KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu geçici 1'inci maddeyle ilgili, 16 Mart 2022 tarihinde yazılı bir soru önergesi vermiştim. "6292 sayılı Kanun'un 12'nci maddesi ile diğer mevzuat uyarınca yapılabilecek başvuruları yeniden aşmayı düşünüyor musunuz?" diye sormuştum. Muğla Seydikemer ve Köyceğiz ilçelerimiz başta olmak üzere birçok il ve ilçemizde benzer sorun yaşayan insanlarımız olduğunu da biliyorum. Seydikemer ve Köyceğiz'e bağlı mahallelerin neredeyse tamamında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8'inci maddesi kapsamında çalışmalar yapıldı. Çalışmalar sonunda, taşınmazlar hazine adına tescil edildi. Bu taşınmazların içinde bulunanlar, oturanlar belirlendi. Askı listeleri kesinleşti. Bahse konu taşınmazlar, Tapuda hazine adına da tescil edildi. Hazine adına tescil edilmiş olan bu taşınmazlar, vatandaşların uzun yıllardan bu yana kullandıkları, kendilerine ait arazilerin kenarlarında bulunan veya atadan kalma yerlerdir. Yani bu arazilerin üzerinde emekleri var. Yıllarca ekmişler, biçmişler, hayvanlarını otlatmışlar. "Emeğin varsa hakkın da vardır." mantığından yola çıkarak "Bu satış durumunda öncelik bölgede yaşayanların olmalıdır." şeklinde görüş bildirmiştik. 6292 sayılı Kanun'un 12'nci maddesi ve ilgili mevzuat, vatandaşlara tarım arazilerini ihaleye çıkmadan satın alma imkânı sağlıyor. Ancak bu mevzuat uyarınca yapılabilecek başvuruların süreleri bitmişti. En son müracaat 2019'daydı. Uzun yıllardan beri atalarından kendilerine intikal etmiş olan arazileri doğrudan alabilme hakkı adına, vatandaşlara yeniden başvuru hakkı tanınmalıydı. Aksi takdirde bu araziler 2886 sayılı Kanun'un 45'inci maddesine göre, herkese açık ihaleyle satılabilecek, dolayısıyla bölgede yaşayan insanlar mağdur olacaktı. Vatandaşların uzun yıllardan bu yana kullandıkları, kendilerine ait arazilerin kenarlarında bulunan veya atadan kalma yerlerinin açık ihaleyle satılması mağduriyet yaratacaktı. Bu geçici maddeyle, 2022 yılının sonuna kadar vatandaşlara süre tanınıyor, bunu olumlu buluyoruz.

Değerli milletvekilleri, diğer bir konu var: Muğla ili genelinde tapulaşma çalışmaları 1950 yıllarında büyük oranda yapılmış, yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucu, devlet tarafından vatandaşlara tapu senetleri dağıtılmış, kimi parsellerde yapılaşma bile tamamlanmıştır. Orman Genel Müdürlüğü tarafından orman sınırında düzeltme çalışmaları yapılmış, geçmişte oluşan arsa vasıflı imar parselleri ve tapular orman alanı içinde bırakılmış, bu parsellerde vatandaşların mülkiyet hakkı kısıtlanmış ve Orman Bölge Müdürlüğü tapulu yerlerin orman alanı içinde kaldığı gerekçesiyle iki ay önce vatandaşlara mektup göndererek bir ay içinde tapulu ev ve arazilerini rızaen terk etmelerini istemişti. Orman Bölge Müdürlüğünün yaptığı bu çalışmalar doğrultusunda tapu iptalleri de yaşanabilecekti. Vatandaşlarımızın "Yıllardır tarım yaptığımız tarlamıza, Orman el koyuyor, devletin verdiği tapuların hükmü yok. Kime güveneceğiz?" şeklindeki isyanından sonra Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum'la bölgede bir görüşme yaptım ve arkasından AK PARTİ Muğla Milletvekilimiz Yavuz Demir'le de bir görüşme yaptım ve sonunda, onların da katkısıyla Orman Bakanlığıyla ilgili temas kurularak Dalaman ilçemizin Çöğmen köyünün neredeyse tamamına gelen ve diğer yerlerine gelecek olan tebligatlar şimdilik durduruldu.

Başka örnekler de var; Menteşe ilçemizin Gülağzı Mahallesi'nde, onaylanan imar planı neticesinde imar uygulaması işlemi gerçekleşmiş ve neticede, 40 adet arsa vasıflı imar parseli oluşmuştur. Ancak imar planı onay süresinde Orman Bölge Müdürlüğünden alınan ön izinler geçersiz sayılmış, yine aynı kurumun yaptığı güncel çalışmalarda, geçmişte oluşan arsa vasıflı imar parselleri belirlenen orman tahdit sınırıyla orman alanı içerisinde bırakılmıştır. Bu uygulama, "Devlette devamlılık esastır." ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Yine, Menteşe Bayır Mahallesi'nde kıdem tazminatı ve ailesinin desteğiyle tapulu arsa alan bir vatandaşın da tapu kaydına orman olduğu gerekçesiyle kısıtlama konmuş ve yılların birikimiyle ev yapmak amacıyla aldığı arsa orman alanına bırakıldığı için vatandaşımız çaresiz kalmıştır. Şimdi, durum şu: Ömür boyu çalışıp birikimleriyle bir ev ya da arsa alıyorsunuz, sonra bir mektup geliyor ve tapulu yerinizin orman alanı içinde bırakıldığını öğreniyorsunuz. Üstelik imar planı için resmî kurumlardan izin alınmasına rağmen, tapuya güven ilkesini zedeleyen bu durum. Türkiye'nin her yerinde karşılaştığımız bir sorundur. Vatandaşlarımızın kaygılarını gidermek için bu konu köklü bir şekilde çözülmeli ve tapuya güven ilkesi zedelenmemelidir. Bu konuda önergemiz var, bu konuyu takdirlerinize bırakıyorum.

Teşekkür ediyorum.