KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Bakan, hepimizin malumu, 2016 yılında IŞİD'in kanlı eylemlerine tanık olduk; bunlardan biri de Dolmabahçe'de yapılan bombalı eylemdi. Bu saldırı sonrasında 39'u polis memurumuz olmak üzere 47 vatandaşımız yaşamını yitirdi. Bu olaydan sonra "Şehit yakınları için para toplayalım." dendi ve vatandaşlarımız büyük bir özveriyle 52 milyon liralık bağış topladı, bu da devletin resmî rakamlarına girdi. Aynen 15 Temmuz şehit yakınları ve gaziler için toplanan paralara olduğu gibi -yani orada da 310 milyon lira toplanmıştı-sizin iktidarınız maalesef -kelimeyi bilerek kullanıyorum- bu paranın üstüne çöktü. 2020 yılına kadar takip ettik, 2020 yılının sonuna doğru paranın izini bulabildik; Hazine Tek Hesabından önce kurulmak istenmeyen vakfın hesabına alındığını da gördük. Ancak Sayın Bakan, hâlâ o paranın faizinin faizi dahi ödenmiş değil. Toplam parayı düşündüğünüzde o zaman 360 küsur milyon lira; eğer dolar alınmış olsaydı 1 trilyon liranın üzerinde bir değer olacaktı ve şu ana kadar sadece şehit yakınlarına 1.500 lira, gazilere aylık 1.500 lira para ödeniyor. Hatta Dolmabahçe şehit yakınları ve gaziler için o bile son derece geç başladı, 2020'nin Nisan ayında başladı. Siz de çok iyi biliyorsunuz, şehit yakınları ve gaziler AKP'nin önüne geldiler, haklarını aramaya geldiler; o sırada polis tarafından gaz sıkıldı ve coplandılar. Bu, hepimizin vicdanını yaraladı. Siz de hatta o sırada "Sizin yanınızda durmaya devam edeceğim. Bu can bu bedende olduğu sürece sizin yanınızdayım." sözü verdiniz. Eğer öyle ise neden hâlâ bu şehit yakınlarının ve gazilerin paraları ödenmiyor, neden hâlâ gasbedilmiş bir şekilde duruyor? Bu, sizin vicdanınızı yaralamıyor mu? Yani şehitler, hepimizin şehitleri, şehitler üzerinden siyaset yapmamak lazım. Hamasete gelince sonuna kadar bir "şehit" söylemi, "gazi" söylemi ama hak ettiklerini, onlar için toplanan parayı vermeye gelince sadece "Yanınızdayız." diyerek geçiştirilen birkaç cümle. Bir de bu "Bu can bu tende olana kadar şunu yapmayacağım, bunu yapmayacağım." sözü de biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanının sözü. O, Rahip Brunson'u göndermeyecekti o can o tende olduğu sürece ama gönderdi. Umarım siz, en azından bundan sonra şehit yakınları ve gazilerin, en azından polislerin, polis memurlarının yakınlarının hak ettikleri gelirleri ve hak ettikleri bağışı almaları konusunda çalışma yaparsınız.

Diğer bir nokta Sayın Bakan, özellikle, aşı karşıtlarına büyük bir müsamaha gösteriyorsunuz. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de miting yapabildiler. Bakın, siz, baro başkanlarını dahi Covid'i bahane göstererek Ankara'dan içeriye sokmadınız. Gece yirmi dörtten sonra bu ülkede hâlâ müzik dinlemek yasak çünkü "Pandemi var." deniyor ama aşı karşıtları rahatlıkla miting yaptılar, eylem yaptılar, maskesiz toplanabildiler ve hatta İstanbul'da bu mitinge izin vermeyen kaymakam daha sonra sürüldü. Buradan baktığımız zaman aslında büyük bir hoşgörü, büyük bir saygı görüyoruz aşı karşıtlarına ve üzülerek görüyorum ki maalesef, birçoğunuzun üstünü kazıyınca altından Abdurrahman Dilipak çıkıyor. Biz bu şekilde bu işi halledemeyiz.

Teşekkür ederim.