KOMİSYON KONUŞMASI

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - O da şu: Konuşmanın devamında teklif sahibinin ve Bakan Yardımcısının ve bir sonra...

Şimdi, teklif sahibi anlatırken öyle bir anlattı ki yani sanki ortada hiçbir şey yokmuş gibi anlattı. Ya, bir şey sormak istiyorum Sayın Mustafa Bey: Ya, siz bütün bu yerleri teknesi olan, yatı olan bütün oligarklara vermek zorunda mısınız, vermek zorunda mısınız ya? Ya, bu, denizin parsellenmesi demektir bakın. Karada bir şey bırakmadınız, sıra denize geldi.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Yalnız, Mürsel Bey, burada bir tahsisten bahsedilmiyor, Çevre Ajansına yetki veriliyor.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Verecekler Sayın Başkan, verecekler, zaten o yetkinin altında...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Çevre Ajansının yapabilecekleri anlatılıyor.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Şimdi, bakın "liyakat" dedi. Ya, bu liyakati her yerde esas alın ne olur; bu liyakati, 92 puan alıp sınava giren genç ile 60 puan alanın 92'nin önüne geçtiği yerde de esas alın. Siz orada da mülakatı edersiniz sanıyorum; liyakati değil de yine, o oligark şirketlerine verirken mülakatı esas alır, onlara verirsiniz.

Sayın Başkan, Sayın Bakan Yardımcısının değindiği bir konu da şu: Kara trafiği çok sıkışık olduğunda deniz trafiğinin daha çok hareketli ve daha kolay ulaşılır olduğunu anlatmak istiyor. E, kara ulaşımını açın, sizin yetkinizde Sayın Bakan yani Ulaştırma Bakanıyla gelin, yolları büyütün, genişletin, çoğaltın. Ya, örneğin Bodrum'a iki saatte giriliyor; gelin, kara yollarını yapın, bunları yapın. Niye deniz trafiği? Yani bu ülkede hep zengin, parası olan mı yaşayacak, denize sadece onlar mı gidecek? Ya, karadan gidecek diğer kimse giremeyecek mi, ulaşamayacak mı oralara?

İkincisi, mapa, tonoz... Bakın, ben, denize 1.400 kilometre kıyısı bulunan bir ilin milletvekiliyim, Muğla Milletvekiliyim. Tonozun, mapanın, şamandıranın ne olduğunu iyi biliyorum. Denize gitmeden mapayı, tonozu savunmak doğru değildir. Eğer tonoza da bağlasanız, şamandıraya da bağlasınız, neticede arkada demiri atmak zorundasınız. Oralar rüzgâr alan yerler; tekne, yat döner durur, gider diğer tekneye çarpar. Bakın, bunlar doğru hesaplanmalıdır. Evet, bir ucu, karaya bağlantısı yok, tekneler sık sık sık giremiyor, ikinci parsel olarak bu tonozlar yapılıyor ve onlara bağlanıyor. Neticede arka çapa atılacak ve uç bağlanacak tonoza. Bunlar doğru bilinmelidir, yanlış anlatılıyor.

Atık alımıyla ilgili de konuştu. Sayın Bakan Yardımcısı, yani Muğla Büyükşehir Belediyesi... Siz bütün her yerin işletmesini MUÇEV'e verirseniz...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Mürsel Bey, her cümleyle ilgili tekrar şey yapmayalım ya, görüşünüzü beyan etmiştiniz.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Başkanım, tamamlamak zorundayım, bir saniye.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Buyurun, tamamlayalım.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Ben devam ediyorum Sayın Başkanım, kısa, 2-3 kelimeyle tamamlayacağım.

Her yerin işletmesini MUÇEV'e veriyorsunuz, çöpünü toplamasını da getiriyorsunuz, Büyükşehir... Büyükşehire verdiğiniz imkânlar dâhilinde, verdiğiniz bütçe dâhilinde... Sizin Bakanlığınız da yaz nüfusunun, kış nüfusunun ortalamasını alıp bir bütçe vermiyor. Kışın 1 milyon, yazın 5 milyonluk bir kente veriyorsunuz; bu bütçeyi doğru verirseniz, oralara da bütçe ayrılıp alınabilir Sayın Bakan Yardımcısı.

Sayın Başkan, kısacası Sayın Bakan Yardımcısı şunu diyor: "Biz Bakanlık olarak yönetemiyoruz ama Ajans eliyle yöneteceğiz." Eğer Ajans eliyle yönetirseniz burası tekelleşir, özelleşir. Sizin, yandaşa peşkeş çektiğiniz net bir şekilde ortaya çıkıyor bakın burada.

Tekrar söylüyorum: Gelin, sadece teknesi olan, parası olan oligarklara değil; burada, parası olmayıp ama Anayasa'da hakkı olup -denize girebilecek- alt gelirli, orta gelirli veya hiç geliri olmayan yurttaşlarımızı da düşünüp onlar da denize girebilir olsun. Burada halkı da düşünün, sadece oligarkları değil. Ve devleti, Bakanlığı yönetemiyorsanız, gelin erken seçime hemen, yönetenler gelir yönetir. Bakanlık yönetemiyorsa ajans hiç yönetemez Sayın Başkan.

Teşekkür ediyorum.