KOMİSYON KONUŞMASI

BURAK ERBAY (Muğla) - Evet, teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar, Sayın Bakan, misafirler ve çalışan arkadaşları saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, şunun için mücadele ediyoruz: Bu ülkede yaşayan, bu topraklarda yaşayan insanların refah içinde, huzurlu, daha kaliteli daha düzgün bir yaşam sürmeleri için mücadele ediyoruz. Bizim de buna dayanarak, bu bakış açısıyla daha nitelikli, daha kaliteli bir faaliyet yürütebilmemiz aslında talebimiz ama yine, işte burada da karşılaştık. Gönül isterdi ki Sayın Tuncay Başkanımın da söylediği gibi -önemli bir konu bu çünkü- daha detaylı bir şekilde tartışalım ama maalesef, işte, belki de Türkiye tarihinin en büyük yasakçı yasası geliyor; onunla ilgili bir çalışma yapmamız gerekirken sabah bu yasa var. Yani biz, bunun için de mesela, Türkiye'nin birçok yerinden... Aynı şekilde, ben 800 kilometre öteden geldim dün. Yani kendi çalışma ortamlarımızın bile kalitesi bu kadar kötüyken, işte, yasama faaliyeti ve yapacağımız faaliyetler nasıl nitelikli olabilir? Dün saat üç buçukta Muğla'dan, evden çıktım; dört buçukta Bodrum Havaalanı'ndan bindim, İstanbul'a indim; yedide İstanbul'dan bindim, geldim, onda burada toplantı yaptık beraber. Düşünün, o yorgunlukla, işte, sabah grup toplantısı, Genel Kurul ve şimdi buradayız, öğleden sonra... Yani nasıl çalışacağız, nasıl hazırlık yapacağız? Geçen hafta geldi, bu toplantıya mı çalışacağız, diğer maddeleri mi çalışacağız? Yani biz daha kendi içimizdeki çalışmada nitelikli bir faaliyet yürütemiyoruz. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti'nde ulaşım diyoruz, ben Muğla'dan buraya ulaşamadım. Sabah üçte çıktım, gelmem buraya... Ne hâlde ülkenin hâli? Yani bakın, biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekiliyiz ama bu şartlarda, işte, sıkışmış ortamlarda, zor koşullarda buraya ulaşarak... Ha, keşke burada evlerimiz olsa; Tuncay Vekilim otelde, biz misafirhanede... Arıyoruz misafirhaneyi, işte, bilmem ne valiliği aradı, kapattılar burayı, başka yere geç yani böyle ortamlarda, sıkışmış günlerle, dakikalarla, saatlerle görüş bildirmeye çalışıyoruz. Her yasa teklifi geldiğinde aynı sorunlarla karşılaşıyoruz. Daha geçen gün...

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ (Yalova) - Yasayı konuşmuyoruz şu an.

BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam, bir yere geleceğiz, ya bağlayacağız arkadaşlar. Yani ne koşullarda, nasıl, ne kadar kötü yönetildiğini anlatmaya çalışıyorum. Nasıl enkaz bir ülke bırakılacağını da anlatacağım yani gençlerle ilgili, uyuşturucuya bulaşmış, insanlar bağımlı hâle gelmiş, kumarla bir sürü insanın ne kadar zor durumda kaldığını... İşte, hani bu bakış açısının ne kadar kötü olduğunu, zaten oraya onun nasıl yansıdığını anlatmaya çalışıyorum. İşte, bunu bile... Yani ben mi ifade edemedim acaba? Ya, bunu bile düzenleyemiyoruz diyorum işte yani yasama faaliyetini yapacak insanların faaliyetlerini nitelikli yürütmesi, buna hazırlık yapmasıyla ilgili bile yeterli imkân tanıyamıyoruz ki biz vatandaşımıza nasıl doğru hizmeti sunalım, zaten orada bakış açısında sıkıntı var. İşte, bunu, mesela, geçenlerde spor yasasında gene yaşadık yani ülkenin çok büyük bir kesimi, genç bir kesim var... Yasa gündeme geldi, bize spor kulüplerinden, her yerden, amatörlerden, ASKF'lerden bilgiler geliyor, bunları iletmeye çalışıyorsunuz, Komisyona özellikle gittim, genç bir vekil olarak anlatmaya çalıştık, Alpay Vekil "İngiltere'ye gittim, oradaki federasyon yapısını inceledim." vesaire dedi. "Ya, döneceğiz de biz illerimizdeki o amatör spor kulüplerini yapan arkadaşlara ne diyeceğiz?" dedim yani üst perdeden bir bakış ama gerçekten vatandaşın sorununu çözecek şeyler ortaya koyamıyoruz, bununla ilgili gerekli ortamları oluşturmuyoruz, spor kulüpleri gelip dinlenmiyor. İşte, bugün basın temsilcileri dünden beri, kaç günden beri bizleri arıyorlar, gelmek istiyorlar, anlatmak istiyorlar; bir kısmını çağırdık, onların sorunlarını gündeme... "Baro Başkanları" diyoruz, Baro Başkanları içeri alınmıyor; spor kulüplerinin düşüncelerini ifade etmeye çalışıyoruz, çözülmüyor. Şimdi de aynı şekilde, Türkiye'nin belki de önemli bir sorunu var, bir iki saat içerisinde geliyoruz, işte, hazırlık yapıyoruz ama kısıtlı imkânlarla konuşmaya çalışıyoruz, Sayın Bakan sunumunu kısmak zorunda kalıyor yani buna daha kafa yorulması, daha mesai yapılması gerektiği gözüküyor çünkü gerçekten, yirmi yıllık AKP iktidarı öyle bir enkaz bırakıyor ki yani inşallah, iktidara en kısa sürede geldiğimizde nasıl toparlayacağımızı...

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Gerçekten mükemmel bir Türkiye'de yaşıyoruz.

BURAK ERBAY (Muğla) - Gelin çıkalım hep beraber...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Arkadaşlar...

BURAK ERBAY (Muğla) - Gerçekten gelin, sizi götüreyim, o insanların, kreşe çocuklarını gönderemeyen insanların ekonomik olarak ne kadar sıkıntı çektiğini ben size bir anlatayım.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Burak Hocam...

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Ben başka ülkede yaşıyorum herhâlde, Allah aşkına, elinsaf!

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Arkadaşlar...

BURAK ERBAY (Muğla) - Gelin hep beraber bakalım, insanlar çocuklarını kreşe gönderemiyor, okula gönderemiyor, elektrik parası ödeyemiyor, yaşayamıyor ya, yaşayamıyor! Bir çıkın da görün.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Burak Vekilim...

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Eylem yapmak istiyorsanız...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Arkadaşlar, böyle karşılıklı...

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya, gelin, bir konuşun, bir sokağa çıkın...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Arkadaşlar...

BURAK ERBAY (Muğla) - Sokağa çıkın da bir görün, çocuklar ne hâlde, uyuşturucu bağımlısı olmuş, spor yapacak tesis yok ne hâlde bir görün.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Bir dakika, arkadaşlar...

BURAK ERBAY (Muğla) - İnsanlar bitmiş durumda. 5 milyon Suriyeliye bakacağımıza gelip önce kendi çocuklarımıza bakalım.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Irkçılığa da girdik.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya, bırakın, bunun ırkçılıkla ne alakası var? İnsanlar aç! Çıkın bir sokağa.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Bu ırkçılık.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ne alakası var, kendi çocuğum açken ben nasıl bakayım başkasına? Müslümanlıkta da bu yoktur.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Başka konu kaldı mı?

BURAK ERBAY (Muğla) - Kendi çocuklarımız aç. Bir çıkın sokağa da bakın. Kendi...

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Konuyla alakası olmayan şeyler konuşuyorsunuz.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ya, arkadaşlar, ülkenin sorunları bunlar, ülkenin gerçekleri bunlar. Biz bunlarla karşılaşıyoruz, bilmiyorum, size gelmiyor mu, danışmanlarınız iletmiyor mu? Girin, internetten bakın.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Her gün sokaktayız.

BURAK ERBAY (Muğla) - Çıkın, sadece pazara çıkın ya. Ben bir kere pazarda videonuzu görmüyorum sizin, bir kere pazarda gidin bir domates tezgahının başında bir durun bakalım. Bir gidin de insanlar neler anlatacak bir görün.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Burak Hocam, öğleden sonraya enerjinizi saklayın, kırk sekiz saat boyunca konuşacağız.

