KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakın, 2017 Anayasa değişikliğinde yargının bağımsızlığıyla ilgili Anayasa maddesi, aynı zamanda tarafsızlığıyla bağlantılı olarak değiştirildi yani yargının hem bağımsız olması hem de tarafsız olması bir Anayasa kuralı hâline getirildi. Ama fiilen bu iktidarın elinde, yargı bugün hem bağımlıdır hem de taraflıdır; bağımlı ve taraflı bir yargı ortaya çıkmıştır. Bir kere, öyle bir sistem, öyle bir düzen ortaya çıktı ki bu ülkede bütün kamu kaynaklarını kullanan iktidarın ve ilgili bakanların çok ağır yolsuzluk ithamları ve suçlamaları altında bulunmalarına rağmen bunlar hakkında soruşturma açabilmek, yargıya sevk edebilmek mümkün olmamaktadır. Bir kere, soruşturma açabilmek için 300'ün üzerinde milletvekilinin imzalaması lazım, yargılanmak için, Anayasa Mahkemesine göndermek içinse 400 oya ihtiyaç var yani fiilen imkânsız hâle getirilmiştir.

Diğer taraftan, "Tarafsız mıdır, bağımsız mıdır?" diye tartışırken bakıyoruz ilginç olaylar oluyor. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanını seçmek üzere Yargıtay üyeleri tam 27 turdur oy veriyorlar, 3 aday var, 27 turdur 11. Dairenin Başkanı seçilemiyor. 191 oy alan seçilmiş olacak ama ne hikmetse kimi oy kullanmıyor, kimi boş kullanıyor, neticede seçim olmuyor. Acaba bugün Mecliste Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeliği için yapılan seçimin sonuçlarını mı bekliyorlardı veya başka bir neden mi vardı? Ama bu olayla bağlantılı olarak, İrfan Fidan olayını birlikte değerlendirecek olursak muhtemeldir ki henüz bir talimat alamadıkları için bir türlü seçemiyorlar. İstanbul Başsavcısı iken HSK tarafından Yargıtay üyesi seçiliyor İrfan Fidan, hiçbir kararda imzası yok ve mesai arkadaşlığı yok, Yargıtay üyeleri tarafından Anayasa Mahkemesine üye seçiliyor. Nasıl oluyor da seçiliyor? Burada da bir talimat var demek ki. E, peki, yargı bu hâldeyken biz yargının nasıl bağımsız olduğunu söyleyebiliriz, nasıl tarafsız olduğunu söyleyebiliriz? Talimatla çalışan, özellikle siyasi davalarda doğrudan doğruya iktidarın, Hükûmetin kontrolünde olan siyasallaşmış bir yargının varlığından söz etmemiz lazımdır. E, bakıyorum, Sayın Bakan bütçe sunuş konuşmasında iddialı ifadelerde bulunuyor: "Yargıda yeni bir dönem..." "Reform irademiz..." "Yargı Reformu Strateji Belgesi..." "İnsan Hakları Eylem Planı..." "Yargı reformu paketleri..." Bu rejim devam ettiği sürece ve bu hükûmet etme anlayışı sürdüğü sürece, Sayın Bakan, sizin Hükûmetinizin hiçbir yargı reformu yapma kabiliyeti yoktur, bunu gerçekleştiremezsiniz, sadece lafını edersiniz, sözünü edersiniz, nutuklarını atarsınız ama sonunda ortaya bağımlı bir yargı çıkar, taraflı bir yargı çıkar.

İkinci değinmek istediğim konu, Kişisel Verileri Koruma Kuruluyla ilgilidir. Gerçekten, kişisel veriler, günümüzde özellikle dijital ortamın yaygınlaşması nedeniyle çok önemli hâle gelmiştir. Bu bilgiler insanların hayatlarının tamamını kavrayacak şekilde, başkaları tarafından bilinmemesi gereken özellikleri yer almaktadır ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından da gerekli önlemlerin alınması ve bunların toplanması, işlenmesi ve muhafazasıyla ilgili görevleri var. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili Koruma Kurulu hem mali hem de idari özerkliği olan bir kurum olarak kurulmuştur ama maalesef mali ve idari özerkliği bugün sözdedir. Artık mali ve idari özerkliği bulunmayan bir kurumdan söz edebiliriz çünkü 3046 sayılı Kanun'un 19/A maddesine göre düzenleyici ve denetleyici kuruluşların ilgili oldukları bakan tarafından denetlenmesine olanak sağlanmıştır. Bu düzenlemeyle özerk olması gereken kurumlar; bakanlıkların bağlı kuruluşları gibi çalışmaya başlamış, fiilen ilişkili olduğu bakanın ve hatta bakanlık bürokratlarının emir ve talimatlarından bağımsız çalışamaz hâle gelmiştir. Mali özerklikleri de maalesef Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na rağmen sağlanamaz durumdadır. Böylesine kişisel verileri koruması gereken bir kurulun mali ve idari özerkliğinin olmaması, siyasetin kontrolünde olması aynen yargıda olduğu gibi...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - ...Türkiye açısından, bu ülkede yaşayan her vatandaş açısından önemli bir risktir ve sistemin hem yargı olarak hem de bağımsız kurullar olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben de teşekkür ediyorum, sağ olun.