| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a) Dışişleri Bakanlığı b)Avrupa Birliği Başkanlığı c)Türk Akreditasyon Kurumu ç)Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Türkiye Ulusal Ajansı) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 04 .11.2021 |
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Sayın Başkan, öncelikle ek süre talebinde bulunacağım çünkü benden önce konuşan hatip Genel Başkanımıza yönelik kabul edilemez sözler ifade etti, öncelikle bu sözlerini geri alması gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının da, Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri dâhil tüm üyelerinin de Türkiye Cumhuriyeti'nde gidemeyeceği yer yoktur.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - On yıl sonra gittiniz, on yıl sonra.
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Aslında bu sadece bizim için değil, hepimiz için geçerli olan bir şeydir. Hepimiz bu ülkenin her köşesine gidebiliriz, gidebilmeliyiz.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - AK PARTİ sağladığı için gittiniz.
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - O yüzden bunu, şuraya gittin, buraya gittin, vesaire gibi bir noktaya getirmemek lazım.
Ayrıca, Sayın Kılıçdaroğlu, siz de biliyorsunuz ki, Artvin'de PKK'nın, adalet yürüyüşü sırasında da IŞİD'in terör saldırılarına, terör girişimlerine muhatap olmuş bir kişidir.
Ayrıca, şunu da anımsatmak isterim ki bizzat AK PARTİ İktidarı, Hükûmeti seçim kazanmak için -daha çok uzun değil, iki sene önce- terör örgütü elebaşısından mektup taşıdınız. Yine, bir teröristi devletin televizyonuna çıkardınız, anımsayın, sırf İstanbul seçimlerini kazanmak için. O yüzden "teröre destek" vesaire gibi şeyleri burada değil, aramak istiyorsanız başka yerde arayın demek zorundayım. Bu sözünüzü de geri almanızı bir kere daha talep ediyorum.
Şimdi, asıl konuşacağım konuya yeni geçebiliyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, siz ve beraberinizdeki heyet üyeleriniz hoş geldiniz; sunumunuzu dinledik, teşekkür ederiz ama bu sunum, Türkiye'nin uluslararası arenada düştüğü acıklı durumun farkında bile olmaktan uzak, hayal dünyasında dolaşan bir anlayışla hazırlanmış. Türkiye, bugün dünyada yapayalnız kalmış, kara para aklayan, rüşvet anlayışının zirve yaptığı, insan haklarına saygı duymayan, kadın haklarıyla sorunlu -burada parantez açıyorum- İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuz bir şekilde çekildikten sonra bulunduğunuz sıraların tamamını kadın diplomatlarla doldursanız bile bir anlamı yoktur Sayın Bakan.
Ayrıca, yine, uluslararası ambargoları delen, dünya uyuşturucu trafiği içinde yer alan bir görüntü sergilemektedir. Ya bunların farkında değilsiniz ya da gerçekleri görmekten kaçınmaktasınız.
Sayın Bakan, en uzun Dışişleri Bakanlığı yapmış isimlerden birisiniz ama döneminiz maalesef Bakanlığın dış politikadaki ağırlığının yok olduğu bir dönem olarak anılacak. Bakanlık dış politikanın belirlenmesi sürecinden tamamen, uygulanması sürecinden de büyük ölçüde dışlandı, tek görevi mesaj iletmek olan haberleşme kurumuna döndü. Dışişleri Bakanlığını siz mi yürütüyorsunuz yoksa Savunma Bakanı mı yürütüyor, İbrahim Kalın mı yürütüyor yoksa Fahrettin Altun mu, belli değil.
Bakanlığın kurumsal yapısı erozyona uğradı. Bir yanda siyasi atamalar var. Büyükelçilik koltukları AK PARTİ'li milletvekilleri için, saray bürokratları için emeklilik projesine dönüştü. Dışarıdan atanan isimler arasında kimler yok ki; rüşvet dosyalarının objelerinden tutun da neler neler... En masumunu yanımda getirdim, bakın, yeğeninin avukatlık firmasını büyükelçilik sitesinden tanıtıyor. Restoranda güven mektubu sunan mı ararsınız; bunların hepsi bizi üzüyor. Hadi bunlar dışarıdan atananlar, bir de Bakanlıktan yetiştiği söylenen büyükelçilere bakıyoruz; Dışişleri Bakanlığı tarihinde görülmemiş görüntüler. Bakın, belki sizin de iradeniz dışında AK PARTİ'li arkadaşınız büyükelçi olunca ortada kalan bir diplomatımız muhtemelen kendisinin Rizeli olduğunu anımsatmak için, tayin listesi dışında kalmamak için çay toplama görüntüsü yayınladı. Yani Kurtlar Vadisi müziğiyle büyükelçiliğe giriş videosu çeken mi dersiniz, evinin kapısında hizmetçilerini dizip kendisine selam verdirip videosunu sosyal medyada yayınlayan mı dersiniz; bunların nerelerde olduğunu biliyorsunuz. Yani şunu mu demek istiyorsunuz bizlere: "İçeridekilerden ancak bu kadarı çıkıyor, onun için biz de milletvekillerimizi, dönem arkadaşlarımızı büyükelçi yapmak zorundayız." mı diyorsunuz? Öyle diyorsanız, bu Bakanlığın özveriyle çalışan yüzlerce çalışanına, yıllardır kenarda beklettiğiniz onlarca kıdemli diplomata büyük haksızlık yaparsınız.
