| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4849) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 16 .01.2023 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün kamuda memurluk, gişe, büro görevi, öğretmenlik, hemşirelik ve benzeri birçok meslekte sözleşmeli personel istihdam edilmektedir. Bu durum aynı işi yapan, aynı unvanda yer alan kamu çalışanlarının farklı mali ve sosyal özlük haklarına sahip olmasına neden olmakta, bunun sonucu olarak da kurumların çalışanları arasında çalışma barışını bozmaktadır. Bu durumda kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi mümkün değildir. Bu bilindiği hâlde, 2014'te 117 bin olan sözleşmeli personel 2022'de neden 568 bine çıktı? Sözleşmeli sayısı neden bu kadar artırıldı? Sözleşmeliler neden zamanında kadroya alınmadı? Kendi yarattığınız sorunu çözerek başarı anlatmaya kalkıyorsunuz. Bu da diğer adımlar gibi seçime giderken yeniden ve kısmen bir oy devşirme politikasıdır. Yasa teklifi "ama"sız, "fakat"sız, koşulsuz kadro talebini karşılamayacak ve adaletsizlikler sürecektir; teklif bu anlamda çok eksiktir.
Kanun teklifi incelendiğinde, Anayasa'nın kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı ve aile bütünlüğüne aykırı düzenlemeler vardır. Şimdi, Anayasa'mızın 41'inci maddesi ne diyor? "Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." Hâl böyleyken Aile Bakanlığının bizzat kendisi aileleri parçalamakta ve ayırmaktadır.
Şimdi, bakın, bir vatandaşımız bir mektup göndermiş bana, bu konuyla ilgili kendi durumunu anlatıyor; onu okumak istiyorum izninizle: "Sayın Vekilim, ben 28/11/2002 öncesi 4/B çalışanıyım. Yedi ay önce atandım. Eşim Kırıkkale'de, ben kızımla Gaziantep'teyim; bir yılı doldurunca eş durumundan gidebiliyorken yeni kadro düzenlemesiyle bu süre dört yıla çıkıyor. Ben burada faturalar hariç 6 bin lira kira veriyorum, eşim de orada kira veriyor. Kazancımızın kiraya ve faturalara gitmesinin yanında psikolojik olarak da yıprandık, çok zor durumdayız, kızım babasını özlüyor. Bizim gibi çok kişi mağdur durumda. Aile bütünlüğü yokken kadro bizim için önemini yitiriyor. Lütfen pazartesi günü bizlerin sesi olun, rica ediyorum." Getirdiğiniz kanun teklifi bu. Ben burada özellikle Aile Bakanlığına sormak istiyorum, ne diyor bu duruma? Maddelere geçince ayrıntısıyla değineceğim.
Değerli milletvekilleri, taşeron işçiler iki gün önce Adana'da eylemdeydi. İşçilerin, sendikaların mücadelesi ve Genel Başkanımızın ısrarla dile getirmesi sonucu bir taşeron kanunu çıkardınız, o da yamalı bohça gibi. "Ama"sız, "fakat"sız kadro denildi, on binlerce işçiye kadro verilmedi. Yok "yüzde 70 sınırı" yok "danışmanlık" yok "müşavirlik" dediniz, asıl işi yapan işçileri kadrodan mahrum bıraktınız. Şu karda kışta kıyamette karları küreyen, yolları yapan işçilere kadro vermediniz, dediniz ki: "Siz asıl iş yapmıyorsunuz." Kara yolu işçisinin asıl işi nedir Allah aşkına? Sadece o mu? KİT'lerdeki işçilerden kamu çağrı merkezi çalışanlarına, hastane bilgi yönetim sistemi çalışanlarından aile sağlığı grup çalışanlarına, yemekhane ve öğretmenevi çalışanlarına varıncaya kadar en az 50 başlıkta taşeron işçiyi kadro dışı bıraktınız; yarattığınız düzen bu. Bunun için alanlarda seslerini duyurmaya çalışıyor işçiler, iddialar "Taşerona kadro verdik." gerçekler ise taşerona ayrım devam ediyor. Bir an önce verilen sözler tutulsun, yoksa zaten iktidarımızda kadrosuz kimseyi bırakmayacağız.
