KOMİSYON KONUŞMASI

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, Sayın Kaptan'ın ifade ettiği husus şu: Doğru bizim 41 tane laboratuvarımız var, Bakanlığın. Bunların 32 tanesi akredite. 84'ü akredite olmak üzere 93 tane de özel sektör laboratuvarı var. Dolayısıyla, 134 civarında toplamda laboratuvar var. Şimdi burada mesela Rusya'yla yaptığımız, aslında yaşadığımız 2005 yılındaki mesele, o zaman karantina etmenleri sebebiyle Rusya Federasyonu Türkiye'den ithal edilen ürünlere bir sınırlama getirmişti. Biz o zaman bazı görüşmeler yaptık, onları davet ettik, geldiler, Türkiye'nin üretim sistemini incelediler, karşılıklı bazı mutabakatlar yaptık, biz sistemi onlara anlattık garantine sistemini, onu kaldırdılar. Daha sonra 2008 yılında yine bu defa pestisitlerle ilgili, ilaç kalıntılarıyla ilgili bir küçük sorun yaşadık -yani 2005 gibi bir sorun değildi, sadece müzakere etmemiz gerekti- ve orada da yine davet ettik, geldiler, bizim yine laboratuvarlarımızı incelediler, sistemimizi gördüler ve bir sorun yaşamadık. Tabii, geçen zaman içerisinde Türkiye sadece ihracat amaçlı olmak kaydıyla değil kendi vatandaşlarına yedirdiği bütün ürünlerle ilgili çok ciddi, sistematik bir çalışma yaptı. Bu, bizim gıda güvenliği politikamızın bir parçası. Örneğin, siz de belki hatırlarsanız, Antalya'da biz 2008 yılında ben geldim, orada bir açıklama yaptım. Metil bromür uygulamasına son verdik. Seracılar bunu çok iyi bilirler. Sera ürünü hasat edildikten sonra yeni bir ürün ekilebilmesi için o seranın dezenfekte edilmesi lazım. Onun için metil bromür kullanılıyor daha çok, Türkiye de onu kullanıyordu. Ottawa Sözleşmesi, gelişmiş ülkeler için 2007 yılında, Türkiye'nin de içinde yer aldığı diğer grup ülkeler için de 2015 yılını detlayn olarak koydu. Biz sadece toplum sağlığına ve çevre sağlığına duyduğumuz, gerçekte gösterdiğimiz hassasiyet sebebiyle de çalışmaları hızlandırdık ve dünyada sadece, çok az sayıdaki gelişmiş denilen ülkelerden sadece bir sene sonra 2008 yılında metil bromür uygulamasına son verdik. Onun yerine de yeni ve daha çevreye duyarlı sistemler kurduk. Dolayısıyla, Türkiye, gerek üretim sisteminde gerek denetleme sisteminde gerek daha tarla safhasında tarla kontrolleriyle yani üretim safhasının en başında ilaçların etken maddelerinin azaltılması yönünde... Mesela 75 civarında Avrupa Birliğinde yasaklanan etken maddelerinin tamamını biz kaldırdık. Geçen zaman içerisinde yani son on yıl içerisinde toplam uygulamasına son verdiğimiz aktif madde kullanımı yaklaşık 180, yani 180. On yıl içerisinde biz daha önceden Türkiye'de kullanılmakta olan pestisit uygulamasına son verdik.

Şimdi, eğitim çalışmaları yaptık. İşte, bu yönüyle ilgili desteklemeler, sistemler vesaireyi getirdik. Bu, hem ihraç ürünlerimiz için hem Türkiye'nin tükettiği, kendi tükettiği ürünlerin sağlıklı denetimi açısından bize çok büyük katkı sağladı. Tabii, gelinen noktada mesela Rusya Federasyonu'nun bizden şöyle bir talebi var, onlar gelip inceliyorlar, bakıyorlar: Yani artık piyasada yaptıkları denetimlerde, örneğin marketlerde yaptıkları denetimlerde artık neredeyse sıfır düzeyinde bir şikâyet aldıklarını, dolayısıyla, Türkiye'den gelen ürünlerin güvenli olduğu yönünde Rusya Federasyonu'nun birtakım bize resmî görüşmelerde dile getirdikleri hususlar var. Bu, tabii, Türkiye için önemli bir başarı. Aslında bu başarı kimin başarısı? Önce Türkiye'deki üreticilerin başarısı, sonra bizim başarımız, yani millet olarak hepimizin. Sonuçta, eğer biz bir sistem kurmuşsak, daha az ilaç kullanıp daha iyi denetim sistemleri, daha iyi üretim sistemleri kurmuşsak bu başarı. Onun için onlardan gelen bazı talepler şu yönde: Yani artık analiz sayısını veya sıklığını gözden geçirelim şeklinde, Bu tabii sektörle, ihracatçılarla pazar sahiplerinin arasında anlaşabilecekleri bir husus ama bizim açımızdan, Bakanlık açısından, kamu açısından mesele şu: Biz sistemin sağlam, sağlıklı, hijyenik ve halk sağlığına uygun olarak denetlenmesinin mutlak surette temin edilmesini ve sürdürülmesini biz önemsiyoruz, bizim açımızdan mesele bu. Yani, bunun bir zafiyete yol açacak veya bir gerçekte güvenilir gıda noktasında herhangi bir endişe yaratmasına da izin vermeyiz.

