| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3632) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 27 .05.2021 |
BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Tüm arkadaşları, katılımcıları saygıyla selamlıyorum.
Evet, uzun süredir ilk defa böyle ilgili maddelerin bir arada olduğu bir torba yasa, bir yasa teklifiyle karşılaşıyoruz; bu anlamda bir teklif bu. Bu sevindirici çünkü yakın zamanda gelen tüm gelen o önerilere baktığımızda, daha geçen hafta içerisinde bile...
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Görüşülebilir hâle getirdiniz.
BURAK ERBAY (Muğla) - Evet, maalesef, ilgili maddeleri bir arada göremez hâle gelmiştik.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Hep birbiriyle ilgili ama torba diyor, yine torbadan vazgeçmiyor.
BURAK ERBAY (Muğla) - Şu anda işte, ilgili olması güzel yani uzun süredir göremedik.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Alışkanlık, alışkanlık Başkanım.
BURAK ERBAY (Muğla) - Geçen hafta bile konkordatonun içinde işte, neydi, imar ruhsatlarıyla ilgili harçların olduğu yasalar bir araya gelmişti. Yani bunlardan uzaklaşıp gerçekten konuyla ilgili gerekli araştırmalar yapılarak tekliflerin gelmesi, tarafların fikirleri alınarak gelmesi sevindirici; doğru yasa yapma yöntemidir diye düşünüyorum. Bu anlamda da tabii ki de emek veren tüm herkese, bürokrat arkadaşlara teşekkür ediyoruz, büyük emeklerle buraya geldiğini biliyoruz.
Hep de mücadelemiz, söylediğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet yaşaması, çağdaş, muasır medeniyet seviyesine ulaşması ve bu noktada yasama faaliyetini yürüten milletvekilleri olarak bu mücadeleye katkı verme, bu faaliyete katkı verme çabası içerisindeyiz. Her hafta hepimiz sekiz on saatlik yollardan geliyoruz, burada yürütülen faaliyetlere, çalışmalara katkı vermeye çalışıyoruz. Dediğim gibi, amacımız nedir? İşte bu, içerisinde beraberce bulunduğumuz ana kolonların, ana binanın sağlam bir şekilde ayakta kalması ve gelecek kuşaklara da bunu en doğru şekilde aktarma mücadelesi içerisindeyiz. Ancak maalesef bu son yaşananlara baktığımızda, ülkenin içinde bulunduğu duruma baktığımızda, bu ana kolonlarda ciddi bir çürümenin olduğunu görüyoruz. Bunlar gerçekten bizi üzüyor. Dediğim gibi, bir katkı vermeye, bir artı değer katmaya çalışsak da yaşananların maalesef hiç umut verici olmadığını görüyoruz. İşte yakın zamanda dinî referanslı bir terör örgütünün devletin tüm kanallarına kadar sızdığını gördük; hâlâ etkileri var, devam ediyor. İşte bir mafya yapılanmasının nerelere sızdığını, neler yaptığını, ne gibi faaliyetler içerisinde olduğunu görüyoruz; bırakın onların anlattıklarının doğru olup olmadığını, gelin, beraber Muğla'nın istediğiniz köşesini gezelim, bu ve benzeri hikâyeler o kadar çok ki. Ona gerek yok, İstanbul'a gidelim, İstanbul'da -vardır belki bildiğiniz, duyduğunuz- kendini gene devletin yapısıyla birlikte ifade eden yapıların ne işler çözdüğünü, ne işler çözmek için referanslar aldığını, yürüttüğünü hepimiz biliyoruz. Yarın göreceksiniz, bunlar yine başka videolarla ortaya çıkacak, er ya da geç çıkacak bunlar çünkü şu anda anlatılanlar, o zaman, daha önce konuşuluyordu birtakım videolarla ortaya çıkıyor şu anda yaşanmaya devam edenler de yarın gene çıkacak. O yüzden gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor.O kadar çok konu var ki dediğim gibi. Bir de insanların kendini güvende hissederek yarınlara umutla bakması gereken ama yaşanan o olaylar.... İşte yakın zamanda "sanal para" diye bir şey yaşandı; insanların milyonlarca, milyarlarca dolar para kaybetmesinden bahsediyorum. Gerekli tedbirleri alamadık; başka yüzeysel konularla uğraşmaktan, başka birilerinin dayattığı konuları konuşmaktan tedbir alamadık.