Evet, teşekkür ediyorum.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Beyefendi her şeyi danışmanından öğrendiği için, sokağa inmediği için böyle saçmalayabilir.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Arkadaşlar karşılıklı...

BURAK ERBAY (Muğla) - Ne saçmalaması arkadaşlar, ne saçmalaması ya. Ülkenin gerçeklerine saçmalık mı diyorsunuz siz?

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Değerli vekillerim...

BURAK ERBAY (Muğla) - Ülkenin gerçeklerine saçmalık mı diyorsunuz? Bakış açınız buysa yazıklar olsun vallahi. İnsanların açlığından bahsediyoruz, buna "Saçmalık." dediniz siz. Tutanaklara geçsin, AKP'li vekiller ülkenin açlığına "Saçmalık." dedi "Saçmalık." dedi "Saçmalık." dedi.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Tutanaklara geçsin CHP'li Vekilimiz "Kalacak yer bulamıyorum, zorlanıyorum, yorgunum." diyor.

BURAK ERBAY (Muğla) - Ne olacak yer bulamıyorum?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Biraz evvel söylediniz "Otelde kalıyorum, lojman yok." diye.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, arkadaşlar...

BURAK ERBAY (Muğla) - Hâlimi anlatıyorum yani ülkeyi getirdiğiniz hâli anlatıyorum...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Değerli arkadaşlarım, değerli vekillerim; ben sizin sözünüzü kesmek istemem. Siz milletimizin temsilcilerisiniz, sizden ricam....

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Konunun muhatabı Aile Bakanı mı?

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Bir dakika, böyle konuştuğunuzda karşılıklı...

BURAK ERBAY (Muğla) - Giriş yapıyoruz arkadaşlar; bir giriş olur, gelişme olur. Bunu da mı bilmiyorsunuz?

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Burak Bey, mikrofonunu kapatıyorum.

Arkadaşlar, ne güzel büyük bir olgunlukla götürüyorduk yani ne oldu bir anda?

Evet, son söz Sayın Bakanımızın.

BURAK ERBAY (Muğla) - Rahatsız oldular.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Daha konuya gelemedik.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Buyurun Sayın Bakan.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI DERYA YANIK - Sayın Başkan...

BURAK ERBAY (Muğla) - Sayın Başkan, bitireyim müsaade ederseniz.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Bence kifayeti müzakere Burak Hocam, öğleden sonra, bakın, arkadaşların grup toplantısı var. Sözünüzü kesmek istemem, son cümle, konuyla ilgili, lütfen tansiyonu yükseltmeyin.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Ama konuya odaklanalım, vaktimiz kısıtlı.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Evet arkadaşlar, toparlıyoruz.

Vekilim, son cümleyi rica ediyorum.

BURAK ERBAY (Muğla) - Talihsizlik orada vakitti, bunu anlatmaya çalıştım zaten, böyle sıkıştırarak olmaması lazım. Gönül istiyor ki genç bir vekil olarak ülkemizdeki gençlerin kreşlerdeki sorunları... Bakın, mesela öneriler getirmiştim yani kreş paraları veremiyor insanlar. Yarısı markette çalışıyor, biri taksici bu insanlar 3-5 milyar para alıyor, kreşler çok pahalı, devletin gerekli imkânı yok. Elektrik faturalarını indirelim onların, doğal gaz faturalarını indirelim, çocuklarını rahatlıkla kreşe gönderebilsinler. Spor tesisleri kuralım, bunları konuşalım gençlere yönelik ki uyuşturucuya yönelmesinler. Oradan da sosyal medyaya bağlayacaktım yani belki onlarla saatlerce uğraşmak zorunda kalmazlar diyecektim, önerilerimi de hazırlamıştım ama yani gereksiz bir müdahale olunca bu hâle geldi. O tarz önerileri daha geniş, detaylı...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Ya, vekilim, bunu konuştuk zaten. Bakanlığımıza Tuncay Özkan Bey teklif etti.

BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam, ben de ettim. Bir somutlaştırarak yani konuları somutlaştırarak önerileriler sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.