| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri a) İçişleri Bakanlığı b)Emniyet Genel Müdürlüğü c)Jandarma Genel Komutanlığı ç)Sahil Güvenlik Komutanlığı d)Göç İdaresi Başkanlığı e)Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 18 .11.2022 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Demokratik bir hak olan ve Anayasa'mızla güvence altına alınmış olan gösteri ve yürüyüş hakkı uzunca bir süredir fiilî olarak engellemelerle karşı karşıyadır Sayın Bakan. YÖK'ü protesto etmek için sokağa çıkan öğrenciler, sendikalı olduğu için işten atılan işçiler, "Geçinemiyoruz." diye yürüyüş yapmak isteyen ücretliler, şiddete karşı sokağa çıkan kadınlar hemen müdahaleyle karşı karşıya kalıyorlar. Sayın Bakan, şiddet eylemlerinden bahsetmiyoruz, insanların bir araya gelip bir konudaki rahatsızlıklarını dile getirmeleri, bunun için slogan atmaları, yürüyüş yapmaları neden bir güvenlik tehdidi yaratsın? Demokratik bir toplum, farklılıkları zenginlik kabul eden bir toplumdur. O açıdan, farklı siyasi görüşlerin kendilerini var etmeleri için eylem yapmalarına, örgütlenmelerine izin vermek bir lütuf değil, sizin siyasi sorumluluğunuzdur. Her iki noktada da sizin demokrasiyi rafa kaldıran güvenlikçi politikalarınızın zafiyetine işaret etmektedir. Bu ülke yirmi yıldır her türlü ayrımcılığı, nefreti, kini derinleştiren iktidara rağmen güçlü bir ülkedir, protesto eden yurttaşları bir güvenlik tehdidi olarak görmek bu ülkeyi hafife almaktır. Ayrıca, önemle vurgulamak gerekir ki demokratik protestolar yurttaşlık bilincini, bu ülkeye aidiyet duygusunu güçlendirir çünkü siyasete katılım aracıdır. Yurttaşların mücadele ederek aldıkları demokratik haklar, mevcut ortamdaki sorunlara çözüm üretmelerini, geleceğe umutla bakmalarını sağlar. Çok örnek var, sadece birine değinmek istiyorum. Biliyorsunuz, YÖK'ün kuruluşu 6 Kasım 1981, kırk bir yıldır her sene 6 Kasımda bir kısım üniversite öğrencisi YÖK'ü protesto eder, bu sene de etti, ne oldu? Öğrenciler ev baskınıyla, yurt baskınıyla gözaltına alındı. Hiçbir şiddet içermeyen, demokratik bir protestoya katılan öğrencilerin evini basarak, yurdunu basarak gözaltına aldınız. Bu politikaların bu ülkeye zarar verdiğini görmelisiniz. Bu ülkenin demokratik birikimini küçümsemeyin. Korkmayın, insanlar rahatça eylem yapsınlar.
Değerli milletvekilleri, AKP iktidarı göreve gelir gelmez "nereden buldun yasası"nı kaldırdı. 2008 yılından itibaren de 9 kez varlık barışı çıkardı. Bu sayede, ülkemizde kayıt dışı para -vergi bile ödemeden- kayıt altına alınıyor. Yurt dışından gelen kayıt dışı paranın Türkiye'yi seçmesinin nedeni ne? Türkiye'de kara para ve suç gelirlerinin kontrolünün zayıf olması. İhracat değil, kredi değil; kaynağın sahibi belirsiz para ülkemizde cirit atıyor. Merkez Bankasının verilerine göre bu tutar on dört yılda 63,5 milyar dolar.
Değerli arkadaşlar, bugün de konuşuldu, FATF'ın yani Mali Eylem Görev Gücü'nün gri listesindeyiz. Bu kurumun belirlediği 40 tavsiye var; Türkiye, bu tavsiyeleri mevzuatına geçirmediği ve çıkardığı mevzuatı da doğru uygulamadığı için geçen yıl gri listeye alındı. Yatırım veya kredi için önemli bir kriter kabul edilen bu değerlendirmede biz, şu anda, Gana, Kamboçya, Yemen gibi ülkelerle birlikte gri listedeyiz. Dün, MASAK, Mali Eylem Görev Gücü'nün 12'nci tavsiyesiyle ilgili bir genel tebliğ yayınladı Sayın Bakan. Birinci Bölümde "Başlangıç Hükümleri", İkinci Bölümde "Kamusal Nüfuz Sahibi Kişiler Bakımından Alınacak Sıkılaştırılmış Tedbirlere İlişkin Usul ve Esaslar", Üçüncü Bölümde de "Yükümlülük ihlalinde uygulanacak olan ceza"ları içeriyor bu tebliğ. Türkiye bu tavsiyeye uymaktan hep geri durdu. Şimdi gri listeye alınınca bu konuda bir düzenleme yapıyor. Buna göre Türkiye'de seçilmiş ve atanmış kişiler, aileleri ve yakınlarının fonları ve mal varlığında yüksek risk görülmesi hâlinde gözetim ve denetim altına alınacak. Şimdi, sormak istiyoruz, bugünden sonra görev yapan üst düzey kişilerin -bakan olur, bürokrat olur, siyasetçi olur, fark etmez, yakınları- diyelim ki bir adadan, 1 sterlinlik şirket kurar ve Türkiye'yle milyonlarca dolarlık para transferi yaparsa bu yüksek riskli sayılacak mı, sayılmayacak mı? Bu tebliğde bunun cevabı yok. Görünen o ki mevcut sistemde Türkiye'nin gri alandan çıkabilmesi mümkün değil. Biliyoruz ki gri alan iktidarlara hizmet eder, bu alanı temizlemek milletin iktidarında atacağımız ilk adımlardan biri olacak. Genel Başkanımızın sözü var, göreve geldiğimizde, ilk üç ay içerisinde Türkiye'ye siyasi etik yasasını kazandıracağız. Biz bu tavsiyelerle Türkiye'de temiz siyaseti bir kural olarak hayata geçireceğiz. Kendimizi, gücümüzü halkımızın gözetimiyle, denetimiyle sınırlayacağız. Türkiye gri alandan kurtulacak, şeffaflığa, adil bir yönetime kavuşacak. Evlatlarımızı, insanımızı, yarınımızı tehdit eden uyuşturucu bataklığından ancak böyle kurtuluruz, Genel Başkanımızın dikkat çektiği nokta budur.
