KOMİSYON KONUŞMASI

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında 13'üncü madde üzerinde söz talep etmiştim, ara verildiği için 14'ten devam ediyoruz.

Öncelikle katalog suçlar kapsamında olan çocuklara karşı cinsel istismar suçları, Türk Ceza Kanunu 103, yine Türk Ceza Kanunu'nun birinci fıkrası hariç olmak üzere 102'nci maddesine ilişkin somut delil aranmasına ilişkin düzenleme konusundaki kaygılarımızı ve taleplerimizi, aslında önerilerimizi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi olarak gerçek bir yargı reformu düzenlemesi olan 12 kanun ve 189 maddedeki değişikliğe ilişkin önerimizin, kanun teklifimizin bu düzenlemeyle birleştirilmesinin aslında adalette gerçek reformun sağlanması adına çok da önemli olduğunu ifade etmek isterim.

Sayın Başkan, değerli üyeler; çocuklara karşı cinsel istismar suçlarında çocuklar çok değişik sebeplerden dolayı somut ya da fiziki bulgulara rastlanamayacak bir zaman aralığı geçmiş olduktan sonra bu suça vâkıf olunabiliyor; okullarda rehberlik öğretmenleri çocukla yaptıkları görüşme sırasında fark ettiklerinde suç ortaya çıkarılabiliyor ya da çocukların arkadaşlarıyla yaptığı konuşmalarda, çizdikleri resimlerde... Çünkü istismar her zaman dışarıdaki üçüncü kişilerden değil, aile içerisinde de birlikte yaşanılan ortamdaki şahıslardan kaynaklı istismarlar da olabiliyor. Uygulamada nasıl? Çocukların cinsel istismara uğradığı ortaya çıkmasından sonra somut ya da fiziki bir bulguya rastlanılmamışsa manevi bulguların araştırılmasına gidiliyor ancak bu süreçte de fail, çocuğa karşı cinsel istismarda bulunan ve mağdurun beyanının esas olduğu düzenlemede fail tutuklu oluyor ve delillerin karartılması noktasında da çok fazla bir sorun yaşanmıyor. Kuvvetli şüphe olup olmadığı noktasında da üniversitedeki psikologlar, çocuk psikiyatristleri ve buna ilişkin uzmanlarla yapılan görüşmeler sonucunda da "Kuvvetli şüphe vardır." denilerek yargılamaya devam ediliyor.

Peki, bu düzenlemeyle somut delil... Tabii ki bizim verdiğimiz adil yargılanma hakkını da içeren 112 maddedeki 189 değişiklikte katalog suçlarının tamamen düzenleme metninden çıkarılması, katalog suçlar maddesinin kaldırılması öngörülmekte. Şimdi, az önce bu 13'üncü maddedeki konuda adli görüşme odaları ve ÇİM'lerden bahsedildi. Adli görüşme odaları her baroda, her adliyede kurulabilmiş değil, ÇİM'ler her ilde kurulabilmiş değil ve aynı zamanda hem sayısal anlamda hem de buradaki görevlilerin niteliği ve niceliği anlamında da gerek gerçekten uzmanların sağlanması ve uzman kadrolarının sağlanabilmesi şu aşamada çok da mümkün değil.

Kaygılarımız şudur ki çocuklara karşı cinsel istismar suçlarında "somut delil" dediğimiz ve somut delil şartını tutuklamaya esas kıldığımız süreçte uygulamadan kaynaklı çok ciddi sorunlar yaşayabileceğiz. Oysaki çocukların üstün yararını ilke alan, çocukların üstün yararını gözeten bir anlayışın hayata geçirilmesi gerekir ve çocuklara karşı cinsel istismar suçlarında ve Türk Ceza Kanunu 102'nin (1)'inci fıkrası hariç olmak üzere cinsel istismar suçlarında somut delilin ne anlama geleceğinin, mağdurun beyanının somut delil olarak kabul edilip edilmeyeceğinin, adli görüşme odaları ve ÇİM'lerdeki görüşmelerin de somut delil olarak kabul edilip edilmeyeceğinin de burada bu Komisyonda tutanaklara geçirilmesi gereklidir diye düşünüyorum yoksa uygulamadan kaynaklı, uygulayıcılardan kaynaklı bu tür suçlarda çok daha derin mağduriyetlerin yaşanacağı ve faillerinin de ödüllendirileceği kararlara imza atılması riskini burada açıkça ifade etmek ve not etmek isterim.

Teşekkür ediyorum.