| Komisyon Adı | : | (10 / 77, 372, 491, 534, 693, 817, 868, 992, 1004, 1018, 1150, 1170, 1221, 1305, 1434, 1518, 1806, 1815, 1943, 2009, 2139, 2206, 2391, 2909, 2929, 3031, 3032, 3382, 3558, 3575, 3581, 3583, 3647, 3677, 3682, 3690, 3708, 3740, 3769, 3798, 3817, 3831, 3840) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Doğa Koruma Merkezi Başkanı Uğur Zeydanlı'nın, iklim değişikliğine uyumla ilgili yaptıkları çalışmalar, olası etkiler ve üretilen altyapılar ile eksikler hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .06.2021 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Başkanım, teşekkür ederiz, strese girmeden rahat rahat konuşabiliyoruz sayenizde. "Acele et, acele et." demeden, sunum yapanlarda eminim öyledir.
Ben sunumunuzun başını dinleyemedim çünkü Genel Kurulda konuşmam vardı, polis intiharlarıyla ilgili bir araştırma önergesi vermiştim.
OTURUM BAŞKANI NEVZAT CEYLAN - Tavsiye ederim ama okumanızı.
MURAT BAKAN (İzmir) - Evet, okuyacağım mutlaka. Zaten, bu arada siz, sunumun kalanını yaparken şu ürettiğiniz kitaplara da baktım, gerçekten çok mutlu oldum yani çok önemli, çok kıymetli bir iş yapıyorsunuz, o böcekle ilgili de kitap var. Belki ülkenin genel sorunları içinde, yakıcı sorunları içinde dış politikası, ordusu, güvenliği, ekonomisi, yoksulluğu içinde önemsiz gibi düşünülen ama hepimizin geleceği için aslında en önemli şeyle ilgileniyorsunuz; dolayısıyla, teşekkür ediyorum ben yaptığınız çalışmalar için, çok kıymetli. Sizleri daha da çok cesaretlendirmek lazım yaptığınız çalışmalarla ilgili.
Ben bir iki konu paylaşacağım, sizin düşüncelerinizi merak ediyorum. Ağaç kesiminden bahsettiniz, odun üretiminden başka, ormanların sadece odun üretim merkezi olarak görülmemesi gerektiğini söylediniz ama koruma ormanlarında, muhafaza ormanlarında ağaç kesiliyor bugün Türkiye'de. Bununla ilgili düşünceniz ne? "Orman yönetim anlayışını değiştirmek lazım." dediniz, bir iki şey söylediniz, odun üretimini söylediniz ama onun dışında "10 tane daha şey var." dediniz, saymadınız; onları da sayabilirsiniz, onları da çok merak ediyoruz. Orman yönetim anlayışını değiştirerek biz, ormandan... Çünkü Orman Genel Müdürlüğünü komple olarak, tüm bürokratlarını suçlamıyorum ama bakış açısı odun üretimi yani her ormana baktıklarında "Burada ne kadar odun çıkar?" diye bakıyorlar. Yani burada ne kadar biyolojik çeşitlilik var, ne kadar çok hayvan türü var, bitki türü var... "Bizim var olmamız için bu ormana ihtiyacımız var." diye bakmıyor da her ağaçta odun görüyor. Hatta Orman Genel Müdürlüğünde bir yetkilinin, dev gibi bir ağacın, kütüğün önünde gülerek çekilmiş bir pozunu gösterdi bir arkadaşım, inanın, üzüldüm çünkü biz kesilmiş bir ağaç gördüğümüzde gözyaşı döken insanlarız, ormancıların bunu yapmaması lazım, tabii, buradaki arkadaşlarımı tenzih ediyorum, onlar böyle değil, eminim burada da Orman Genel Müdürlüğünden arkadaşlarımız var.
Bu Orman ve Biyolojik kitabını şöyle bir karıştırırken baktım, avcılık meşrulaştırılmış gibi geldi, 158'nci sayfada. Av etini orman ürünü olarak görüyorsunuz, "rekreasyon" kısmında da avcılığı kullanmışsınız, "trekking"in yanında. Avcılıkla ilgili düşünceniz nedir, bunu merak ediyorum?
Bir de benim bu Komisyonda dile çok getirdiğim ama yeterince sesimin duyulmadığını düşündüğüm bir konu var, sizin düşüncelerinizi merak ediyorum, havzalar arası su transferinden bahsediyorum. Güney Toroslardan getiriyorsunuz bir tünelle -Mavi Tünel sanırım "yüzyıllık rüya" diye anlatıldı, Sayın Bakanımız burada yok, onun yanında da söyledim o yokken de o yüzden rahatlıkla söyleyebilirim eleştirilerimi- bu havzalar arası su transferiyle ilgili sosyal ve çevresel etkileri noktasında ciddi eleştiriler var dünyada. Her havzanın su problemini kendi içinde çözmesi gerektiği, su alınan havzada da, su verilen havzada da ciddi ekolojik etkileri olduğu söyleniyor. Mesela, bir nehrin suyunun azalmasının nehirde tuzlanmaya sebep olduğunu, taşkın alanların da ekosistemin bir parçası olduğunu, ondan sonra nehrin aktığı yerde oluşturduğu o alüvyonlu alanın tarım arazileri olduğunu ama suyun azaldığında o bölgede de deniz suyunun gelmesiyle tuzlanma olabileceği, ayrıca istilacı türlerin havzalar arasında transferine de sebep olabileceği gibi çok sayıda eleştiri var. Ama mesela burada, bizim Komisyon Başkanımız Sayın Veysel Eroğlu da -şimdi dinliyor da olabilir o çünkü burada olmadığı zaman da telefondan takip ediyor- duysun o bunu bir mucize gibi anlatıyor. Bu konu da objektif olarak, kamuyla da çalışan ama duyarlılığı yüksek bir sivil toplum örgütünün burada temsilcisi olarak ne düşünüyorsunuz?
Bir de "arazi kabiliyet sınıfları" diye bir şey var tartışılan, çok uzun süredir konuşuluyor. Bu yapıldı mı yapılmadı mı? Yapılmadıysa neden yapılmadı? Sizin düşüncenizle yapılırsa ne getirir Türkiye'ye bu arazi kabiliyet sınıflandırması? Bunu merak ediyorum.
Katkılarınız için tekrar teşekkür ederim.