| Komisyon Adı | : | (10 / 4413, 4430, 4431, 4432, 4433, 4434, 4435, 4436, 4437, 4438) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu |
| Konu | : | Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin, Bakanlık olarak müsilajla mücadele kapsamında yaptıkları ve yapacakları çalışmalar hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2021 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hoş geldiniz Sayın Bakan, değerli bürokratlar, değerli milletvekilleri; İlhami Vekilimin de sırasını aldım, inceliğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Şimdi, gübre ve nitratla ilgili bir çalışma yaptığınızı ifade ettiniz. Bu iyi tarım uygulamalarında yüzde kaç başarı elde edildi ya da hedefimizin yüzde kaçındayız? Bunu merak ederim Sayın Bakan.
Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği var, aynı zamanda içme suyu havzalarının korunmasına dair yönetmelik var; biri 2004 yılında çıktı, biri 2017 yılında. Aslında İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik çok daha eski tarihli ama birtakım güncellemelere uğradığı için 2017'de tekrar Resmî Gazete'de yayınlandı. Kısa mesafeli koruma alanı 0-700 metre arası herhangi bir göl, baraj, gölet ve benzeri gibi yerde ne tür tarımın yapılacağı, ne tür tarımsal ilaçlamanın kullanılacağı, ne tür balıkçılığın yapılacağı, hangi sanayi tesislerinin olacağı bu alanda; benzer şekilde 0-1.000 metre ve havzanın bütününde uzun mesafeli yani kısa, orta ve uzun mesafeli havza koruma alanları kanunla belirlenmiştir. Bu, bugüne kadar uygulanmıyor muydu? Bir "su forumu" mu dediniz? Pardon neydi o?
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Su Şûrası.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ha, Su Şûrası yaptığınızı ifade ettiniz ve orada yeniden bir kanun taslağı oluşturulduğu ifade edildi. Hani bunlar bugüne kadar uygulanmıyor muydu? Buna dair bir soru sormak isterim. Bu Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği hükümleri var zaten ve su havzalarının korunmasına dair yönetmelikler var. Buna ilişkin Türkiye neresinde de yeniden bir revize istendi? Önemli olan uygulama yani kanunun eksikliği mi, yoksa uygulamalardaki ya da denetimdeki eksiklik mi; bunu sormak isterim.
1996 yılında kum, çakıl alınmamasına dair bir yasak getirildiğini ifade ettiniz ama mesela buraya stabilize ve inşaat atıklarının atılmasına dair bir yasaklama var mı? Bu ne kadar kontrol ediliyor? Daha önce de sormuştum ben yine bu Komisyonda.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Kum ve çakıl Marmara Denizi'nden.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Biliyorum. Denizden, içinden alınması kadar buraya stabilize ve inşaat atıklarının atılması da aynı önemde bence; oradaki fauna ve florayı koruma adına bu da çok önemli. Buna ilişkin bir çalışma yapıyor musunuz?
Bir de balıkçılığa Eylem 20 kapsamında destek verdiğinizi ifade ettiniz, bu bir kereye mahsus bir şey mi? Sürdürülebilir balıkçılığa dair yani bu insanların geçimini de bir şekilde sağlaması gerekiyor. Bir düşük rakam olduğunu gördüm açıkçası. Bu geçimi sağlamaya dair bir şey var mı; kalıcı, sürdürülebilir balıkçılık ve o insanların geçimini sağlamaya dair ne yapılması düşünülüyor?
Su Şûrası'nın tek elde toplanmasına dair bir karar olduğunu ifade ettiniz. Ben de doğrusu aynı fikirdeyim. Ben, bu kadar üç tarafımız denizlerle kaplı ve su fakirliği yaşamakta olduğumuz bir süreçte hatta bir su bakanlığının olması gerektiğine inananlardan biriyim. Otuz yılını içme suyu aramakla, havza korumakla geçirmiş bir mühendis olarak ben de bir su bakanlığı olup tek elde bu su yönetiminin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Bunu olumlu bulduğumu ifade etmek istiyorum.
Üç tarafı 4 farklı deniz ve sayısız iç sularla belirli bir ülkenin Tarım Bakanı olarak sorumluluk alanlarınızdan biri de kıymetli protein kaynağı olan su ürünleri elbette. Bu noktadan hareketle, stokların durumu bağlamında besin zincirinden yola çıkacak olursak gerek durum tespiti gerekse ileriye dönük verilecek kararlar çerçevesinde özellikle bir iç deniz olan Marmara Denizi özelinde hangi biyoçeşitlilik envanter ve izleme çalışmaları gerçekleştiriyorsunuz veya bunu sağlıyor musunuz? Su ürünleri stokları ve geçmiş ile günümüzdeki durumuyla ilgili tartışmaları sonuca bağlamak bakımından, varsa bu gibi düzenli izleme çalışmaları Komisyonumuzla paylaşır mısınız? Yani şu anda uygun değilse daha sonra da gönderseniz raporlarımızda kullanmak adına önemli bir veri olacağını düşünüyorum.
Tabii, Marmara Denizi, belirtildiği üzere, koruma alanı olarak ilan edilirse -az önce de ifade ettim- sürdürülebilir balıkçılık yapılması açısından ve bu insanların geçimini sağlaması konusunda bir sıkıntı olacak. Buna dair Bakanlık olarak ne tür talepleriniz var, ne öngörüyorsunuz buna dair?
