| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Başkanlık Divanının, bütçelerini sunmaya gelen bakanlar ile milletvekillerinin toplantılardaki konuşma ve davranışlarının usule uygun olup olmadığı hakkında görüşme |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 12 .11.2021 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, değerli arkadaşlar, şu ana kadar bu usul üzerinde yapılan konuşmalardan anlaşılmıştır ki usul tartışmasıyla bu işi biz aşamayacağız. Kim mikrofonun başına geçerse mikrofonun başında olmayanların hepsi onu susturmaya çalışıyor. O zaman bu mikrofonun bir değeri yok. Biz, mikrofon açıldı, rahatça meramımızı anlatacağız diye beklerken herkes bastırıyor. Önce burada bir kültür oluşması lazım, Parlamentoda bir kültür oluşması lazım, ondan sonra birbirimizi anlayarak dinlememiz gerekiyor ama muhalefete sorarsanız suçlu iktidar milletvekilleridir, iktidara sorarsanız suçlu muhalefet milletvekilleridir. Devamlı birbirimizi suçlayarak sonuca gidemeyiz, bunun çözüm yolu bu değil. Onun için suçlamayı bırakacağız, birini suçlarken 4 parmağımızın kendimize doğru yönelik olduğunu bileceğiz, empati kurmaya çalışacağız. Bu Parlamentonun, bu Komisyonun nasıl verimli çalışması gerekiyorsa bunun üzerinde yürümemiz, mesafe almaya çalışmamız gerekecektir. Bu nasıl yapılır? Her şeyden önce, grup sözcüleriyle birlikte Komisyon Başkanımız bir araya gelir, bazı prensipleri oluşturmaya çalışır, grup sözcüleri gruptaki milletvekillerine alınan prensipleri anlatır, uyum sağlamaları konusunda uyarılarda bulunur veya izahatlarda bulunur, ondan sonra geliriz burada birbirimizi dinleriz. Mesela, beni en fazla rahatsız eden konulardan biri, ya, şurada zaman oluyor beş dakika söz veriliyor, zaman oluyor on dakika konuşuyoruz -grup üyesi olduğumuz için veya Komisyon üyesi olduğumuz için- ama çok istisnai olarak da yirmi dakika konuşma ihtimalimiz oluyor. Beş dakikalık konuşma içerisinde çok özlü şeyler söylemeniz lazım. Sırf düşüncelerinizi anlatırken bile karşıdan müdahaleler olduğu takdirde tepeniz atıyor. "Ya, bir cümle söyleyeceğim, müsaade edin şu cümleyi düzgünce söyleyeyim..." Tabii, bu arada Komisyon Başkanının durumu da zor, zamanı yönetmek zorunda. Her gün saat onda toplanıp gece zaman zaman on ikiye doğru buranın kapanması ertesi günkü mesaiye hazırlanmayı da engelliyor. Bir sonraki güne bir hazırlık yapmamız lazım. Onun için de belirli bir zaman içerisinde buradaki günlük mesainin bitmesi lazım. Fazla uzattırmak istemiyor, siz de istediğiniz cümleyi söylemekten mahrum kalınca, bu sefer daha agresif ve daha anlaşılır, daha özlü cümle kurmak zorunda kalıyorsunuz. Onun için, bir kere, konuşana müdahalenin hiçbir şeyi çözmediğini, işi daha da karıştırdığını ben söylemek isterim ama bu yeni bir şey değil, öteden beri var olan bazı siyasi alışkanlıklar da buna yol açıyor.
Bakın, 2000 öncesinde Türk siyasetinde konuşmada nükte vardı. O eski politikacıları düşünün; Erbakan'ı düşünün, Süleyman Demirel'i düşünün, Ecevit'i düşünün, diğerlerini, hatta Sayın Bahçeli'yi -affedersiniz- Sayın Türkeş'i düşünün. Bunların hepsinde yer yer araya nükteler sıkıştırma vardı. Maalesef 2000'li yıllarda Türk siyaseti nükteyi unutmuştur, eleştirilerde nükte kalmamıştır. Nükte kalmayınca bodoslama, koyu ve bağnaz, sert cümlelerle karşı tarafın fikrini bastırma düşüncesi ortaya çıkmıştır. İnşallah bu siyasi nükteyi de kazanırız diye düşünüyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ama şu noktayı da belirtmem lazım. Bakın, bu usul tartışmaları milletvekillerine çok cazip geliyor. Neden cazip geliyor? Şundan dolayı cazip geliyor: Çünkü sayın bakan konuştuktan sonra kameraların hepsi gidiyor. Gittiği için, bu sefer, milletvekilleri düşüncelerinin de kameralara, TV'lere yansımasını istiyor, bu gerçekleşmeyince, Komisyon Başkanlığı bu yayını kesince ister istemez sorun çıkıyor. Ya, bu canlı yayından bir problem çıkmaz. Parlamento tarihinde -önemli olduğu için onu tekrar edeceğim- baştan sona bütün muhalefet milletvekillerinin konuşmasının canlı olarak yayınlandığı bütçe toplantısı 2007 bütçesi, benim Maliye Bakanı olduğum dönemde olmuştur.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - 1997. Yani "2007" dediniz, düzeltme anlamında.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 1997, affedersiniz.
37 milletvekili -bunun üçte 2'si muhalefet milletvekiliydi- baştan sona canlı yayında konuşmuşlardır, hiç, buradaki kadar da gürültü çıkmamıştır, açık söyleyeyim. Gayet düzgün bir şekilde yürütülmüştür. Niye bu canlı yayından kaçınıyoruz? Koyalım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O zaman milletvekilleri kavga etmeye, birbirini bastırmaya falan ihtiyaç duymazlar, herkes sırası gelince konuşur çünkü karşısındakinin konuşması da yayınlanacak, kendi konuşması da yayınlanacak. Üstelik yayınlandığı için de kamuoyu denetimi olduğu için -seçmen de böyle hoyrat cümleleri pek sevmiyor, onu söyleyeyim- daha nezih ortamda geçiyor.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben de teşekkür ederim.