Daha dün, kendi ilimde bir ilçenin belediyesinin sayfasından şöyle bir uyarı atılmış: İşte "'Adınız terör örgütü soruşturmasına karıştı.' diyerek kendini savcı olarak tanıtan insanlara itibar etmeyiniz." diye hâlâ birçok yerden SMS alıyoruz, internet sitelerinden duyurular yapılıyor. Bu ne? Bu, işte yarattığınız bu toplumun sonucu, bireylerin içerisinde olduğu psikoloji. Hâlâ üst düzey insanların, eğitimli insanların gidip bu yapılar, bu söylenen tehditlerle ilgili paralar yatırdığını görüyoruz. İşte şu az önce anlattığım, çizmeye çalıştığım tablonun sonucu bu, insanlarımız bu durumda. Telefonla talimat veriyor "Git, para çek." diyor. 50 bin lira, 100 bin lira götürüyorlar, para yatırıyorlar. Bunların içinde işte, sizin de maalesef siyaseten uzantılı olduğunuz, irtibatlı olduğunuz söylenen veya oluşturduğunuz tabloların sonucu bu arkadaşlar. Bir şeyler söylendiğinde karşı çıkıyorsunuz "Hayır, öyle değil." diyorsunuz ama işte bu, bakın, daha dün.... Bu belediye de AKP'li belediye, uyarıyı yapan belediye, daha dün atılmış. Bireyler, insanlar bu durumda yani buradaki uyarıları dikkate almıyorsunuz, farklı şekilde algılıyorsunuz, başka yerlere çekmeye çalışıyorsunuz ama işte az önce, Komisyon ara vermeden önceki tavır. Yani arkadaşlara söz için "Tamam." diyorsunuz; "Öğle arası gelecek, ona göre söz vereceğim, buyurun." diyorsunuz, arkadaş hazırlık yapıyor ve söz istediği zaman "Konuşmadınız." diyorsunuz yani gerçekten çok çocukça bir tavırdı. "Burası ciddi bir Komisyon." diye az önce beni uyardınız, ondan önceki tartışmada, "Burada olmaz öyle her şey." dediniz yani görünce inanamadım.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Sayın Erbay...
BURAK ERBAY (Muğla) - Evet Başkanım.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - O durumu siz de bütün arkadaşlar da burada yakından gördü.
BURAK ERBAY (Muğla) - Evet Başkanım.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Ben şunu söyledim: Saat 13.30'a kadar geneli üzerinde görüşmeleri tamamlamayı planlıyoruz. Tamam mı? 13.30'a geldi, daha söz talepleri vardı. Söz taleplerini almak istemedi arkadaşlar, dediler ki: "Biz geneli üzerini oylamadan önce, maddelere geçilmesini oylamadan önce konuşmak istiyoruz." Ben de dedim ki: O zaman devam edelim, geneli üzerindeki görüşmeyi bitirdikten sonra ara veririz; buyurun, söz talepleriniz deyip tek tek düğmeye basıp sözleri verdim ama sizler hep sözleri birbirinize takdim ettiniz ve biz de oylamayı yapıp aramızı verdik.
BURAK ERBAY (Muğla) - Ama Başkanım, ben...
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Oradaki problem bizden kaynaklanmadı. Sizin kanun teklifiyle ilgili....
BURAK ERBAY (Muğla) - Geleceğim Başkanım. Ama bu uygulamaları...
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - ...konuşacağınız başka husus varsa devam edin.
BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam Başkanım.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Bakın, kanun teklifiyle ilgili konuşmak üzere Komisyon üyesi olmayan bir milletvekili olarak buradasınız.
BURAK ERBAY (Muğla) - Evet.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Biz nezaket gösteriyoruz, sizi dinliyoruz, tamam mı? Ama kanun teklifiyle ilgili konuşmadığınız zaman Komisyon Başkanının sizin sözünüzü kesme hakkı var İç Tüzük'ten kaynaklanan ama bunu yapmıyoruz.
BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, kesebilirsiniz.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Bunu yapmıyoruz. Siz burada Başkanlığa "çocukça" diyerek ifadeler kullanırsanız, sözünüzü keseriz biz de.
BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, saygı duyarım kesebilirsiniz, yetkiniz var.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Kimin çocukça hareket ettiği şimdi ortaya çıktı.
BURAK ERBAY (Muğla) - Peki, Başkanım, siz öyle diyorsanız.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Buyurun, toparlayın.
BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, toparlamaya çalışacağım ama bakın, yasama faaliyeti yapıyoruz, burada üst düzey bürokratlar var. Ülkenin geldiği tabloyu çizmedikten sonra...
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Herkes dinliyor, evet.
BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, teşhisi doğru yapmadıktan sonra tedaviye geçemeyiz.
Bakın, az önce yaşanan olayı da gözümle gördüm; milletvekili arkadaşımız kamerayı hazırladı.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Hangi kamerayı hazırladı?
BURAK ERBAY (Muğla) - Kendi kamerasından kayıt yapmak üzere hazırladı milletvekili arkadaşımız.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Benden bahsediyor; isterseniz ben açıklarım.
BURAK ERBAY (Muğla) - Daha sonra siz "Öğle arası vereceğim." deyince toparlandı.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Ya burada kamera diye bir usul yok?
BURAK ERBAY (Muğla) - Başkanım, gördüm, yaşadık yani geçsin kayıtlara da. Hani ben yaşadığımı, gördüğümü biliyorum ama siz, onun öyle olmadığını iddia ediyorsunuz; o da ayrı. Ama orada kamerasını topladı, ondan sonra söz verdiniz, o da bir hazırlık yapmaya başladı, ondan sonra "Bitirdim." dediniz. Yani gördük, neyse Başkanım, yaşananlar dediğim gibi oldubitti; neyse.
Bu doğrultuda yani kesebilirsiniz takdir sizin ama ben buradan şuraya gelmek istiyorum. Bir yasama faaliyeti yürütüyoruz, bu ülkeyi seviyoruz, bu bayrağı seviyoruz, insanlar birlik beraberlik içerisinde şu ülkede huzurlu yaşasınlar, mutlu olsunlar, üretenler emeğinin karşılığını alsın, kaygımız bu dediğim gibi çoluğumuzu çocuğumuzu bırakıp buraya geliyoruz, siz diyorsunuz ki "Sözünü keserim." yapabilirsiniz, yetki sizdedir ama gerçekten bu tarz...
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Şimdi, bakın, konuyu yine yani... Durup dururken "Sözünüzü keseceğim." demedim ben size.
BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam, demediniz; tamam.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Çocukça konuşunca onu söyledik.
BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam. Bunları da niye söylediğimi de açayım bir cümleyle bitireceğim ondan sonra maddelere de geleceğim, devam edeceğim.
Bakın, her yaptığınız bu tarz...
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Değerli arkadaşlar, bakın, burası bir ihtisas komisyonu. Dilediğiniz kadar konuşabilirsiniz konuyla ilgili olarak ama sürekli aynı kelimeler, aynı cümleler; arkadaşların da tabii ki bir sabır noktası var. Yani şu anda 1'inci maddenin üzerinde konuşmalar gerçekleştiriyoruz. Burada tekrara düşmeden ifade etmek istediğiniz hususları edin, bu konuda özgürlük var, biz bunu zaten kısıtlayamayız.
BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ederim Başkanım, sağ olun.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Hocam, daha 1'inci maddeye geçmedik ha! Biz geleceğiz daha.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Efendim.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Biz daha 1'inci maddeye geleceğiz şimdi, biraz sonra geleceğiz.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Evet.
Buyurun, tamamlayın, bağlayın sözlerinizi.
BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam bağlayacağım Başkanım.
Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Yapılan, çağdaş devletlerde olmaması gereken her türlü usul, tavır vatandaşa bedel olarak geliyor; buraya bağlamak istiyorum. Yaptığınız bu tavır, yani beni bu ülkesini seven bir genç olarak umutsuzluğa düşürdü Başkanım. Burada bir Adalet Komisyonu Başkanının az önce o gördüğüm tavrı umutsuzluğa sevk eder ve ben gittiğimde yarın dağ köyünde bunu anlatırım, anlatacağım da yani bu tavrı gözümle gördüm, yaptığınızı. Bu dediğim gibi bir şey kazandırmaz; sizi şu anda tatmin edebilir, işte konuşmayı kapatabilirsiniz, Komisyonda başka maddelere geçebilirsiniz ama bizim temsil ettiğimiz o bireylere bir şey kazandırmayacağını düşünüyorum. Bu tarz her türlü geri kalmış uygulama da hem bizim dünya çapındaki ülkeler arasında geri kalmamıza sebep olur, yarın üreten çiftçimizin malını niye satamadığımızı da... İşte bu ve buna benzer geri kalmış uygulamalardan dolayı vatandaşımız bedel öder ama takdir tabii ki dediğim gibi sizindir, yetki sizde Başkanım.
Buradan da şuraya gelmek istiyorum: Hani her ne kadar yasa yapıyorsak da tabii ki içinde bulunduğumuz siyasi ortamlarda toplumların durumunu çizmek zorundayız, oradan da maddelere gelmek zorundayız ama işte içinde bulunduğumuz mafyanın durumu, yok -az önce denildi işte- terör örgütlerinin devlete sızması sonucunda da vatandaşlar haklı olarak birtakım beklenti içerisinde. Oy vermişler sizlere, yüzde 50'den fazla oy vermiş, beklenti içerisinde ama gerçekten yaşananlar, o ana kolonlar dedim ya, başta söyledim, bir çürümüşlük var artık yaşanan. Yirmi yıldır oluşturulan tablonun sonucunda acaba bir refleks gelir mi derken bugün sabah umut verici bir şey olmuş, AKP'li bir üst düzey yönetici, belediye başkanlığı yapmış birisi istifa etmiş. Kısaca da onu okumak istiyorum; bakın, bu tabloyu da kendi üyenizin söylemesinin önemli olduğunu düşünüyorum, açıklamasında da şunu söylemiş: "Benim için AK PARTİ artık 'ak' değildir." sözleriyle başlayarak, "Ülkemin Cumhurbaşkanından 'Arkadaşlarımızın bir eksiklikleri, bir hataları varsa bunlar da araştırılacaktır. Burası bir hukuk devletidir. Babam da olsa bunu yapandan hesabını sorarım.' demesini beklerken hak, hukuk, hakkaniyet ve adalet kavramlarının çok uzağına düşecek şekilde kısaca 'Arkadaşlarımıza sahip çıkıyoruz.' dedi." diyor ve "2000'li yıllarda Tayyip Erdoğan safına geçtim, kendisiyle evinde yaptığım görüşmede bana 'Bak, başkan, seçilemezsin sıkıntı olur.' diye uyardığında 'Ağabey, ben ikbal ve istikbal peşinde değilim, sizin davanız benim davamdır. Biz imam hatipliyiz; seçilmesem de Ulubatlı Hasan gibi şimdiden bayrağı dikmiş olurum.' dediğim de yerinden kalkarak bana sarılmıştı. Şahsen ben, bu bilinç ve inançla katıldım onun hareketine." İfadelerini kullanmış ve daha sonra da istifa sebebinde de açıklamasının sonunda ise istifa nedenlerinde "Bir, Süleyman Soylu'nun açıklamaları; iki; Mehmet Ağar ve Tolga Ağar'ın iddiaları; üç; Erkam Yıldırım hakkındaki iddialar." demiş ve devamında da "Üzülerek gördüm ki biz aldatıldık. Bu dönemde mademki reis gereğini yapmıyor, bize düşenin gereğini yapalım." deyip Adalet ve Kalkınma Partisinden istifa etmiş yani bu, belediye başkanlığı da yapmış biri Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinden.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ- Evet, toparlayalım.
