| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4031) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 20 .12.2021 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, efendim, ben önce Komisyona katılan katılımcılara teşekkür ediyorum, özellikle STK'lara, sendikalara.
Ben de birkaç soru sorarak sözlerime başlamak istiyorum. Bunlara cevap...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bir yanlış yaptım, özür diliyorum.
Sayın teklif sahibinden bir bilgi almalıydık ve maddeleri de okutacağız, değil mi? Görüşmeye açtık maddeleri. Kısaca bir izahat alalım, öyle gidelim, usulümüzü bozmayalım.
Buyurun.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Efendim, teklif bugünkü tartışmaların omurgasını oluşturduğu için zaten bütün üyelerimiz, burada bulunan bütün heyet muttali her şeye ayrıntısıyla efendim, vukufiyetleri var. Dolayısıyla, müzakere devam etsin diyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, teşekkür ediyorum, sağ olun.
Evet, Sayın Ağbaba, devam edin.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Şimdi, birkaç soruyla sözlerime başlamak istiyorum müsaade ederseniz.
Birinci sorum, tüm ücretlerin asgari ücret kadar kısmı vergiden istisna edildikten sonra ilk dilim vergilendirilmesi eskiden olduğu gibi yüzde 15 mi olacak? Bunu sormak istiyorum. Çünkü Cumhurbaşkanının bulunduğu bir toplantıda çalışanların gelirlerinin asgari ücretten muaf olacağı söylendi, sonra bir tuzak oldu. Burada bir tuzak var mı, yok mu? Buna cevap istiyorum. Tekrar soruyorum: Tüm ücretlerin asgari ücret kadar olan kısmı vergiden istisna edildikten sonra, ilk dilim vergilendirmesi eskiden olduğu gibi yüzde 15 mi yapılacak, yoksa oran yükseltilecek mi? Bu sorunun cevabını istiyorum, birinci sorum Başkanım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Dur bir saniye.
Burada şunu söyleyeyim: Bu soruları lütfen not edelim, topluca bir cevap isteyeceğim sizden, soruları not edelim.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkanım, ikinci soru: Birinci dilimin tutarı 2014 yılı öncesindeki gibi asgari ücretin en az 12 katı veya fazlası mı olacak? Bu da önemli bir konu.
Üçüncü sorum: Ücretler ve ticaret erbabı için, Gelir Vergisi Kanunu'nun 102'nci maddesine göre, 2 farklı tarife vardı ücretler lehine; bu devam edecek mi? Üçüncü dilim ücretler lehine fark daha yükselecek miydi? Bu, üçüncü sorum.
Şimdi bir başka sorum, merak ettiğimiz: Bu teklifte engelliler için önemli bir belirsizlik bulunuyor. Bu son değişiklikle, yüzde 40 ve üzeri engelliler vergi indirimi belgesi alabiliyordu ve emekli olabiliyorlardı. Bu düzenlemeyle birlikte asgari ücretten vergi kalktı ve asgari ücretle maaş alan engelliler için mağduriyet ortaya çıktığı gözüküyor. Bu yüzden, engellilerle ilgili ek bir düzenleme yapılması gerekiyor mu? Yeni bir düzenleme yapılıyor ama düzenleme tüm detaylarıyla incelenmediği için başka başka mağduriyetler getirdiği gözüküyor. İktidar engellileri bu ülkenin bir yurttaşı olarak görmeyi sürekli unuttuğu için bu düzenlemede engelliler unutulmuş oldu. Engellilerin emeklilik hakkının da elinden alınmış olduğu gözüküyor; bu önemli bir konu. Eğer bu konuda cevap verirlerse -engellilerin emeklilik hakkı- buna da sevinirim.
