KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok uzun tutmayacağım, özetle birkaç şey söylemek isterim. Bugün zeytinle ilgili konu gündeme geldiğinde burada hem ilgili teklifi getiren arkadaşlar hem de -sanıyorum Elitaş'tı- madde üzerinden, para üzerinden baktılar olaya, şöyle dediler: İşte, zeytinde şu kadar gelir var ama kömürden bu kadar gelir olacak. Lafa gelince stratejiden bahsediyoruz, Covid-19'dan bahsediyoruz, Ukrayna savaşından bahsediyoruz ama sorum şu, geçmişte de bu yapılmıştı Sayın Başkan, sanıyorum Özal'lı yıllardı, çıkmışlardı televizyonlarda bir grup, iş dünyasının, siyasetçinin insanları. "Bir elimizde bir televizyon bir elimizde bir kamyon buğday; ne gereği var canım buğday üretmeye bir tane televizyon üretin, sorun çözülüyor." Sorun şu, bugün de bir önceki Tarım Bakanı aynen şunu söylemişti, demişti ki: "E, ne yapalım yani? Bir kilogram İHA ile bir kilogram tarım ürününün fiyatı aynı değil." E, güzel, o zaman soru şu: Neden şu anda Ukrayna'ya yalvarıyorsunuz? Neden şu anda Putin'e yalvarıyorsunuz? Neden 2019-20 döneminde, Covid-19 döneminde, Covid-19 sürecinde halkımız, siyasiler, politikacılar, yaşayan canlılar ve elbette -Hocamın dediği gibi- "homo sapiens" yani insanlar gidip televizyon mağazaların önünde kuyrukta bulunmadılar da lüks araba bayilerinin önünde kuyrukta durmadılar da ekmek, makarna, yemek üzerinde durdular? Bunu özellikle söylüyorum, özellikle.

Bir başka örnek: Yunanistan şu anda zeytinyağının bir litresine TL olarak 36 TL, euro olarak 1,8 euro destek vermektedir. Acaba Yunan halkının, siyasetçilerinin, bilim insanlarının kafası mı çalışmıyor? Avrupa Birliği yıllık 160 milyar bütçesi var, bunun 52 milyar avrosunu tarıma vermekte. Neden gelip bizden patatesi, neden gelip bizden soğanı ucuza almaz da ısrarla üretir? Örneğin, Amerika şeker kanunu yapmıştır ve sınırsız üretim. "Üretin, satamazsanız ben alırım." der. Aynı şekilde, Fransa yıllık tükettiği şekerin 2 katını üretmektedir, tükettiğinin 2 katını. Acaba Fransızlarda bir zekâ sorunu mu var ya da Avrupa Birliğinde ya da Yunanistanlılarda? Bulgaristan, 2020-2021 yılında 800 milyon avroluk tarımsal toplam harcaması ve üretim modeli var para karşılığı olarak. 280 milyon avro destek vermiş arkadaşlar. Neden acaba?

Tam yerine geldi "vebal" dedi Sayın Grup Başkan Vekili. Söyleyeyim, elektrik sıkıntısı yaşanırsa bu işin tek vebali sizdedir. 2019'da bir yönetmelik çıkarıp dediniz ki: "Güneş panelleri kullananlar, ürettikleri enerjinin bir kısmını biz kendisi kullansın, tümünü alacağız." Sonra, dediniz ki "Maç bitmedi, maçın yarısında e, biz vazgeçtik. 2022 güneş panellerinden elde ettiğiniz enerjinin kendimizin kullandığı kadarını alırız, gerisini almayız, bize bedava vereceksiniz." Vebal neredeymiş? Vebal, güneş enerjisi gibi çok yüksek verimli, çok önemli bir enerji aracını biz ne yazık ki politikalarımıza kurban ediyoruz.

