| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Muğla Milletvekili Süleyman Girgin'in, Amasra'da maden ocağındaki patlamaya ilişkin açıklaması |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 17 .10.2022 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bir madenci olarak, maden işçisi olarak ben de herkesi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, tarifsiz acılar yaşıyoruz yani ülkemizin başı sağ olsun. Madencilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Tabii, acımız da öfkemiz de büyük, ne yazık ki ülkemizde kaza sınırlarını çoktan aşan ve âdeta seri iş cinayetlerine dönüşen bir tabloyla karşı karşıyayız. Her yıl ortalama 2 bin canımız göz göre göre iş cinayetleriyle bizden koparılmakta, bundan dolayı zaten" kaza" değil "cinayet" diyoruz. Çünkü çalışma yaşamı özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, kayıt dışı, güvencesiz, esnek çalışma, kuralsızlaştırma gibi emek düşmanı politikalarla bir bataklığa dönüştürüldü. Bugüne kadar başta Soma olmak üzere Kozlu, Karadon, Ermenek, Torunlar olmak üzere onlarca, yüzlerce iş cinayetlerinin kaynağında işçilere, emekçilere kölelik koşullarının dayatıldığı açık şekilde görülmüştür. Oysa ölen madencilerin bedenlerini yer altından çıkarabilen ve başsağlığı dileyen değil işçilerin kömür çıkarırken, çalışırken ölmesini engelleyebilen devlet aslında sosyal devlettir.
Değerli milletvekilleri, Maden Mühendisleri Odası bir açıklama yaptı ve orada şu tespiti yaptı aynı zamanda: Gaz izleme sistemi verilerine ulaşamadıklarını söylüyor Maden Mühendisleri Odası. Metan sensörünün kritik seviyede uyarı verip vermediği, verdiyse ne çeşit önlemler alındığı, uyarı vermediyse nedenlerinin incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Enerji Sanayi Maden Sendikası açıklamasında "İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin maliyet, yeterince denetim yapmanın gereksiz görülmesi, yıllardır yaşanan her iş cinayetinin üstünün kapatılması ve sorumluların açığa çıkarılmaması hepimize yeni katliamlar, yeni acılar olarak dönmektedir." şeklinde ifade ediyor.
Burası bir kamu iş yeri arkadaşlar, ortada bir Sayıştay raporu var, uyarıda bulunuyor. Bu kadar derinlikte üretim yapıldığı zaman grizu başta olmak üzere bir dizi tehdidin olacağı, buna göre önlem alınması gerektiğini hatta gerekirse orada üretim yapılmaması konusunda uyarıda bulunuyor. İşçi sayısının yetersiz olduğu konusunda da uyarıda bulunuyor Sayıştay. Kamuda yeterince işçi, teknik eleman alınmıyor, sırf redevansa alan açmak için. Alınsa redevansa da gerek kalmayacak belki, daha sağlıklı ve güvenli işletme bütünlüğü içinde bir üretim olacak, TTK'deki asıl sorun budur. Bütün kazalar ve felaketler kamu sahalarının köstebek gibi özel işletmecilere redevans yoluyla kiralanmasından kaynaklanmaktadır. Büyük kazalar böyledir; Soma böyledir, Ermenek böyledir. TTK'de de TKİ'de de sahalar şu anda bölünmüş durumda, redevans yoluyla özel sektöre veriliyor. Bütünlüklü bir işçi sağlığı ve iş güvenliği ve üretim politikası oluşturulması engelleniyor bu şekilde. Kaza olan yerde yok ama bu sahalarda redevans var genellikle.
Bunun yanı sıra, yine, Sayıştayın 2019 yılı TTK raporunda redevans suretiyle taş kömürü üretim işletmeciliği yapılan faaliyet alanlarında kayıt dışı kaçak taş kömürü üretim faaliyetlerinin arttığı, redevansçı firmaların kaçak ocaklarda üretilen kömürü satın aldıkları ve böylelikle kaçak ocakçıyı pazar bulabilen üretici konumuna getirdiği belirtilmektedir. Ancak öte yandan, kaçak ocaklarda meydana gelen kazalarda da 133 işçinin öldüğü yine Sayıştay raporlarında vardır. Dileğimiz, ulusal bir madencilik politikası oluşturulması, TTK'nin eksiklerinin, gediklerinin, personel, teknik eleman, işçi olarak giderilmesidir.
Değerli milletvekilleri, Genel Maden İşçileri Sendikası da taş kömürünün demir çelik sektörü ile diğer sanayinin ana ham maddesi olan stratejik bir enerji kaynağı olduğunu, ülkemizin her yıl 38 milyon ton taş kömürünü milyarlarca dolar ödeyerek dışarıdan ithal ettiğini, TTK'ye mekanize, yarım mekanize, esnek mekanize yatırımlar yapıldığını, bu yatırımların sonuçlarının alınabilmesi ve kömür üretiminin arttırılabilmesi için TTK'nin işçi açıklarının acilen giderilmesi gerektiğini açıkladı. TTK'de şu anda -sendika yetkililerinden dün aldığım bilgiye göre- 1.200 yer üstü, 6.100 yer altı olmak üzere 7.300 işçi çalışmakta. Sayıştayın 2019 raporunda, TTK kurumunun, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin yaptırdığı norm kadro projesine göre 12 bin yer altı, 2 bin yer üstü olmak üzere 14 bin işçinin çalıştırılması gerekiyor ama kuruma 2009-2019 yılları arasında yine Sayıştay tespitine göre hiç işçi alınmamış. 2019 yılında 1.500 pano ayak işçisi alınmış ve bu işçiler peyderpey göreve başlamış. Fakat bu arada 2016-2019 yılları arasında emeklilik hakkı elde eden 2.613 işçi ağır iş şartlarından dolayı kurumdan ayrılmış. Dolayısıyla işçi ihtiyacı acilen giderilmelidir.
Madencilik, barındırdığı tehlikeler nedeniyle bilgi, birikim, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren en tehlikeli iş koldur. İncelemeler sonunda, maden kazalarının teknik, sosyal, ekonomik, eğitim, planlama ve denetim sorunları gibi pek çok nedeni olduğu görülmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır.
Değerli arkadaşlar, son olarak, yer altı madenciliği bir kültürdür, bu kültür geliştirilerek yaşatılmalıdır. Bunun için, TTK ve TKİ gibi kamu kuruluşlarımız üretim yaparken aynı zamanda iş güvenliği ve mesleki eğitim anlamında da okul görevi görmektedirler. Bu nedenle, güçlendirilmeleri için gerekli çalışmalar zaman geçirilmeden yapılmalıdır.
Maden şehitlerinin de bir ricası var Sevgili Başkanım, değerli milletvekilleri; o da şu: 10 Haziran 2013 tarihi ile 13 Mayıs 2014 tarihi arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişinin kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilebilmelerine imkân sağlandı. Ancak istihdam hakkına tarih sınırlaması getirilmesinden dolayı maden şehitleri kırgın. Yasa 2003-2014 yılları arasını kapsıyor. 2003 yılı öncesinde de çok büyük maden faciaları yaşadık. Burada gerçekten mağdur olan aileler var. Bu ailelerin çoğu babalarını faciada kaybettiler, bunların çoğu babasını hiç tanımadı. Bunlar da yararlanmalıydı. Bu mağduriyet süre sınırlaması olmayacak şekilde giderilmelidir diyorum, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Hepimizin tekrar başı sağ olsun diyorum.