Şimdi, Sayın Başkan, tabii, biraz önce arkadaşlar konuştular. Öncelikle bir şeyi belirtmek istiyorum, Genel Başkanımız da belirtiyor, biz de belirtiyoruz: Ekonomik ve Sosyal Konseyin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Eğer Ekonomik ve Sosyal Konsey olsaydı, bu değişiklikle birlikte temsilcilerin görüşleri iletilebilecekti. Maalesef karakolda doğru söyleniyor, mahkemede şaşılıyor. Bakın, geçtiğimiz gün, perşembe gününden konuşuldu, herkes bu değişikliği olumlu buldu. Çalışanların asgari ücret kadar olan gelirlerinden vergi alınmaması olumlu, önemli bir gelişmedir. Burada övünerek söyleyelim, biz yıllardan beri söylüyoruz, nasıl ki taşerona kadroyu biz söylediysek, nasıl ki emekliye 2 maaş ikramiyeyi biz söylediysek bu konuyu da övünerek söylüyoruz: Bugün gelirlerin asgari ücret kadar olan kısmından vergi alınmaması olumlu ve önemli bir gelişmedir, bunun altını çizelim. Tabii, biraz önce söyledim sözlerimin başında, Gülizar Hanım'a danıştım, "Söyleme, o örneği verme." dedi. Hani, fakirin eşeği kaybolur, üzülür, sonra bulur ya, sevinir. Bu, biraz ona geldi yani perşembe gününden beri biz ne tartışıyoruz, ne konuşuyoruz, Allah aşkına? Bunları sizin takdirinize bırakıyorum.
Şimdi, AKP sözcüleri birkaç şeyi ifade ettiler, Türkiye'nin doğal gaz fiyatlarını karşılaştırdılar, biz de laf attık ama müsaade ederseniz ben birkaç rakamı -doğal gazı onlar söyledi, ben de emeklilerin ve asgari ücretlilerin Avrupa'yla karşılaştırılmasını- söyleyeyim. Ben geçtiğimiz gün, çarşamba günü bütçe konuşması yaptım. Bütçe konuşması yaparken Türkiye'de asgari ücret 93 euro demiştim, şimdi 93 euro değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Devam edebilirsiniz, topluca görüştüğümüz için on beş dakikaya kadar süreniz var.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Tabii tabii.
74,25 euroya düştü Türkiye'deki asgari ücret. Değerli Başkanım, Avrupa ve Türkiye'de en düşük emekli maaşının karşılaştırılmasını göstereyim ve buradaki milletvekillerinin tümünün vicdanına sunarak devam edeyim. Türkiye'de en düşük emekli maaşı 1.500 TL -bu da bizim söylemlerimiz sonucunda kanunla artırıldı, biliyorsunuz- yani 74,25 euro. Almanya'da 1.200 euro, 19.200 TL; bu da arttı, 1.200'le çarptığınız zaman 24 bin lira. Hollanda'da aynı şekilde 20 bin liraya yakın. Türkiye neredeyse, -neredeyse değil, maalesef- Almanya'nın yüzde 7'si kadar emekli maaşı alıyor. Bizim emeklilerimizin durumu ile Avrupa'yı karşılaştırdığımız zaman, sokakta da gördüğümüz izlenim -mutlaka hem Cumhur İttifakı'na ait hem MHP milletvekilleri, AKP milletvekilleri hem de İYİ Parti, HDP milletvekilleri görüyorlardır- emeklinin yaşamış olduğu koşullar kötü koşullar, zor koşullar. Ben bu maaşı alan emeklilerin ceketlerini en son beş yıl önce aldığını görüyorum. Maalesef, ilk kez bu dönemde Türkiye'de yaşayan emekliler ikinci el ayakkabıyı gördüler; eskiden pençe yapılıyordu, pençeyi unuttular, ikinci el eşya satan ayakkabıcıdan ayakkabı alıyorlar, ikinci el pantolon satan yerlerden pantolon alıyorlar, ikinci el palto satan yerlerden palto alıyorlar. Türkiye ilk kez bu dönemde ikinci el giyim eşyası satan pazarları gördü. Eskiden ikinci el beyaz eşya vardı, şimdi bunu görüyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir başka durum -asgari ücreti de konuşmadan olmaz- şu: Türkiye, maalesef, 2022 brüt asgari ücret teklifi sunulduğu hâlde -yani bu yüksek olarak kabul edilen, herkesin çok yüksek olarak kabul ettiği 4.250 lira teklifi sunuldu- Avrupa'da 2022 asgari ücret teklifi sunulmadığı hâlde, buna rağmen sondan 2'nci; Arnavutluk'tan sonra biz geliyoruz. Bir de bizde 250 euro gözüküyor asgari ücret ama bir bakın, bizim yanı başımızdaki Bulgaristan'da 332 euro, daha düne kadar savaşan Sırbistan'da 366 euro, 90'larda bizim yüz yıl gerimizde olan Romanya'da 467 euro, Macaristan'da 476 euro, Hırvatistan'da 567 euro, Hollanda'da 1.701 euroya kadar çıkıyor. Bunu da çok değerli milletvekillerinin dikkatine sunmak istiyorum. Biz hâlâ, her şeye rağmen, Avrupa'da en düşük asgari ücreti veren ülkeyiz.