Değerli milletvekilleri, vatan savunmasında ve terörle mücadelede kadrolu personel ile aynı koşullarda görev yapan sözleşmeli personel, uzman çavuşlar bu teklifte niye yok? Uzman çavuşlar üvey evlat mı? Askerlik gibi kutsal bir mesleğin sözleşmesi mi olur? Uzman çavuşlar mesleki güvence, kadro istiyor; uzman çavuşlar sorunlarının çözülmesini istiyor. Kıdemleri rütbeden sayılmıyor, sağlık yönetmeliği yok, çalışma yönetmeliği yok, nöbet yönetmeliği yok, sözleşme çilesi var, emeklilikte en düşük memur maaşı, hastalanırlarsa sözleşme feshi, itiraz edilemeyen cezalarla puanı doldurulursa sözleşme feshi, evladına karaciğerden parça verse sözleşme feshi, 50 yaşında koşamasa sözleşme feshi. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu geçen grup toplantısında "Vatan savunmasının sözleşmesi olmaz, hepinizi kadroya geçireceğiz." diyerek söz verdi. İzmir Milletvekilimiz Murat Bakan da uzman çavuşların muvazzaf kadroya geçmeleri için kanun teklifi verdi. Türk Silahlı Kuvvetleri ve İçişleri Bakanlığında sözleşmeli uzman erbaş olarak görev yapan personelin muvazzaf statüsüne kavuşturularak vatan savunmasının sözleşmeyle yapılması yönündeki olumsuz duygu ortadan kaldırılmalı ve Anayasa'mızda yer alan eşitlik ilkesine uygun şekilde vatan savunmasında görev yapan personel arasındaki eşitsizlik giderilmelidir.
Bir diğer konu, mesleğe 6 Haziran 2003 sonrası başlayan astsubay ve polislerin fiilen ilk defa bu tarihten sonra 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'na tabi çalışmaya başlamalarına rağmen sivil öğrenim dönemlerine ilişkin borçlanmaları hizmetten sayıldı fakat mesleğe 9 Eylül 1999 ve 6 Haziran 2003 tarihleri arasında başlayan astsubay ve polislerin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'na tabi çalışmaya başlamalarına rağmen yaptıkları borçlanmalar sadece hizmet günlerine ekleniyor, hizmet başlangıçları öne çekilmiyor. Konu daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumunca değerlendirildi ve adaletsizliğin giderilmesi konusunda tam tavsiye kararı alındı. Mağduriyeti gidermek için 2000, 2001, 2002 girişli astsubay ve polislere sivil borçlanma hakkı konusunda bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Bir diğer konu, PTT'deki idari hizmet sözleşmeli personel bu teklifte niye yok? Yüz seksen iki yıllık bir çınar olan PTT'nin gölgesinde, ülkemizin her noktasında tüm zorluklara rağmen hizmet vermeye devam eden, PTT bünyesinde idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen yaklaşık 12 bin personel bulunuyor; diğer personelle aynı işi yapıyorlar ancak ücretleri arasında 3 bin lira fark var, iş güvenceleri yok. PTT'ye KPSS'yle atanan, 375 sayılı KHK ek 27'nci maddeye göre istihdam edilen, memur sendikalarına üye olabilen, toplu sözleşme hükümlerine tabi olan idari hizmet sözleşmeli personel yüz seksen iki yıllık kurumda kadrolu olmak istiyor, kadro kapsamına alınmayan idari hizmet sözleşmeli personel adalet istiyor.
