| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Cumhurbaşkanlığı b)Millî İstihbarat Teşkilatı c)Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ç)Diyanet İşleri Başkanlığı d) Devlet Arşivleri Başkanlığı e)Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı f)Strateji ve Bütçe Başkanlığı g)İletişim Başkanlığı ğ)Savunma Sanayii Başkanlığı h)Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ı)Yatırım Ofisi Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 26 .11.2021 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin başlangıcı 24 Haziran 2018 seçimlerinden bu yana ülkede maalesef iyiye giden hiçbir şey yok; genelde ihtiyatlıyımdır ama bu konuda bu kadar kesin söylüyorum. Bugün Türkiye, 24 Haziran 2018'in çok çok gerisinde, bunun baş müsebbibi de Beştepe'de, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde olanlar. Mesela, kişi başına düşen millî gelir 2018'de 10 bin dolar civarındayken 2020 yılında 7.250 dolara düştü. TL'nin son değer kaybının ardından ise 5 bin dolara düşmesi muhtemel. Yirmi yıl ülkeyi "Uçtuk, kaçtık." diye yöneten iktidar, ülkeyi yirmi yıl önce başladığı yere geri döndürdü. IMF verilerine göre Türkiye 2017'ye kadar dünya ticaretinden yüzde 1'in üzerinde pay almaktaydı, 2018'den itibaren ise payı yüzde 1'in altına geriledi. 2020'de yüzde 0,85 olan bu pay 1980 yani kırk bir yıl önceki seviyelerine düştü. 2011'den bu yana dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olmak hedefi koyan, bunu da 2023 vadesine bağlayan iktidar, bugün ülkeyi G20 ülkelerinin gerisine düşürmüştür. AKP öncesinde, mesela 2000'de bile 16'ncı olan bir ekonominin bugün getirildiği nokta manidardır.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte Türkiye'de bir saray düzeni kuruldu. Saray düzeninde şatafat var, israf var, umursamazlık var, kibir var; orada gerçeklikten kopmuş, algılarla ülkeyi yönetebileceğini, halkı uyutabileceğini zanneden tipler var. Bunların tek gerçeklikleri saray, tek bildikleri de Erdoğan, gerisi bunlar için önemli değil, halk önemli değil, millet önemli değil, halkın açlığı, yoksulluğu önemli değil. İktidarın rakamsal verilerinin "şaha kalkmak" "uçtuk kaçtık" anlatılarının, her sıkıştığında dış mihraklara ve emperyalizme karşı verdiğini söylediği savaşın, çokça ve sıkça söylenen, gerçeklik payı olmayan boş laflar olduğunu halkımızın fark etmediğini sananlar varsa yanılıyorlar. Halkımız gerçeği bizzat yaşıyor ve görüyor.
Bakın, bir vatandaş anlatıyor: "Çanta varmış 49 TL'ye markette. Sabah saat dokuz olmadan gittim, kapısında kuyruk vardı. Erkenden sıraya girmiş insanlar. İçeri girdim, kasiyer 'Çanta bitti.' dedi. Ne yapacağız bilmiyorum." Evet, okula giden çocuğuna 49 TL'ye çanta almak için sıraya giriyor insanlar ve o çantayı alabilmek için parasının olması da yetmiyor, şansının da olması gerekiyor. Siz bilir misiniz saat dokuzda hangi marketlerin kapısında ucuz alışveriş yapabilmek için sıraya girilir ey iktidar sahipleri? Ben söyleyeyim: Üç harfli zincir marketlerin önünde sıraya girilir; birinde perşembe, diğerinde cuma günü.
Mesela pandemi yasakları sonrasında bir anne anlatıyor: "Okullar bir aydır açık, oğlumu birkaç kere gönderdim. Ne okul malzemesi ne beslenmesi vardı. Söylediği bir şey beni yıktı, bir daha göndermedim. Şimdi okula giden çocukları görüp ağlıyor 'Ben de gitmek istiyorum.' diye." Ey iktidar sahipleri, siz hiç çocuğunuzu okul malzemesi ve beslenmesi olmadığı için okula göndermemezlik ettiniz mi? Bu sebeple çocuğunuz ağladı mı? Bazı saraylıların üç beş maaş aldığı, saray kaynaklarının da bu konudaki sessizliği hepimizin malumu. Keşke örneklediğim bu ihtiyaç sahibi insanlarımızın da asgari bir geliri ve bir maaşı olsa. Bakın, üç beş demiyorum, bir tane diyorum. Ülkede bu kadar yoksul varken üç maaş, beş maaş almak hayâsızlıktır, ayrıca da haramdır, haram.
Erdoğan, bir konuşmasında "Müminin görevi varlıklarla şımarmamak, yoklukta da sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir." demişti. Gerçek müminin kim olduğunu bilmiyorum, zira o Allah'ın işi ama vatandaşın vergisini, hakkını yandaşına, 5'li çetelere, beslemelerine peşkeş çekenlerin ne olduklarını ya da ne olmadıklarını çok iyi biliyoruz. Sadece biz bilmiyoruz, hem millet hem de Allah biliyor.
Sonuç olarak, Cumhur İttifakı ortaklarının ülkenin, milletin ve hatta kendilerinin başına bela ettikleri ucube Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi iflas etmiştir. Bu saatten sonra ne söylense ne anlatılsa boş. Çözüm belli: Tek yol bu ucubeden kurtulmak.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.