Bir örnek de yine Almanya'dan vereyim: 128 milyar dolar güneş enerjisi için para ayırdılar. Ne yaptılar biliyor musunuz? Bütün ailelere, ev sahiplerine elektrik enerjisi için "Güneş paneli alın, evinizin üzerine koyun, elektrik üretin, fazlasını biz alacağız ve bunun için de sizi 128 milyar avro destekleyeceğiz." Nasıl ödeyeceksiniz? Sıfır faiz, yirmi yıl, otuz yıl geri ödemeli, aylık doğal gaz kullanma parasından daha düşük bir giderle; bu kadar. Dünya bu boyutuyla hayata bakarken biz hâlâ kömürden medet umarak ve termik santral de yaptırmazsanız, olmazsa, kapanırsa, kömürü biterse onun vebali de bugün bu maddeye karşı çıkanlardır demek soru işareti...

Bir başka şey de şu: Değerli Komisyon üyeleri, Hükûmet yetkilileri, Grup Başkan Vekili, değerli milletvekili arkadaşlarım; termik santral şirketlerinden birinin ortağının CEO'SU ya da ilgilisi, arkadaşlar, kapı kapı dolandı Mecliste, kapı kapı, kapı kapı ve şu hâle getirdi: "Bize termik santrali sattılar ama gereğini yapmadılar hâline getirdi; 'kandırıldık' demeye getirdiler, 'kandırıldık' demeye çünkü bizim iki aylık kömürümüz var, iki ay sonra o kömür bitecek ve biz burayı kapatmak zorunda kalacağız." Dedim ki: Valla minareyi çalmışsınız, kılıfı da uydurabileceğinizi düşünmüştünüz. İktidardan istediğinizi alacağınızı düşünerek bunu bile bile bu ihaleye girmiştiniz yani bir fabrika, bir şirket beş ay, altı ay, on ay, iki yıl, üç yıl o rezervi bilmeden girer mi arkadaşlar? Böyle bir şey olabilir mi? Dolayısıyla geri çekilen madde çok kıymetli, önemsiyoruz ama geleceği düşünmek için de tekrar bu güneş enerjisinden elde edilen enerjinin önünü açmak için hızlıca bir karar alınması gerekir. Bunu kıymetli buluyoruz, bu konuda birkaç uyarı yapmak istedim yani gıda yeni dünya düzeninin arkadaşlar, en önemli mücadele aracıdır.

Bakın, bir örnek de şuradan vereyim: Değerli arkadaşlar, Ukrayna'dan "tahıl koridoru" denen bir şey yaratmaya çalıştık; mayıs ayından beri...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Sayın Sarıbal...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bir, iki dakika Başkanım. Bunu bitirmeye, çözmeye çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlar, dünyada 2,5 milyar ton tahıl üretilir, 2,5 milyar ton. Eğer bu dünya 10 milyon ton hububatla var olan, var olduğunu düşündüğü bir gıda krizini çözüyorsa bu dünyada bir sorun var arkadaşlar. Bakın, 2,5 milyar tondan bahsediyorum, şu ana kadar sevk edilen 10 milyon ton. Bakın, bu gıda koridoru arkadaşlar, bizim "tahıl yolu" dediğimiz 2 nedenle ortaya çıktı. Bir, Ukrayna'daki tahıl stokları...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Orhan Bey, Cumhurbaşkanımıza bir teşekkür edersin buradan.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Hayır, hiç etmeyeceğim. Bakın söylüyorum, bakın, çok ciddi anlamda eleştiriyorum.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Başkanım, değersizleştirmek için konuşuyor.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Niye?

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok ciddi anlamda eleştiriyorum Başkan. Bakın, 2,5 milyar tondan bahsediyorum.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Ukrayna'yı Cumhurbaşkanı işgal etti değil mi?