Sayın Bakan, her ne kadar aksi gösterge çok olsa da size hatırlatmaya devam edeceğiz. Burası bir hukuk devleti, devletin görevi her bir vatandaşımızın eşit hak ve hürriyetlerini korumaktır. Mayasında cumhuriyetin harcı olan Muğla'mızda her türlü siyasi görüşe ve inanca sahip insanımızın bir araya gelip huzur ve kardeşlik içinde, hoşgörü içinde yaşayabilmesiyle biz övünüyoruz. Maalesef, atadığınız Vali tarafından bu ortamın yok edilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Milâs'ta bu yıla kadar birçok gıda, tarım ve hayvancılık fuarı yapıldı; ortak akılla, kurumsal iş birliğiyle hepsi de çok büyük başarıyla yapılmıştı. Bu yıl, 8. Milâs Zeytin Hasat Şenliği'ne, Muğla Valisi, İl Tarım ve Orman Müdürünün etkinliğe katılmasını yasakladı, İlçe Tarım ve Orman Müdürünün etkinliklerde görev almasını, etkinliğe katılmasını yasakladı, diğer tüm kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin katılmalarını engelledi; Milâs'taki örnek iş birliğini engelleme sorumsuzluğunu ve cesaretini gösterdi. Neden? Yıllardır Milâs'ımızda yapılan Zeytin Hasat Şenliği organizasyonunda CHP'li belediyeler var diye kamu kurumlarının destek vermesinin yasaklanması Valiye sizin talimatınız mıdır? Eğer bir talimatınız yok ise Muğla Valisi Tavlı'dan Milâs'ın ve Muğla'nın birliğini, beraberliğini bozan bu tavrı nedeniyle bir açıklama isteyecek misiniz? Bu sorumsuz tavrın hesabını soracak mısınız?
Birçok örnek var, Muğla Valiliği, yönetmelik kapsamında belediyelere ayrılan yüzde 50 oranındaki katkı payını CHP'li belediyelere vermeyerek, AKP'li belediyeler üzerinden protokol yaparak kazı başkanlıklarına aktarmaktadır. Örneğin, mülkiyeti Büyükşehir Belediyesine ait Fethiye Kayaköy'deki restorasyon projesi tamamlanan taşınmaza 2 defa başvuru olmasına rağmen Vali tarafından katkı payı verilmemiştir. Kilise restorasyon projesinin yapımı için başvuru yapılmış, bu başvuruya da katkı payı verilmemiştir. Sormak isterim: Danıştayın kesinleşmiş kararına rağmen, mevzuatın hükmettiği şekilde kıyı tesislerini Büyükşehir Belediyesine devretmemek için yıllardır Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun toplanmaması Valiye sizin talimatınız mıdır? Köyceğiz ve Dalyan kanallarında faaliyet gösteren deniz araçlarının resmî işlemleri mevzuat ve kesinleşmiş yargı kararları gereğince Büyükşehir Belediyesindeyken hukuksuz idari bir işlemle Ortaca Belediyesine devredilmesi Valiye sizin talimatınız mıdır? Orman yangınlarında itfaiye teşkilatı bünyesinde bulanan Büyükşehir Belediyemizle irtibat ve koordinasyon kurmaması Valiye sizin talimatınız mıdır?
Biz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüreği her vatandaşımız için atsın, kolları herkesi eşit kucaklasın istiyoruz; bunu yapacak olan da başta siz ve atadığınız valilerdir. Devlet bilincinin yok edilmesine müsaade etmeyelim Sayın Bakan. Gerçi, bu konuda iktidarınızdan adım atmasını beklemek ölünün gözünden yaş beklemek gibi bir şey ama uyarımızı yapmak bizim tarihî bir görevimiz, tarihe not düşelim.
Teşekkür ediyorum.