Değerli arkadaşlar, size şimdi bir bordro göstereceğim, bu yarım zamanlı çalışan bir hemşire kardeşimiz. Aralık 2022'de aldığı maaşı söyleyeyim size: 1.945 TL. Aylıktan bahsediyorum; aile sağlığı grup merkezinde haftada yirmi saat çalışan bir hemşire kardeşimiz. Şimdi, yarım zamanlı olarak haftada yirmi saat çalışan lisans mezunu bir hemşire aralık ayında 2 bin lira maaş aldı; maaş dekontu bu. Ocak ayında 3 bin lira olmuş maaşı. Bu, hangi vicdana sığar? Doktorlara yatırılan cari gider parasıyla hizmet alımı yapılarak maaşları yatıyor bu personelin. "Doktorlar iş arkadaşlarımız olmalı, işveren değil." diyorlar. Bu personeller kamu hizmeti verip kamunun içerisinde yer almıyorlar. Aile sağlığı merkezi gruplandırma kapsamında çalışan ebeler, hemşireler, tıbbi sekreterler, temizlik görevlilerinin kadroya alınması niye bu teklifte yok? 696 sayılı KHK'le belediye şirketlerinde çalışan 14 bin dolayında işçi zabıtalar var ve bu kardeşlerimiz kadroya geçmek istiyor. Şirket zabıtaları için de bu teklifte bir düzenleme maalesef yok. Bu zabıtaların taşerondan hiçbir farkı olmamakla birlikte nasıl ki polis veya jandarmanın şirket işçisi olmaz ise mühürleme yapan, yıkım tutanaklarına imza atan işçi zabıta da olmamalı. Şirket işçisi olarak memurun yapması gereken işlerin yapılması hem hukuksal bir sorun hem de kanunsuz bir çalışmadır. Bu kişilerin tuttuğu tutanaklardan mağdur olan birinin açacağı dava birçok iptal kararına sebebiyet verebilir. Bunların önüne geçmek için zaman kaybetmeksizin belediye şirketlerinde çalışan 14 bin zabıtaya gerekli düzenleme yapılarak memur kadrosu verilmelidir.
Değerli milletvekilleri, 5174 sayılı Kanun'a tabi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin çatısı altında ticaret ve sanayi odaları, deniz ticaret, ticaret borsaları personelleri ve ticaret sicili müdürlüklerinde çalışan personeller 1/6/2004 tarihinden itibaren kadrolu memurlar gibi asli ve sürekli görevlerde sözleşmeyle istihdam edilmeye başlamıştır. Çalışma prensipleri bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ödev ve sorumluluklar hakkındaki 6, 16'ncı maddeleri ile yasaklara ilişkin 26, 31'inci maddeler; hakkında uygulanan yönetmeliklere tabidirler. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde sözleşmeli çalışan sayısı 6.184'tür.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Toparlarsanız, süreniz doldu.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Ülkemizde değişik meslek kollarında faaliyet gösteren çok sayıda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Ziraat Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Tabipler Birliği, Eczacılar Odası, Diş Hekimleri Odası, Veterinerler Odası, Mimarlar Odası ve bağlı Mühendis Odaları, noterler, Muhasebeciler Odası, Mali Müşavirler Odası, baro ve bunların bağlı oldukları üst kuruluşları olan birlikler, federasyonlar, konfederasyonlar. Buralarda çalışan sözleşmeli personel için de bir çalışma yapılacak mıdır?
Son olarak, Türkiye'nin her bölgesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerine bağlı olarak ek ders ücreti karşılığı çalışan ama ek ders anlatmayan sosyolog, sosyal çalışmacı, psikolog ve benzeri personelin özlük haklarında ve çalışma koşullarında birçok sorun mevcuttur. Söz konusu personel her yıl Bakanlık onayıyla haftada otuz dokuz saat olmak üzere on iki ay süreyle çalışmakta olup yıllık izin hakları dahi bulunmamaktadır. Çalıştıkları kurumlarda kadrolu meslek elemanlarıyla aynı görev ve işlemleri sürdürmekle birlikte herhangi bir özlük hakları bulunmamaktadır. Tam zamanlı çalışmalarına rağmen çalışma şekli kırk saat değil de otuz dokuz saat olduğu için kapsam dışı bırakıldılar.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, teşekkür ediyorum.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum.
08.00-17.00 çalışan ve diğer arkadaşlarıyla aynı işi yapan, 2.822 kişiden oluşan ek dersli meslek elemanları bugün bir düzenleme bekliyor, iş güvencesi bekliyor, kadro bekliyor ama torbada onlar da yok.
Maddelere geçince görüşlerimi ifade edeceğim.
Teşekkürler Başkanım.