KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, hem Komisyonumuza geldiğiniz için hem Mihrimah Hanım'ın sunumuna hem de sizin sunumunuza, açıklamalarınıza teşekkür ederiz.

Benim birkaç sorum var. Tabii, iklim felaketiyle karşı karşıya dünya, hepimiz bundan etkileneceğiz; dolayısıyla, ekonomiler de etkileniyor, etkilenecek de. Dünya, karbonsuz bir ekonomiye doğru gidiyor. İşte, sizin derginizde de var, bahsettiniz de, Avrupa Yeşil Mutabakatı bunun örneği. Diğer taraftan, bir de Paris Sözleşmesi var. Görünen o ki yakın gelecekte bu karbonsuz ekonomik sistemin bir parçası olmayanlar, ekonomik olarak zarar görecekler yani riskler ve fırsatlar da barındırıyor. Şimdi, bu noktada Türkiye, Paris Sözleşmesi'ni imzalamayan Eritre, Irak, İran, Libya, Güney Sudan ve Yemen'le beraber 6 ülkeden biri hatta bir iki tanesi için... "İmzalamayan" demeyelim, imzaladık ama onaylamadık Parlamentoda. İmzalamamız zaten sözleşmenin içeriğine katıldığımızı söylüyor, ifade ediyor ama Parlamentoda onaylanmadı. Paris Anlaşması onaylanmadığı takdirde sınırda karbon vergisiyle karşı karşıya geleceğiz, başka birtakım yaptırımlarla da karşı karşıya geleceğiz. Yani bu konuyla ilgili düşünceleriniz ne? Türkiye Parlamentosu Paris Sözleşmesi'ni onaylayıp taraf olmalı mı, MÜSİAD olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bir diğer konu, döngüsel ekonomi. Döngüsel ekonomi de aynı mahiyette, çok önemli. Örneğin Türkiye, plastik ihracatında önemli bir ülke ama ithalatında da önemli. Dünyada plastik ham maddesi ithalatında Çin'den sonra 2'nci sıradayız, atık plastik ithalatında da -Ticaret Bakanlığı'nın en son yasaklama kararına kadar- 1'inciydik, 2019 ve 2020 için söylüyorum. Ancak Avrupa Birliği giderek artan dönüşüm oranları için diyor ki: "Sizin 2030'da -sanırım- yaptığınız ürünün yüzde 55'ini geri dönüştürdüğünüz üründen yani ülkenizde olan üründen dönüştürmeniz gerekir." Plastik için söylüyorum sadece. Bu ne demek? Kendi ülkenizdeki ham madde nedir? Çöp. Ayrıştırıp kullanmalısınız demek. Biz bunu kullanmadığımız zaman dışarıdan plastik atık ithal ediyoruz, bunun yüzde 10'unu dönüştürüyoruz, yüzde 10'u gömülüyor ya da yakılıyor -en son ortaya çıkan birtakım felaketler de bunu gösterdi- tarım alanlarına gömülüyor, dere kenarlarında yakılıyor. Bu atıkların dönüştürülememesi hem Türkiye'de cari açığa sebep oluyor çünkü ithal ediyorsunuz, para ödüyorsunuz hem de kendi çöpünüzü bir ekonomik değer olarak kullanamıyorsunuz. Diğer taraftan, Avrupa Birliğinin bu yapacağımız ihracatta ton başına bin euro para alacağı söyleniyor, sınırda karbon vergisinde de sanırım 30 euro ila 50 euro arasında bir vergilendirmeden bahsediliyor. Türkiye bununla ilgili tedbirler alıyor mu? Mesela bu konuda en önemli şey, dünyanın tüm büyük ülkeleri, G20 ülkelerinin tamamı -ki bizim dışımızda hepsi imzaladı, onayladı Paris Sözleşmesi'ni- kömürden çıkışla ilgili bir takvim açıkladı. Yani diyor ki: "Ben şu tarihe kadar -yenisini açmıyorlar zaten de- mevcut termik santrallerimi de kapatacağım." Ve mutlak azaltımla ilgili de bir vaatde bulunuyor, diyor ki: "Karbonumu da şu vadede azaltacağım." Şimdi, Türkiye henüz bunları yapmadı. Sizin MÜSİAD olarak -bütün üyeleriniz etkilenecek, belki sizin işletmeniz de etkilenecek, Türkiye ekonomisi etkilenecek- bu konuyla ilgili düşünceleriniz nedir? Yani Türkiye döngüsel ekonomiyle ilgili ne yapmalı, hangi adımları atmalı? Sınırda karbon vergisi var, kömürden çıkışa ilişkin bir takvim vermeli mi? Paris Sözleşmesi'ni imzaladı, Parlamentoda onaylamalı mı? Siz MÜSİAD olarak bunlara nasıl bakıyorsunuz, bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.