Şimdi, bu arada tabii biz gerek pestisit kullanımına getirdiğimiz sınırlama veya herbisitlere -yani böcek öldürücü, haşereye karşı kullanılan ilaçlar veya yabancı otlara karşı kullanılan ilaçlar- bütün bunlara birtakım yeni sınırlamalar, düzenlemeler, kontroller getirirken aynı zamanda da biyolojik ve biyoteknik mücadeleye de önem verdik; kültür tedbirleri diyoruz biz buna, biyolojik tedbirler diyoruz. Örneğin, süne için "parazitoit" dediğimiz, süne böceğine karşı tabiatta etkili olan parazitoitleri üretiyoruz her sene, yüz milyonlarca üretiyoruz ve bunları süneden zarar gören bölgelere, araziye bırakıyoruz, onlar orada süneye kendileri zarar veriyor.

Diğer kültürel tedbirler var; mesela, Akdeniz meyve sineğinde alınan tedbirlerden bir tanesi şu: İşte, bunlara tuzak dedikleri aslında ilaç olmayan yani kimyasal madde ihtiva etmeyen birtakım tedbirler konmak suretiyle onlara eğitimler veriliyor; o konularda biz destek de sağlıyoruz, bu şekilde yapılıyor.

Rusya Federasyonu'na bizim meyve-sebze ihracatımız geçen sene 994 milyon dolar yani 1 milyar dolar, 2013 için söylüyorum. 2014'ün dokuz aylık ihracatı 620 milyon dolar yani yıl sonuna inşallah geçen seneyi aşmış olacağız.

Şunu söyleyeyim: Biz devraldığımızda bu sadece 190 milyon dolar idi Rusya Federasyonu'na yaptığımız ihracat. 2013'te toplam tarım ihracatımız Rusya Federasyonu'na 1 milyar 197 milyon dolar yani yaklaşık 1 milyar 200 milyon dolar toplam tarım, gıda ihracatımız.

Şimdi, hasat öncesi denetimler yapıyoruz, bu son derecede önemli. Yani, serada ürün hasadı yapılmadan önce denetim yapıyoruz artık. Bu, o kadar önemli bir etki ki ilaç kullanmaya yani eğer ilacı en başta kullanmışsa hasat öncesinde yaptığımız denetimlerde bunu ortaya çıkartıyoruz ve buna göre tedbir alıyoruz. Yüzde 2,2 seviyesine düşürdük, yüzde 2,2 Avrupa Birliğinin seviyesinin altında. Hasat öncesi yapılan denetimlerdeki kalıntı oranı Avrupa Birliğinde yüzde 2,5'tur; Türkiye'de yüzde 2,2'ye düştü. ABD'de, Amerika Birleşik Devletleri'nde bu, yüzde 3,4 düzeyinde. Dolayısıyla, bizim aldığımız bütün bu tedbirler, üretimde, hasat öncesi yapılan denetimlerde bu noktaya geldi. Bu, bir tek boyutuyla değil, ilaç kullanım miktarı, ilacın kullanma şekli, ilacın satışı... Eskiden mesela her önüne gelen bir ilaç satış merkezi açabiliyordu, bir bayilik kurabiliyordu, onları biz esaslara bağladık, eğitimler verdik ve sürekli bunları takip ediyoruz.

Ancak, Sayın Kaptan'ın söylediği husus, yani işte "Laboratuvarların bundan sonraki dönemde acaba bir boşluk yaratır mı?" Bu şekildeki yani ticaret... İşte, Rusya bir politik karar verdi diyelim, hani işte şöyle yapalım... Sizin endişenizi anlıyorum ben, biz ona asla fırsat vermeyiz, çünkü biz bunu önce Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları için yapıyoruz; onların sağlıklı ürün alması, çevresinin, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının ve sularının ve havasının asla kimyasal maddelerle yani lüzumlu olmayan, gerekli olmayan kimyasal maddelere bulaşmaması, bunun zararından korunması için bütün bir sistem kurduk ve bütün bu sistem içerisinde laboratuvar denetimleri sadece bir halkadır yani uzun bir zincir, o zincirin bir halkası laboratuvar sistemleridir. Laboratuvarlarımızın çok donanımlı olması, çok yetkin olması, demin söylediğim gibi akredite olması önemli ve bu denetimlerle birlikte laboratuvarların etkinliği de sağlandı.

Bir husus daha arz edeyim, bu da çok önemli. Aslında, konu sadece Rusya Federasyonu'yla ilgili değil. Yaptığımız uygulamalar, aldığımız tedbirler sonucunda... Mesela, domateste, geçen sene Türkiye'den getirilen, ithal edilen domateslerdeki analizi AB kaldırdı. Yani, Avrupa Birliği Türkiye'den ithal ettiği domateslerde analiz mecburiyetini kaldırdı yani "Ben artık Türkiye'den gelen domateslerde analiz yapmaya gerek görmüyorum çünkü Türkiye'den gelen domateslerde herhangi bir problem yok." Yani Rusya Federasyonu tek bir ülke değil onu demeye çalışıyorum. Burada tabii neyle sağlanacak bu? Bundan sonra güvenlik risk analiziyle... Biz risk analizi yapacağız, çeşitli ürünler, çeşitli bölgeler ve çeşitli ilaçların vesairenin kullanımıyla alakalı. Bunu biz risk analizi yapıp risk analizine göre de analiz sıklığını belirleyeceğiz. Yani ne kadarlık bir laboratuvar analizi gerekiyor, ne kadar sıklıkta yapmamız gerekiyor, kaç partide bir, her partide kaç ürün yapmamız gerekiyor? Bunları da bunun ışığında belirleyeceğiz.