İzlenen dış politika maalesef sarayın iç politikasıdır. Bunun sonucunda, geleneksel dostlarımız, müttefiklerimiz ve komşularımızla ilişkilerimizde ciddi zemin kaybına uğradık, güvenilirliğimiz ve tarafsızlığımız yara aldı, zamanında Türkiye'nin dostu olan ülkeler, Türkiye'ye hasım cepheler oluşturma içinde yer alıyorlar. 72 yurt dışı ziyareti, 260 telefon, 40 video konferansı; peki, sonuç? Büyük yalnızlık. Dış politikayı iç politikaya malzeme etme inadınız, ideolojik, saplantılı politikalarınız nedeniyle Doğu Akdeniz'de kıpırdayamaz hâldeyiz. Gemiler nerede? Memleketiniz Antalya'da.
Sayın Bakan, siz Avrupa Konseyinin yasama organında görev yapmış ve Parlamenter Asamblenin Başkanlığı gibi Türkiye açısından gurur verici bir konumda bulunan bir isimsiniz. Sizin kadar Dışişleri Bakanlığı yapan, Avrupa Konseyinde görev yapan birisinin bugünün dünyasında insan hakları konusunun bir iç işleri müdahalesi olmadığını bilmemesi düşünülemez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının önemini, uygulanması gerekliliğini belki de bu salonda en iyi bilen kişisiniz. Biz değil miyiz "Yunanistan, Batı Trakya'yla ilgili AİHM kararlarını uygulamıyor." diyen? Haydi büyükelçiler ortak açıklamayla yanlış yaptı, iyi ama kendi vatandaşınızın, kendi ülkemizin yargısı nedeniyle karşı karşıya kaldığı bir adaletsizlik var ortada. Kendi vatandaşımızın hakkının Batı ülkeleri tarafından savunuluyor olması ülkemiz açısından, hele hele sizin açınızdan bir büyük ayıp değil midir? Ayrıca "diplomatik zafer" diyorsunuz, hakikaten buna inanıyor musunuz? Öyleyse, Hollanda Başbakanının hem de Genel Başkanınız, Cumhurbaşkanıyla görüştükten sonraki açıklamasını nereye koyacaksınız?
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Vekilim, tamamlayalım lütfen, süreniz bitti.
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Hemen bitiriyorum.
Artık, dış politikayı iç politikaya alet etmekten vazgeçin.
Sayın Bakan, meslek memurları inisiyatif kullanmaktan çekiniyor. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı, yabancı ülkelerin Türkiye'de görev yapan diplomatları nezdindeki ağırlığını, önceliğini yitiriyor. Dışişleri Bakanlığının açıklamalarına bakın, diplomasinin yerindelik, objektiflik, tutarlılık, üslupta ölçülülük ilkeleri tamamen bir kenara bırakılmış vaziyette; üstten bakan, meydan okuyan dille konuşmak meziyet görülüyor.
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Vekilim, teşekkür ederim.
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Son cümlelerim Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.
Devlet ve Hükûmet adına açıklamalarda da sorun var. Siyasetçinin yapması gerekeni bürokrat yapıyor, bürokratın yeterli olacağı durumda siyasetçi devreye giriyor.
Sayın Bakan üzülerek bildiriyorum dış politikada ülkemiz hiç bu kadar çaresiz olmamıştı. Uluslararası planda yapayalnız kalmamıza yol açan mevcut dış politikamızın gözden geçirilmesi şarttır.
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Çakırözer, teşekkür ederim efendim.
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Bu bağlamda gerçekçilikten, akılcılıktan ve tutarlılıktan uzak yaklaşımlar bir an önce terk edilmelidir.
Son olarak, Meclise bilgi vermekten bahsediyorsunuz; bakın, Afganistan konusunu aylardır konuşuyoruz, Kabil aşağı, Kabil yukarı. Gelip bırakın Meclise, Dışişleri Komisyonuna ya da parti liderlerine, Dışişleri Komisyonu üyelerine bilgi verdiniz mi? Tezkereler konusunda partileri önceden bilgilendirdiniz mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - "Yurt dışındaki Türklerin derdi derdimizdir, sevinci sevincimizdir." diyorsunuz. Hangi meselesini çözdünüz? Gurbetçiyi tek başına bıraktınız otomatik bilgi değişimi anlaşmasını yürürlüğe sokarak.
Saygılarımı sunuyorum.