuyla ek bir şey yapılır, yapılmaz; soruşturma yürütülür, yürütülmez; adli boyutu şöyle gider, böyle gider. Türk milletini esas ilgilendiren temel konulardan birinin Dışişleri Komisyonunun ana gündemi olması lazım.

Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu mevcut hâliyle dün ortak bir açıklama yaptı Amerika Birleşik Devletleri mevcut Başkanının Türk milletini hakir gören açıklamalarıyla ilgili, densizlikleriyle ilgili. Şimdi, baktığımız zaman, Dışişleri Komisyonunu bu açıklama ve bu açıklamanın içeriğindeki süreçler ilgilendiriyor mu ilgilendirmiyor mu? Bence tam kalbindeyiz işin. Bakın, bu süreçlere 2006'da Amerika'da oluşturulan heyetlerde randevu alınan tüm kongre üyelerine ve tüm sivil toplum kuruluşlarına -Yahudi lobileri başta olmak üzere- giden heyetteki görev alan bir arkadaşınız olarak söylüyorum. Fransa'da 2 dönem, Sarkozy döneminde "Ermeni soykırımı yoktur." demenin hapis cezasıyla cezalandırılma yasasının çıktığı gün Fransız Parlamentosunda -kulaklarını çınlatıyorum- Onur Öymen, Şükrü Elekdağ ve Gülsün Bilgehan'la beraber beş günlük kulis çalışmasından sonra o Mecliste Türkiye için söylenenlere tanık olup ağlayan bir kardeşiniz olarak söylüyorum ve çıkışta orada toplanan insanların ana avrat küfrettiği bir arkadaşınız olarak izliyorum. Yine, aynı şekilde, Sayın Volkan Bozkır'ın Başkanlığında, Tahsin Burcuoğlu Paris Büyükelçisiyken, o dönemde oluşturulan heyette bir hafta Fransa'da kapı kapı gezen heyetin içindeki bir arkadaşınız olarak söylüyorum: Değerli arkadaşlarım, altımızdan halıyı çekiyorlar. Sayın Cumhurbaşkanının hangi saikle dozunun ayarlandığını bilmediğim konuşmasının tepki dozuyla geçiştirilecek bir olayla karşı karşıya değiliz. Bu 2 cümle önemlidir. Daha detayına girmek istemiyorum. Hangi saik sözünü herkes kendi meşrebine göre değerlendirebilir. Orada neyin konuşulduğu, neyin konuşulmadığı beni ilgilendirmiyor. Beni Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine karşı yapılan bu hasmane tutum ilgilendiriyor. Ben milletvekiliyim, sizler gibi. Bu, benim görevim, sorumluluğum. Ben bu çatı altında bunu irdelemeyecek isem, tartışmayacak isem -arkadaşın dediği gibi- gri olmuş, mavi olmuş ne olacak? Ana konu... Melekler erkek mi dişi mi? Oraya getiriyoruz işi. Varlık sebebimiz var, Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlık sebebi var. Altımızdan halıyı çekiyorlar. Belki önümüzdeki kırk, elli, yüz sene içerisinde bizi çok farklı yerlere sürükleyecek olan bir yolun ilk taşını döşüyorlar. Değerli arkadaşlarım, bu, ciddi bir olay. Buna mutlaka... Bakın, Justin McCarthy, 24 Mart 2005... Türkiye Büyük Millet Meclisinde o zaman iki grup vardı: AK PARTİ ve Cumhuriyet Halk Partisi. İki partinin de ortaklaşa değerlendirmesiyle, Sayın Şükrü Elekdağ'ın -kulaklarını çınlatıyorum buradan, emekleri yadsınmazdır- girişimiyle çok ciddi bir tavır alınmıştı ve süreç bütün dünyada tarihçilerin ve tarih komisyonlarının irdelemesine doğru çevrilmişti Parlamento iradesiyle. Peki ne oldu o sene içerisinde? Tekrar bu konu oradan çıkıp, o eksenden çıkıp tekrar Türkiye karşıtı bir siyasetin yoluna döşenmeye başladı. Bunları tartışalım ya! Bunları tartışmamız lazım ve Dışişleri Komisyonunun ana gündemi bu olması lazım!

Biraz duygusal davrandım, kusura bakmayın.

Teşekkür ederim Başkanım.