KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi uygulamasının benzerleri geçmişte Zorunlu Tasarruf Fonu ve Zorunlu Konut Edindirme Kesintisi adıyla uygulanmış ve başarısız olmuştu. Bu 2 fon için yapılan kesintiler yıllar sonra ve gerçek nemalandırma yapılmadan, çalışanlar ciddi kayıplara uğratılarak geri ödenmişti. Sonuçta ne çalışanların ciddi bir birikimi oldu ne de bu fonlarda çalışanlar ev sahibi olabildi. Zorunlu BES de benzer bir sonuca mahkûm bir uygulama olarak görülmekte; amaç çalışanı değil ekonominin ve sermayenin ihtiyaçlarını karşılamaktır; amaç sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin piyasalaştırılması ve özelleştirilmesidir; amaç devletin kamusal bir hak olarak sağladığı emeklilik sisteminin aşındırılması ve küçültülmesi buna karşılık özel sigorta şirketlerinin desteklenerek finans sermayesinin teşvik edilmesidir.

Hazinede para kalmadı, yeni kaynak arayışına giriyor iktidar, 18 yaş altı vatandaşlarımızı BES kapsamına alıyorsunuz, bunu kimden bekliyorsunuz? Bu ödemeyi kim yapacak? Milyonlarca ücretli çalışanın aylık geliri asgari ücret düzeyinde, kayıt dışı istihdam edilenler asgari ücret bile elde edemiyorlar, milyonlarca işçi İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yani kendi primleriyle birikim yaptığı bir kaynaktan kısa çalışma ödeneği almakta yani pandemide bile işçiler kendi kendini finanse etti. Ücretsiz izne çıkarılanlar günlük 50 lira açlık ücretine mahkûm edildi, gençlerin dörtte 1'i işsiz, ülkede çalışabilir 63 milyon 401 bin kişiden istihdam imkânı bulabilen kişi sayısı sadece 28 milyon 89 bin. Geniş tanımlı işsizlik oranı Mart 2021 itibarıyla yüzde 25,8, geniş tanımlı işsiz sayısı 9,2 milyona ulaştı. TÜİK'in açıkladığı resmî enflasyon bir tarafa, halkın çarşı pazarda yaşadığı enflasyon yıllık olarak yüzde 50 olarak ifade edilmekte, emekli maaşı açlık sınırının altında. Ülkede bunlar yaşanırken 18 yaş altı vatandaşlarımızı BES kapsamına almak için teklifte bulunuyorsunuz. Nedir bireysel emeklilik? Çalışanların tasarrufları üzerinden otomatik katılımlı ve başlangıçta zorunlu bir tasarruf sistemi. Değerli arkadaşlar, çalışanların ağırlıklı bir çoğunluğu elde ettiği gelirle asgari ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor; borç içinde, yokluk içinde geçim sıkıntısı çekiyor; bu yoksul kesimden tasarruf yapması bekleniyor. Çalışanların tasarrufları üzerinden kurgulanan bu sisteme bir de 18 yaşından küçük vatandaşların katılımı bekleniyor, hem de salgın döneminde.

Mevcut bireysel emeklilik sistemi uygulaması Türkiye'de beklenen sonucu vermiş midir, bunu öncelikle sorgulamak lazım. 2013 yılında devlet katkısı gibi çok ciddi bir teşvik sağlanmış olmasına rağmen çalışanlar tarafından benimsenmiş bir sistem olmamıştır, sınırlı sayıda kişinin katılımı söz konusu olmuştur. Bu sisteme girenler iyi bir gelir elde edemediklerini düşündüklerinden sistemden çıkmaktadırlar. Devlet katkısı teşviki sunulmasına rağmen on yedi yıllık dönemin sonunda kişilerin sistemden çıkış oranı yüksektir. Neden mi? Size güncel bir örnek vereyim, geçen hafta Muğla'dan bir vatandaşın aldığı bilgilere dayanarak söylüyorum: Bireysel emeklilikte yedi yılda 40 bin TL biriktirmiş bir kişi bugün BES'ten çıkmak istediğinde devlet katkısının yüzde 65'i kesiliyor yani 6 bin TL kesinti oluyor. "Peki, bu kişinin yüzde 100 devlet katkısından faydalanması için ne gerekiyor?" diye baktığımızda -biraz önce de söylendi- on yıl şartı ve 56 yaş şartı isteniyor yani parayı bu iktidar kullanacak, geri ödemeyi on yıl sonraki iktidar yapacak gibi bir durum.

Değerli arkadaşlar, ücretli çalışanların büyük bölümü asgari ücret seviyesinde gelir elde etmektedir. Özellikle 10 kişiden az çalışanı bulunan iş yerlerinde ücret seviyesi asgari ücrettir. SGK verilerine göre, Türkiye'de istihdam edilenlerin yarıdan fazlasının sigorta primine esas kazancı asgari ücret seviyesindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz dolmuştur, toparlarsanız.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım, teşekkür ediyorum.

TÜİK'in Komisyona sunduğu rapora göre, bir kişinin asgari aylık geçim maliyeti, hem de Kasım 2020 tarihi itibarıyla net 2.800 TL olarak hesaplanmıştır. TÜRK-İŞ'in otuz dört yıldır her ay düzenli olarak yaptığı araştırmaya göre de Nisan 2021'de tek bir kişinin aylık yaşam maliyeti net 3.336 liradır. Bu uygulama, iş gücü piyasasına zarar vermektedir. OECD ülkeleri içerisinde en düşük asgari ücret ödenen ülkeler arasında Türkiye bulunmaktadır. Reel olarak asgari ücretin en düşük seviyelerde olduğu Türkiye için bu şekildeki tasarrufların artırılması akılcı yaklaşım değildir. Bunun yerine, kullanılabilir gelirin artırılması üzerinden bir politika üretilmelidir.

Teşekkür ediyorum.