Balıklarda, özellikle hem diğer balıkların hem de bizlerin besinini oluşturan bir tür olan istavritte ciddi toplu enfeksiyon riski ve bunun belirtilerinin olduğu bilim insanları tarafından ifade ediliyor. Bu doğrulanmış bir veri. Bu bağlamda herhangi bir izleme çalışması yapılıp yapılmadığını, yapılıyorsa yine Komisyonla paylaşmanızı rica edeceğiz.
Evet, önümüzdeki avcılık döneminde ne gibi önlemler alınması düşünülüyor? Marmara Denizi'nde bir bakteri besiyeri gibi davranan adına "müsilaj" dediğimiz organik kütlenin yavaş da olsa tüketilme döneminde bakteriyolojik olarak nasıl bir izleme programı sürdürüyorsunuz? Geldiğimiz nokta ve ileriye dönük hedefler nelerdir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN MUSTAFA DEMİR - Buyurun Sayın Bakanım.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Evet, teşekkür ediyorum Müzeyyen Hanım.
"Organik ve iyi tarım uygulamaları yeterince yapılmıyor." gibi bir şey var. Aslında, tabii, gönül ister her şey organik olsun ama bu tabii ki dünyada biraz hem gelişmişlik hem refahla da alakalı bir şeydir ama ülkemiz 53 bin organik üreticiyle dünyada 7'nci, Avrupa'da da 1'inci sırada. Dünyada toplam tarım alanları içerisinde organik tarım alanının payı 1,5; Türkiye'de 1,7. Bu aslında daha fazla olabilir mi? Daha fazla olabilir bence yani buna daha fazla gayret göstermemiz lazım. Son yıllarda artırdığımız desteklerle biz bu yöne yönlendirme gayreti içerisindeyiz zaten.
İyi tarım uygulamaları alanının toplam tarım alanı içerisindeki payı da yüzde 1,3. Aşağı yukarı bu konuştuğumuz alan içerisinde Marmara Denizi'ne kıyısı olan 7 ilin iyi tarım uygulaması ve organik tarım toplamı, tüm Türkiye'nin aşağı yukarı ürettiğinin yüzde 5'i civarında; böyle bir rakam verebiliriz.
Burada, 2017'den beri gübre yönetimi, nitratla ilgili yüzde başarı konusundaki sorunuzda... 2017'den beri Marmara'da sızdırmaz gübre deposu yapıyoruz. 22 başın üzerindeki işletmelerde uygulama yüzde 100. Marmara'da ve yer üstü sulardaki kalite kontrollerini sürekli yapıyoruz ve buradaki kalite kontrolleri genelde yüzde 85 ila 90'lar seviyesinde.
Biyoçeşitliliğin korunmasıyla alakalı soru ise... Su ürünleri biyoçeşitliliğin korunması için Ulusal Su Ürünleri Gen Bankası Trabzon'da Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde kuruldu. Burada, son 2019'dan beri yürütülen çalışmalarda 193 su ürünleri türünde 23.500 genetik örnek muhafaza edilmeye başlandı. Endemik türler ve tehlike altında olan türler için yerinde korumanın yanı sıra, yerel türlerin kendi doğal bölgelerinde genetik yapılarına göre damızlık sağlanarak çok sayıda kuluçkahanede yeniden yavru üretimi ve balıklandırma yapılıyor.
Düzenli olarak hamsi, istavrit ve sardalya gibi balık türlerinde biz analizleri yapıyoruz, yapmaktayız. Şu ana kadar mevzuata uygunsuz bir durum tespit etmedik.
Suyla ilgili meselede birkaç tane mesele var, aslında bir tanesi çok başlılık. Çok başlılığı bir şekilde bitirmemiz lazım. İkinci mesele de yani yeterince erk gösterilmiyorsa belki birçok başlıktan bazı boşluklar doğuyor olabilir. Yeterince erk gösterilmiyorsa da burada yasal düzenlemeyle beraber doğru bir erk gösterme meselesi çok önemli. Yasal düzenlemenin ben önemli olduğunu düşünüyorum çünkü mesela Su Ürünleri Kanunu'nda biz maalesef kaçak avcılığı önleyemiyorduk ama Meclisin büyük desteğiyle çıkardığımız kanunla kaçak avcılık tamamen bitti diyemem ama hakikaten çok az bir seviyeye düştü. Bunun sebebi de şu: Cezalar az olduğu zaman, yaptırım az olduğu zaman ve bunun karşılığında kaçak bir iş yapıldığında veya mevzuata uymayan bir iş yapıldığında gelir çok daha büyük olduğu zaman, genelde burada siz ne kadar arkasında durursanız durun, ne kadar erk gösterirseniz gösterin, maalesef, en nihayetinde netice elde edemiyorsunuz ama Meclisimizin çıkardığı kanunla beraber biz burada çok iyi bir netice elde ettik. Ben hakikaten Meclisimize müteşekkirim bu konuda yani son üç buçuk senelik Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde ve benim Bakanlığım döneminde hakikaten işimize en çok yarayan yasa Su Ürünleri Kanunu olmuştur. Benzer bir uygulamanın ve eksik olan yasal düzenlemenin de yapılmasıyla beraber ben çok iyi neticeler alabileceğimizi düşünüyorum yani bugün kötü bir durumdayız diyemem ama yarınlar çok daha iyi olabilir. Buradaki kafa karışıklıklarını ve yetki karmaşalarını gidermekte fayda var diye düşünüyorum. Burada da Gazi Meclisimizden siz milletvekillerimizden bir şey bekliyoruz yani yardımınızı bekliyoruz diyelim.
Evet, teşekkür ediyorum.