OĞUZHAN KAYA (Çorum) - Başkanım, bu il başkanı olamadığı için istifa etmiş olmasın, Hükûmetin il başkanı adayı yapılmadığı için.
SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) - 11 milyon üyemiz var.
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) - Burak Bey, CHP'den istifa eden vekiller var, onları burada açalım mı?
OĞUZHAN KAYA (Çorum) - Daha iki ay önce il başkanı olsaydı hiçbir sıkıntı yoktu.
MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Ondan sonra da başka konularda bir CHP'li bir iş yaptı diye hemen şey yapıyorsunuz.
GÜLAY SAMANCI (Konya) - Muharrem İnce'ye gidenleriniz oldu.
BURAK ERBAY (Muğla) - Toparlıyorum Başkanım.
Yani böyle bir tablo içerisinde yasa yapma faaliyeti çabası içerisindeyiz. O yüzden biz istiyoruz ki bu tabloları samimiyetle hep beraber sorgulayalım.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Tamamlayalım.
BURAK ERBAY (Muğla) - Teşhisi hep beraber doğru şekilde yapalım yoksa hiçbirimiz birbirimizden üstün değiliz, ortak akılla bu soruna... Bakın, on beş yıl ağır ceza avukatlığı yapmaya çalıştık, defalarca bu cezaevlerinde bulundum. Gönül isterdi ki böyle bir düzenleme varsa, cezaevleri düzenlemesi yapılacaksa; arkadaşlar, sayın muhalefet vekilleri, bakın, böyle bir düşüncemiz vardır, alın bizim taslağımız bu ne yapıyorsanız, veyahut da çalışın, diyebilirsiniz bize fikirlerinizi bildirin deseniz; zaten işte, Ali Haydar Hakverdi arkadaşımız ve onların yürüttüğü bir çalışma vardı, sahada olan kişiler olarak işte gardiyan arkadaşların bize ilettiği, cezaevine girip çıkmış kişilerin bize ilettiği durumlar var ve bunlarla ilgili, daha olgunlaştırarak belki daha katkı sunabilirdik. Buraya gelmek istiyorum, yani, birilerini yok sayarak değil de bu uygulamaları yapıp... İşte geçenlerde mesela, Muğla'de E Tipi'nde bir arkadaşın annesi arıyor: "Oğlum, çocuğu götürdüler, corona olmuş duydum ama bilgi alamıyorum." diyor. Arıyorum, nedir durum diye sorduğumda sağ olsunlar o anda bilgi verdiler ama çocuk dışarıdan sağlıklı girmiş, o geçici koğuşa aldıklarında orada dışarıdan gelen diğer çocuk corona olduğu için diğer 3-5 kişi de coronaya yakalanmış ve aynı kişileri orada tutmaya devam etmişler. Mesela, bu uygulama bu şekliyle yanlış bir uygulama yani bunlarla ilgili konuları işte gönül ister ki sıkıştırmadan, acele etmeden, telaşa kapılmadan beraberce konuşalım. Dediğim gibi mesela, gardiyan arkadaşların bekledikleri birçok düzenleme var ama işte oradan müdahale, buradan müdahale... Elimizden geldiğince katkı vermeye çalışıyoruz, dediğim gibi, gönül ister ki daha geniş zamanda tartışalım. Bundan sonra reform gelecek deniliyor, nedir bilmiyoruz. Bilgi verirseniz ona göre katkı vermek adına yani siz hepsini yanlış yapıyorsunuz demiyoruz samimiyetle gelmişiz burada, bir eksik... Daha sonra çünkü ne oluyor? Aralara o maddeler sıkıştırılarak düzenlemeye çalışılıyor; bunu daha önce İmar Affı'nda da gördük, çıkan o yargı reformunda da gördük, hep yolda kervan düzmeye çalıştık. Bunu yapacağımıza biraz daha fazla mesai yapalım, uygulamadan görüşler alalım, bunu daha doğru, daha sağlıklı yapalım demek istiyordum, kaygım buydu.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Teşekkür ederiz.
BURAK ERBAY (Muğla) - Ben teşekkür ediyorum.
Sağ olun.