KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, genel gerekçeye baktığımız zaman ekonomik reformlar paketiyle bağlantılı bir düzenleme olduğunu vurgulamaktadır ve "makroekonomik istikrarın temini, rekabetçi üretim ve verimlilik artışları, şeffaf ve öngörülebilir ve hesap verebilir yönetişim hedefleri doğrultusunda hazırlanmış bir kanun teklifi" olarak ifade ediliyor. Gerçekten böyle sözleri iddialı bir şekilde peş peşe sıralamak gayet kolaydır ama yaptığınız işin bu iddialı hedeflerle bir ilgisi var mı, bir bağlantısı var mı? Maddelere bakıyorum, bu maddelerin hiçbirinde bu söylediğiniz hedefleri gerçekleştirmeye yarayacak hiçbir şey yoktur; hatta rekabetçi üretim ve verimlilik artışını sağlamaya yönelik de bir şey yok, şeffaflık ve öngörülebilirlikle de ilgili hiçbir şey yok, makroekonomik istikrarla da ilgili bir şey yok. Bu tam da tersi yani şeffaflığı bile zayıflatan ifadeler var. Dolayısıyla eğer bir genel gerekçede bir hedef koyduysanız ve iddialı sözler söylüyorsanız bunu kapsayacak bir paketin buraya gelmiş olması lazımdı.

Bir kere, ekonomi reformları paketi... Yani bu Hükûmetin veya bu iktidarın diyeyim, canı sıkıldıkça bir ekonomi reform paketinden bahsetmesinden yani vatandaş da bıkmıştır ben de bıktım. "Ekonomi reform paketi" dediğiniz, işte, "eylem paketi" dediğiniz şeyler günübirlik, ikide birde ortaya dökülecek metinler değildir; üzerinde kırk kere düşüneceksiniz, bir kere ilan edeceksiniz. Yani son yıllarda o kadar çok bu reformdan bahsediliyor ki reform kelimesi dejenere oldu. Belki bu iktidar döneminde 20'den fazla reform ve eylem paketi var. Yani lütfen kavramları yıpratmayın, kavramları yıprattığınız zaman yaptığınız işe kimse inanmaz, yaptığınız işin de ekonomi üzerinde, toplum üzerinde hiçbir etkisi olmaz. Zaten bu ekonomi reformları paketiyle ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanı ilk yaptığı açıklamada uzun uzun "Şunu yapacağız, bunu yapacağız, böyle bir iddialı paket çıkarıyoruz ortaya." diye konuşma yapmıştı. O konuşmaya baktım, esnaf yok pakette, çiftçi yok pakette, hele hele "Fiyat istikrarını bir tarafa bırakıyoruz." diyor. Ya, fiyat istikrarını bir tarafa bırakarak, enflasyonu bir tarafa atarak bir ekonomi reformundan söz edilebilir mi? Neyse, daha sonra ilgili bakanlık bu ekonomi reform paketinde neler olup olmadığıyla ilgili daha ayrıntılı bir metin açıkladı, bir eylem planı ortaya koydu, çoğu çok da işe yarar maddeler değildi ama belki işe yarama ihtimalleri olan bazı maddeler de vardı, bazı ifadeler de vardı ama gördüğümüz şey şu ki: Bu ekonomi reform paketine dayalı olarak getirilen bu ilk paket, ekonomi reformuyla hiçbir ilgisi olmayan, rastgele, tıkanan, işlemez, daha önce buradan geçirilen ve işlemez hâle gelen maddeleri yeniden düzeltmeye yönelik maddelerden oluşmuş; tekrar, yani yazboz tahtası. Plan ve Bütçe Komisyonu yazboz tahtasına dönmüş ve buradan geçtikten sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu yazboz tahtasına dönmüştür. Ülke böyle idare edilmez, yasama faaliyeti de bu şekilde yapılmaz.

Onun için -diğer arkadaşlar da söylediler- yasama faaliyetlerinin nasıl olması gerektiği, kanunların nasıl düzenlenmesi gerektiği, iddialara göre metinlerin ortaya nasıl çıkması gerektiğiyle ilgili yeniden, iktidar partisi milletvekillerinin -en azından Komisyon üyelerimizin- kendi aralarında Sayın Başkanın da nezaretinde toplanarak bir çeki düzen vermeleri lazım ya, gerçekten bıktık usandık. Yani ben bunun üzerinde konuşayım mı konuşmayayım mı, konuşmaya değer mi değmez mi onu düşünüyorum ama siz konuşsanız da konuşmasanız da Meclisten geçtiği an 84 milyon insanın hayatını etkiliyor bu maddeler. O hâlde ne yapacağız?