Yine, değerli arkadaşlar, biraz önce söyledik, Avrupa'da asgari ücretle çalışanların tüm çalışanlara oranına baktığımız zaman da Türkiye en önde; bu, TÜİK'in verilerine göre. Geçen yılki verilere göre, Türkiye'de çalışanların yüzde 43'ünün asgari ücretle çalıştığını görüyoruz ki bu oran, çeşitli sendikaların araştırmasına göre yüzde 56'nın üzerinde gözüküyor. Burada Meclise düşen şey, bu oranı düşürmek olmalıdır. Asgari ücret, olağan ücret olmuş durumda; bu doğru değildir, kabul edilemez değerli arkadaşlar. Bunu, mutlaka, dikkatlerinize sunuyorum.
Şimdi, her dakika bakıyoruz, değerli arkadaşlar, bakın, Komisyona başlarken dolar 16,50 seviyesindeydi, şimdi dolar 17,95; euro 19 seviyesindeydi, euro ilk kez 20 TL'yi geçti, 20,27 TL oldu. Tabii "Dolardan bize ne?" diyebilirsiniz ama değerli arkadaşlar, bakın, Türkiye, Avrupa için hatta bizden daha yoksul ülkeler için bir pazar hâline geldi. Edirne'nin düşman işgalinden kurtuluşundan sonra Bulgarlar ilk kez ekonomik olarak âdeta Edirne'yi işgal etmiş gibi gözüküyor. Bulgaristan'dan turlar düzenleniyor, Facebook grupları oluşturuluyor, Türkiye'de bizim insanlarımızın alamadığı, üzülerek söyleyeyim, bakın...
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Parasıyla mal satıyoruz. Ne var bunda?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Evet, parasıyla... Ama Edirne'de yaşayan emekli alışveriş yapamıyor, Edirne'de yaşayan asgari ücretli alışveriş yapamıyor kendi dükkânlarından. Türkiye âdeta Avrupa'nın süpermarketi oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Buyurun.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Ne olacaktı bundan beş yıl önce, on yıl önce? Türkiye süper güç olacaktı ama Türkiye, sayenizde, Avrupa'nın, Bulgaristan'ın, Azerbaycan'ın, Gürcistan'ın süpermarketi hâline geldi; geldiğimiz nokta o. Süper güç olacaktık, süpermarket olduk. Bunu niye söylüyorum? Tabii ki Avrupa gelsin, alışveriş yapsın. Örneğin, keşke gelip bizden katma değerli ürünler alsa ama bizim işçimizin alamadığını Bulgaristanlı emekli alıyor, bizim yurttaşımızın alamadığı Iğdır'daki, Ardahan'daki ürünü, maalesef, Gürcistan'daki insanlar alıyor. Bu, Türkiye'de hepimiz açısından düşünülmesi gereken bir şey değerli arkadaşlar. Bakın, belki zaman zaman bize kulaklarınızı kapatıyorsunuz ama bu, hakikaten, ciddi bir mesele. Eğer kendi yurttaşlarımız bu ülkede üretilen ürünü alamıyorsa bunda mesele var. Bakın, Türkiye'nin gelmiş olduğu nokta şu: Ekili arazisi, tarlası olan insanlar ekemeyecek duruma gelmiş; gübre pahalı, ilaç pahalı. O nedenle, bizim hepimizin bu konuyu ciddiyetle düşünmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de önemli bir süreci hep beraber yaşıyoruz. Bakın, bu bir kriz değil. Bu, bir ekonomik kriz değil; bu, bir ekonomik felaket, ekonomik bir buhranla karşı karşıyayız. Konuşmalarınız ne kadar bu süreci değiştirmeye çalışsa da Türkiye her gün yoksullaşıyor. Bakın, dün TÜSİAD'ın açıklaması vardı. Sayın Cumhurbaşkanı her zamanki üslubuyla cevap verdi "Ey TÜSİAD" diye ama bu insanlar yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Bu insanlar, kendi geleceklerini ortaya koyarak, yatırım yaparak ülkeye katkıda bulunmaya çalışıyor. Özellikle Türkiye'de üretime katkısı olan sanayicisi, çiftçisi, herkesin önünde saygıyla eğilmemiz lazım. Bu insanlar -dolardan ya da eurodan- euroya para yatırarak zenginleşmiyor. O nedenle üretim yapan TÜSİAD üyelerinin de sözlerine kulak vermek gerekiyor Sayın Başkan çünkü onlar da bir haykırışı gündeme getiriyorlar.
