| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri a)Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 02 .11.2022 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, öncelikle, yaşlanma istatistiklerine göre Türkiye dünyada en hızlı yaşlanan ülkeler arasında. 2021 yılında 8 milyon 245 bin 124 kişiye ulaşılabilmiş bu konuda. Bu hızla giderse Türkiye'de altmış yıl sonra her 4 kişiden 1'i yaşlı nüfusun bir üyesi olacak. 2023 yılında yaşlı oranının yüzde 10,2'ye yükselmesi beklenirken bir sene sonra çok yaşlı ülkeler sınıfına gireceğiz.
Yaşlıların yüzde 85'i yaşlı aylığı ya da evde bakım yardımı alamamakta. Türkiye'de tek başına yaşayan 2 milyon yaşlı vatandaş bulunmakta ve bu grubun üçte 2'sini de kadınlar oluşturmakta. Sayıca fazla olan kadınların bu nedenle daha çok desteğe ihtiyaç duydukları ortadadır. Yalnız yaşayan yaşlı yurttaşlarımızın yüzde 60'ından fazlası kadındır. Sosyal güvencesi olmayan ve aylık bağlanacak kişinin kendisi ve eşi dikkate alınmak suretiyle kişi başına düşen aylık geliri net asgari ücretin 1/3'ünden az olan 65 yaş üstü vatandaşlara verilen yaşlılık aylığı yetersizdir. Bahse konu aylık tutarı 1 Ocak tarihinde 1.084 lira 55 kuruştur.
Diğer taraftan, aylıklar, vefat ve sosyal güvence tespiti, feragat, kurumsal bakım, muhtaç olamama, adres değişikliği, nafaka alabilecek olma ve diğer nedenler sebebiyle de bu aylıkların kesildiğine ilişkin bize duyumlar gelmekte.
Yaşlılarımızın çalışmaya devam ettiği de ortada. 65 yaş üstü 213 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiş.
Ayrıca, eşi ölen, hiçbir geliri olmayan kadınlara iki ayda bir ödenen 650 lira günümüz koşullarında gerçekten son derece yetersiz. Dolayısıyla, bunun bir an önce düzeltilmesi gerekiyor.
Yine, Bakanlığın sosyal konut projesi için eşi vefat etmiş kadınlara verilecek 300 bin liralık yardımda 3 çocuk şartı aranması konusunda bir kadın Bakan olarak bu kadar sessiz kalmanızı doğrusu ibretlik olarak gördüğümü sadece -en hafif tabiriyle- ifade etmek istiyorum. Çünkü bence çocuk sayısı üzerinden değil, muhtaçlık üzerinden bir uygulama olmalıydı. Kaç çocuk doğurduğumuz üzerinden bir uygulamanın yapılması bir kadın olarak bence sizi de rahatsız etmeliydi.
Yine "güçlü kadın, güçlü aile" mottosu olduğunu söylüyorsunuz. İstanbul Sözleşmesi kaldırılırken yine "kuzuların sessizliği"ni oynadınız Sayın Bakan. Kaç kadın vali var örneğin? Kreşler, sığınmaevleri ne kadar, yeterli mi? Buna ilişkin kadınlarla ilgili ne yaptınız bir kadın Bakan olarak, bunu doğrusu merak ediyoruz.
Yine, şehitler ve gaziler arasında ayrım var.
Kronik hastalıklarda kullanılan alet ve cihazların ücret ödemelerinde reel fiyatlar karşısında çok düşük kaldığına ilişkin şikâyetler geliyor. Bunu da mutlaka artırmanız gerektiğine ilişkin bize ulaşan şeyler var.
37 yaşlı gündüz hizmet bakımevi olduğundan bahsettiniz. Ben bunun yetersiz olduğunu, bir huzurevi mantığından ziyade bunların daha sağlıklı ortamlarda, yaşlılara ahir ömürlerinde daha sağlıklı ortamlarda bir bakım hizmeti sunulması gerektiğini düşünüyorum.
Bir an önce hem İstanbul Sözleşmesi konusunda hem de bu 3 çocuk doğurmayla ilgili sizin de görüşlerinizin ifade edildiği bir görüş inşallah sunarsınız diye bekliyorum.
Teşekkür ediyorum.