"Aman efendim, iktidarı devamlı eleştiriyorsunuz." Ya, güzel bir şey yapın da eleştirmeyelim, methedelim Allah aşkına ya! Yok öyle bir şey, hâlâ iddia ediyorsunuz burada, hayretler içerisindeyim. "128 milyar dolara hiçbir şey olmadı." Yerinde mi duruyor? Ya, Merkez Bankası Başkanı, görevden alınan Başkan, daha önce geldi, kaç milletvekili sordu "Sayın Başkan, yeni geldiniz, hassasiyetinizi biliyoruz, yeni oturdunuz ama şu net döviz rezervlerinin ne kadar olduğunu rakamsal olarak bize söyleyin." Kaç kişi bastırmasına rağmen hatta nezaketen 128 milyar doları da sormadık, sonunda Garo dayanamadı, "Ya, şu 128 milyar dolar ne oldu? Onu bir söyle." dedi. Dedi ki: "Ben bunları araştıracağım, sonra paylaşacağım." Araştırırken kıyamet koptu. Bir kere "128 milyar dolar önemli bir mesele değil; o normal, usulüne göre harcanmıştır." diyemezsiniz. Bu 128 milyar dolar yüzünden Merkez Bankası bir buçuk, iki senedir deprem yaşıyor, deprem. 4 başkan değişti ya, 4; altında bu var. Siz hâlâ diyorsunuz ki: "Hiçbir şey olmadı." Büyük iş oldu. Kanun diyor ki: "Bir Merkez Bankası Başkanı atanınca dört yıl görevden alınamaz." Buna rağmen 4 başkanı iki yılda değiştiriyorsunuz, orada deprem var. Hele Naci Ağbal, Cumhurbaşkanının en muteber, en mutemet bürokratlarından biriydi; milletvekilliği yaptı uzunca dönem, bakanlık yaptı, Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığı yaptı, en güvenilir elemanı olarak getirdi, oturtturdu. Muhtemelen 128 milyar doları kurcaladığı için o kadar ilişkiyi de bir tarafa bırakarak görevden aldı ama depremi sadece Merkez Bankası yaşamadı ki Hazine ve Maliye Bakanlığı da yaşadı. En muteber, ülkedeki bütün parayı emanet ettiği, üstelik damat olan Bakanı görevden aldı veya istifa etmek zorunda kaldı ve istifasını kabul etti. Hazine ve Maliye Bakanlığında da deprem yaşandı. Bu iktidar iki büyük merkezde iki büyük deprem yaşıyor, hâlâ diyor ki: "Efendim, bir şey yoktur onda, o usulü dairesinde gitmiştir." Ne biçim usulü dairesinde kullanmadır bu? Nereye gittiği belli değil. İki yıldır bastırıyor piyasa "Ne oldu?" diye... İki yıl sonra, bakın, iki yıl sonra...

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Eski Maliye Bakanlığı yapmışsınız, bakın, bir şey demeyeyim diyorum ama dayanamıyoruz ya! Yani eskiden bakanlık yapmışsınız bari böyle iri iri söylemeyin bunu ya, böyle midir yani ya! Bakanlık yapmışsınız siz ya...

CAVİT ARI (Antalya) - Nasıl söylemesi lazım?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Yani işleyişi bilen insansınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bakın iri iri söylüyoruz ki siz direnesiniz diye.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Biz de sükût edelim siz söyleyin biz de burada... Yani bir yere geliyor dayanamıyoruz ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - E konuş kardeşim, konuş ya!

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Böyle olmaz ya! Burada söyledi arkadaşlarım.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya ne söyledi? Ne söyledi? E şimdi diyorsunuz ki bakın...

SALİH CORA (Trabzon) - 2001 yılında 5 milyar dolar sattınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya arkadaşlar...

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - "En muteber adam." diyorsunuz siz de bizim en muteber isimlerdendiniz. Ne var bunda? Yani yeri gelir değişim yaşanır, ne var bunda?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kardeşim nasıl değişim yaşanır?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Ama böyle dediğiniz zaman hepimiz...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Üç ayda en muteber Merkez Bankası Başkanı görevden alınıyorsa, ondan önce de 3 kişi alınıyorsa, yeni gelen de sorulduğu zaman "Ya, işte bu 'drone'lar uçuyor, mermiler atılıyor, bunların masrafı nereden..." diye... Ya, Merkez Bankası Başkanı böyle mi konuşur ya? Yeni gelen de öyle konuşuyor. Çünkü işiyle ilgili konuşsa, işiyle ilgili iş yapmaya kalksa o da görevden alınacak. Mecburen başka şeyler konuşuyor. Bu bir deprem değil de nedir? 128 milyar dolar, bakın...

SALİH CORA (Trabzon) - Ne olmuş 128 milyar dolara?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yirmi ayda sizin dediğiniz gibi piyasaya "usulü dairesinde" aktarılmış olsa dolar kuru 5,3'ten -o yirmi ayın başlangıcına bakın- 7,8'e çıkmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, süreniz tamamlandı, toparlarsanız çok sevinirim.

SALİH CORA (Trabzon) - Saldırı var.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - Ne saldırısı ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani 250 kuruş artmıştır. Ya, 128 milyar dolara boğsanız piyasayı, piyasada dolar böylesine bollaşsa 250 kuruş artar mı ya!

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Görüşlerinizi ifade ettiniz, toparlarsanız çok sevinirim. Daha epeyce söz isteyen arkadaşımız var.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hem dolar artmış hem faiz. Hem faizi hem kuru böylesine patlatan bir Merkez Bankası yönetimi olamaz, bir iktidar olamaz.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum, sağ olun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ne söyledik de hemen teşekkür ediyorsunuz.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz tamamlandı.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Önümde bir harita var dünyadaki faiz oranlarıyla ilgili. Ya, Arjantin dışında dünyanın en yüksek faizi Türkiye. Böyle bir şey olur mu? Bu kadar piyasaya enjekte ediyorsun, bir taraftan kur tavan yapıyor, bir taraftan faiz tavan yapıyor, bir taraftan enflasyon tavan yapıyor, bir taraftan işsizlik tavan yapıyor. Böyle bir ekonomi yönetimi olur mu ya! Böyle bir ekonomi yönetimi nerede olsa o gün bırakır gider ya! Parlamenter demokrasi olsa bu Hükûmetin bir seçim ayakta duracak hâli yoktur.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyoruz Sayın Şener, sağ olun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ve şu paketi de getiriyorsunuz ekonomik reform paketinin bir parçası olarak. Ya güleyim mi ağlayayım mı?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, ifade ettiniz görüşlerinizi, çok teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hele İsmail Bey...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Açıklayayım ben.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Komisyon üyelerimiz bu tip şeyleri getirmesin arkadaşlar, imza atmayın şunlara ya!