KOMİSYON KONUŞMASI

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Hiçbir öğrencinin başladığı müfredatla ve sistemle okulunu bitiremediği, 2020 Mart-2021 Haziran dönemlerinde 4 milyonu aşkın öğrencinin EBA'yı aktif olarak kullanamadığı ülkemde, eğitim-öğretimin öznesi olan öğretmenlerle ilgili meslek kanununu konuşurken açıkçası Sayın Bakanın Komisyonda olmasını isterdim. Mutlaka Bakan Yardımcısının kıymetli görüşleri vardır ama Bakanın da bir kere Komisyonda gelip bununla ilgili bize görüşlerini aktarmasını dilerdim.

Evet, 3'üncü maddenin birinci fıkrasında "Öğretmenlik özel bir ihtisas mesleğidir." deyip, dördüncü fıkrada kariyerlere ayrılması bir çelişkidir. Tevhidi Tedrisat Kanunu'ndan beri öğretmenin mesleğini yaptığı her eğitim kurumu, devletin denetimi ve gözetimi altında olmak zorundadır. "Devletin" ibaresinin teklifte yer almaması, yarın eğitim birliğini bozacak uygulamalara neden olabilecektir.

Ayrıca, öğretmenlik, teklifle 4 aşamalı hâle getirilmek isteniyor. Uzman öğretmenlik için on yıl, başöğretmenlik için de uzman öğretmenlikte on yılı doldurma koşulu aranmaktadır. Peki, bu neye göre belirlenmiştir? Yani niye on yıl? "Sekiz yıl" dememişsiniz, "on beş yıl" dememişsiniz, "beş yıl" dememişsiniz, bu on yılı neye göre belirlediniz? Burada bir açıklık yok.

Yine, bakın, askeriyede, Emniyette ast-üst ilişkisi vardır, apolet ilişkisi vardır çünkü onların görevleri, yetkileri, sorumlulukları farklıdır ama bu aynı şey öğretmene uygulanamaz çünkü öğretmen ile başöğretmen aynı işi yapmaktadır. Görev aynı iken unvanların alt ve üst ilişkisi biçiminde düzenlenmesi çalışma düzenini bozacaktır. Bakın, örnek vereceğim: 1'inci sınıfları okutan bir öğretmen, 1/C şubesini okutan bir öğretmen normal öğretmen, düz öğretmen; 1/D sınıfını okutan öğretmen uzman öğretmen. Bunlar aynı işi yapıyorlar; görev, yetkileri, sorumlulukları aynı ama siz bunlara farklı unvanlar verip farklı ücretler uyguluyorsunuz. Bunu yaparsanız, aynı zamanda "eşit işe eşit ücret" ilkesine de aykırılık teşkil eder.

Ayrıca, öğretmenliğin bir iletişim sanatı olması, öğretmenin kişilik ve karakter yapısıyla yakından ilgili olması nedeniyle göreve yeni başlamış bir öğretmenin başöğretmenden daha başarılı olamayacağının garantisini kim verebilir, bunu kim söyleyebilir? Görev aynıyken unvanlar, biraz önce dediğim gibi, farklı farklı unvanlar verilmesi, bir kere her şeyden önce o öğretmenler odasındaki kurulan o ilişkiyi de bozacaktır. Bu, mesleğe verilecek en büyük zarardır.

Kanun teklifinin aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmenlerin görevleriyle ilgili bir düzenleme yapmaksızın, yükselme eğitimlerini buna göre düzenlemeksizin ücret ve sosyal hakları farklılaştırma yoluna gitmesi Anayasa'nın 55'inci maddesine açıkça aykırıdır. Ne diyor 55'inci madde? Bizim en önemli, uymak zorunda olduğumuz şey Anayasa'dır. Bakın, "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." diyor. Ama siz, bu düzenlemeyle, bu 55'inci maddeye aykırılık teşkil ediyorsunuz. Görev ve unvan, ücret arasında mutlaka uyum olmak zorundadır ama bu maddeyle bu uyum kalkmış durumda.

Yine, kanun teklifi aday öğretmenin, öğretmenin, uzman öğretmenin ve başöğretmenin görev ve yetkilerine ilişkin ayrıca bir düzenleme içermediğinden Anayasa'nın 128'inci maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. "Öğretmenlerin çalışma şartları, eğitimde kalitenin yükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir." diyor maddede. Bu da belirsizlik içeren bir ifadedir. Maddenin bu hâliyle, öğretmenlerin çalışma süre ve şekilleriyle ilgili keyfî uygulamaların önü açılmış olmaktadır. Öğretmenlerin ders dışında da okulda çalışmaları Millî Eğitim Bakanlığında zaten konuşulan konulardan birisi, bunu biliyoruz. Şimdi, bu belirsizlik sayesinde Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin çalışma ve şekil şartlarını istediği gibi düzenleyebilecektir. Burada bir keyfîliğin önü açılmaktadır. "Öğretmenlerin çalışma şartları, eğitimde kalitenin yükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir." ibaresi belirsiz bir ifadedir, bu hâliyle de hukuk devletinin temel ilkelerine aykırıdır. Yani siz, bu 3'üncü maddeyle Anayasa'ya aykırı bir düzenleme yapmış durumdasınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Bu yönüyle bu maddenin tekliften muhakkak geri çekilmesi gerekmekte.