Bakın, doların arttığı her gün Türkiye yoksullaşıyor, euronun arttığı her gün Türkiye yoksullaşıyor. Sayın Başkan, yoksullaşırken sadece CHP'liler yoksullaşmıyor, AK PARTİ'ye oy verenler de yoksullaşıyor; İYİ Parti'ye, MHP'ye, HDP'ye oy verenler de yoksullaşıyor. Dolayısıyla bu meselede nutuk atarak, muhalefeti suçlayarak, konuşması gereken kesimleri suçlayarak bir yere varılmaz. Ben biraz önce bir çağrı yaptım, burada bütün paydaşlar konuşmalı. Esnafın temsilcileri TİSK konuşmalı, işverenlerin temsilcisi TOBB konuşmalı. TOBB konuşmadığı için, maalesef, TÜSİAD konuşuyor. Sendikalar konuşmalı, DİSK'i konuşmalı, TÜRK-İŞ'i konuşmalı, HAK-İŞ'i konuşmalı, memur sendikaları konuşmalı. Ülke yangın yeri, herkes düşüncesini özgürce ifade edebilmeli, başına bir şey gelmeyeceğini bilmeli. Biraz önce Ekonomik ve Sosyal Konseyi onun için de vurguladım. İnsanlar özgürce konuşabilirse, Türkiye'de tekrar demokrasiyi var edebilirsek ülke yoksullaşmaktan kurtulur.
Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı ne diyor 128 milyar dolarla ilgili: "Benim dönemimde değil." diyor. "Ekonominin sorumlusu benim." demişti, şimdi "Ben Başbakan değildim o zaman, Cumhurbaşkanıydım." diyor. 128 milyar doların da sorumluluğunu almıyor. Ben asgari ücretteki... Bu Komisyonda sabah başlayan olumsuz havanın dağılmasını olumlu bulduğumu söylemek isterim.
Son sözlerim AKP'li vekil arkadaşlarıma; başta Aydemir amca oğullarına ve de kardeşlere. Tabii, onlar, biraz önce söyledim, mucizeler yaratan milletvekillerimiz, onları kutluyorum özellikle. Biri, pahalı benzin kuyruklarını araçların çokluğuyla ifade ediyor. Bir diğeri, Sayın Uğur Aydemir, köprülerin, otoyolların pahalı olmasına da "Bizim milletimiz zekidir, gitsin başka yol, eski yol kullansın." diyor. Onlar mucize yaratıyor.
Ayrıca, sabahtan beri gördük. Yine, elimizi vicdanımıza koyalım arkadaşlar, hep karşı karşıyayız. Ya, sabah neyi savunuyordunuz, şimdi neyi savunuyorsunuz?
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Neyi savunuyoruz ya?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Vallahi billahi. Bak, Allah için, sizi kutluyorum.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Neyi savunuyoruz yani?
VELİ AĞBABA (Malatya) - Hanımefendi, sizi de kutluyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sizi de kutluyorum, siz de yeteneklisiniz, sizi kutluyorum. Sabah "beyaz" dediniz, akşam "sekiz" dediniz. Karakolda doğru söylediniz, mahkemede şaştınız!
Ben teşekkür ediyorum.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Nasıl tahrik ediyorsun ya! Sana madalya takacağım!
VELİ AĞBABA (Malatya) - Hiç tahrik etmedim, gayet güzel konuştum vallaha.