ORHAN SARIBAL (Bursa) - 2,5 milyar tondan bahsediyorum, 9 milyon tonla kriz çözüyorsunuz. Neye gidecekti? Yoksullara. Neye gidecekti? Afrika'ya. Neye gidecekti? İhtiyacı olanlara. Kime gitti biliyor musunuz? Bir, Avrupa; iki, Türkiye. En yüksek oranda alan İspanya 1,7 milyon ton, ikinci sırada alan Türkiye ve kim yararlandı? Uluslararası şirketler. Ukrayna'nın stoklarındaki tahıllar değerli arkadaşlar, çiftçilerin değildi, Ukraynalıların da değildi, onlar uluslararası 4-5 tekelindi; bir, onlar baskı yaptı; iki, iç piyasada, Türkiye'de çiftçinin buğdayı, çiftçinin arpası, çiftçinin ayçiçeği, çiftçinin pirinci, çiftçinin mısırı para etmesin diye iktidarın...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Orhan Bey, tahıl koridoruna ilk defa böyle çok farklı bir açıdan ve hiç alakası olmayan bir yorum yaptın ya. Bravo!

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Hayır, gelin...

Başkanım, konuşmaya ihtiyacımız var, bizi dinlememişsiniz demek ki. Dolayısıyla bakın, bu tahıl koridoru imzalandıktan sonra bir bakın, mısır fiyatlarına...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Dünyada kimse bu yorumu yapamaz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bir bakın, ayçiçeği fiyatlarına bir bakın. Eğer zaten tahıl koridoru mayıs ayında falan gerçekleşmiş olsaydı, buğdaya da bu fiyatı vermeyecektiniz, bunu da çok samimiyetle söylüyorum ve sonuç olarak şunu söyleyebilirim: Bu tahıl koridoru, iktidarın ithalat yolu olarak algıladığımız bu yapıyla iç piyasayı denetleme modeline gitti. O yüzden sadece zeytinyağı meselesi değil, bütün tarımı çok önemle dikkate almak lazım.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Teşekkür ediyorum.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - İki cümle, Başkanım, iki cümle.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Arkadaşlar, Orhan Sarıbal Türkiye'de tarımı en iyi bilen arkadaşımızdır.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Ama yorumları doğru değil.

Teşekkür ederim.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Başkanım, iki cümle... Değerli Başkanım, bitiriyorum. Benim söylediğim işler çok önemli. Bakın, ben gaz lambasıyla okul okudum, elektrik yoktu, mazot yoktu ama karnım aç yaşamadım.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Orhan Bey, toparlayalım.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - O yüzden, tarım ve gıdanın önemini bilin. Bu kadar stratejik bir bölgede olduğunuzu, terör meselesini her gün gündeme getiriyorsunuz.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Orhan Bey, teşekkür ediyoruz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Başkanım, iki cümlem...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Lütfen...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Değerli arkadaşlar, özellikle bu limanlar meselesine de şöyle bakın...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Limana vakit kalmadı, gerçekten kalmadı; tarımda bitir.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Türkiye'yi jeopolitik olarak düşünün, politik olarak düşünün.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Bitti.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Başkanım, o zaman hiç çağırmayın.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Tarımda bitir, on dakika bitti.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - İki şey söyleyeceğim Başkanım, uzatmıyorum, bakın, bilgi sahibi oldunuz. Tahıl kodunun ne anlama geldiğini...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Ya, bildiğini konuş, limanı bilmiyorsun. "Tarımı biliyor." dediler, konuştun bitti işte.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Uzatmadım daha.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Lütfen bitirin, toparlayın.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Liman meselesi de aynen gıda meselesi gibi, Türkiye'nin jeopolitik olarak, liberal ekonominin ve dünyadaki kritik gelişmeler doğrultusunda, stratejik hiçbir alanını serbest piyasa koşullarına teslim etmemesi lazım. Bunun başında da limanlar gelmektedir. Eğer milliyetçi ya da millî ve yerli düşünüyorsanız ilk koruyacağınız, piyasaya teslim etmeyeceğiniz, uluslararası sermayelere teslim etmeyeceğiniz temel alanlardan biri de çok açık söylüyorum limanlardır. O yüzden, olaya bütünüyle böyle bakmak gerekiyor, bu perspektiften bakmak gerekiyor yoksa sonuçları itibarıyla "Alıp satarız, para kazanırız." meselesi günün sonunda paranın bir işe yaramayacağı anlamına da gelebilir.

Saygıyla selamlıyorum.