KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu Hükûmetin veya iktidarın uyguladığı makro politikalarda da problem var, spesifik politikalarda da büyük problem var yani memleketi hallaç pamuğu gibi darmadağın hâle getiren bir sistemi, bir stili, bir tarzı ısrarla dayatıyor. Ekonomi politikası Eylül 2021'den itibaren... Her ne kadar Mustafa Bey sunumu yaparken güzel gelişmeler olduğunu söylediyse de hep işin yarısını gösteriyor, yarısını göstermiyor; kendi tarzlarında ifade ettiği için güzel rakamlar görünüyor, batmış rakamlar görünmüyor. O, ekonominin ne olduğunu ifade etmez ama uygulanan makro politika ülkeyi gerçekten perişan etmiştir. Bir kere hiçbir amacına ulaşmamış, hiçbir sonuç alınmamış bir politika; rakamlara baktığımızda bunu görüyoruz. 2021 Eylülünde politika faizi 19'du, enflasyon 19'du, TL mevduat faizi 19'du, TL ihtiyaç kredisi faizi ise yüzde 22,38'di. E, şimdi ne oldu diye bakıyoruz; politika faizi 19'dan 9'a inmiş, enflasyon 19'dan yüzde 64,27'ye çıkmış, mevduat faizi yüzde 19'ken bugün yüzde 25. Yani, rakamsal olarak faizde artış var. TL ihtiyaç kredisi yüzde 22'yken yüzde 29 olmuş yani faizlerde de artış var, bütün göstergeleri bozmuş. Diyeceksiniz ki: "Enflasyonu patlattığımız için reel faizler düşük." O da bir başka problem.

Diğer taraftan, faiz yüküne bakıyoruz; hazinenin faiz yükü, faiz ödemeleri 2023 bütçesinde -burada görüştük bütçeyi- geçen yıla göre yüzde 71,5 artmış; 565,6 milyar lira olmuştur. Hatta, hazine, 19 Ocakta, yeni on yıllık tahvil ihracı yapmıştır ve 2,75 milyar dolar borçlanmıştır. Bakın, ödediği faiz dolar cinsinden yüzde 9,75. Dünyanın neresinde dış borçlarda veya döviz cinsinden borçlarda yüzde 9.75'lik -yani yüzde 10 diyelim- faiz var? Burnumuzun dibinde Yunanistan yüzde 4'le borçlanıyor. Dünyanın en yüksek faiziyle borçlanan iktidarı, Hükûmeti; hâlbuki, Eylül 2021'de açık ve net olarak faizleri düşüreceğini ilan etmişti. Sadece politika faizi düşmüştür ama bütün faizler artmıştır. Bunun ötesinde, 2021'de Merkez Bankasından 128 milyar dolar rezerv çekilişi oldu, 2022'de de 98 milyar dolar eridi yani arkadaşlar, Merkez Bankasının rezervleri 40-50 milyar dolar ekside dolaşıp duruyor. Bu, nasıl bir politika?

Mustafa Bey övünerek "İhracatı artırdık." dedi ama ithalat daha fazla arttı, 2022'de dış ticaret açığı 110 milyar dolar. Tek başına ihracattan bahsedemezsiniz, dış ticaretten bahsedeceğiniz zaman ithalatı ve ihracatı birlikte zikredeceksiniz; bu, kuraldır. Eğer sadece ihracatı anlatıyorsanız bu, ekonomi bilirlik değildir, ülkenin dış ticaretinin ne durumda olduğunu anlatan bir ifade tarzı değildir. 110 milyar dolar, 2022'de son uyguladığınız politikadan sonra ortaya çıkan dış ticaret açığı, tüm zamanların en yüksek dış ticaret açığı; patlatmışsınız. E, cari açık da öyle; yıl sonu itibarıyla 45 milyar dolar civarında olacağı ifade edilmişti, cari açık da patlamış. Hâlbuki, bu programın temel hedefi dış ticaret açığını kapatmak ve cari fazla vermekti. Şimdi, Eylül 2021'de bu politikayı koydunuz ve hedef olarak da dış ticaret açığını kapatmaktan bahsettiniz. Kapanmış mı? Hayır, tarihî rekor kırmış. E, cari fazla mı vermişiz? Hayır, bir önceki yıldan 3 kat daha fazla cari açık vermişsiniz. Demek ki programınız iflas etmiş, bütün göstergeleri bozmuş, hâlâ bu programda niye ısrar edersiniz? Türkiye'nin bir yıl içinde ödeyeceği kısa vadeli dış borç miktarı da 190 milyar dolar civarında yani korkunç bir sıkışıklık içerisinde.

Şimdi, kur korumalı mevduat... 2022 yılında Merkez Bankasının ve hazinenin ilave yükümlülüğü 160 milyar lira ve şimdi, reel olarak bir getirisi olmadığı için de orada azalma var; kur korumalı mevduat çözülüyor, nereye gidiyor?

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) - Yastık altına.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yastık altına gidiyor, bir kısmı da yurt dışına kaçıyordur. Getirdiğiniz nokta bu. Bunu telafi edebilmek için böyle spesifik saldırılar yapıyor Hükûmet. Ne yapıyor? Merkez Bankası 50 bin dolar üstü yurt dışı transferlerine kısıtlama getiriyor. Yani kumanda ekonomisi mi var, sermaye hareketlerinde bir sınırlandırmaya mı gidiliyor, ne yapılıyor? Veya 10 milyon lira üstü dövizi olan işletmelere diyorsunuz ki: "TL kredi vermem." Bir taraftan hedeflediğiniz şeyi öbür taraftan spesifik politikalarla bozuyorsunuz. Merkez Bankası kendisine döviz yatıran bankalara "Sana yüzde 4,5 faiz vereceğim." diyor. E, yüzde 4,5 döviz cinsinden faiz yüksek bir oran ama bu aynı zamanda şunu gösteriyor: Hem dışarıdan döviz bulmak için Hükûmet zorlayıp duruyor...

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - 9,75.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Verdim o rakamı.

...hem iç piyasadan döviz toplamaya çalışıyor ama sürekli bir taraftan da yastık altına ve dışarıya döviz kaçmaya devam ediyor.

Dolayısıyla, büyük bir devalüasyon birikimi yapan bir politika ortaya çıktı ve Türkiye'nin geleceği açısından da ben bunu büyük bir risk ve tehlike olarak görüyorum. Spesifik politikalarda da öyle. Ya, bir kere, piyasa mekanizmasını bozmadan düzenlemeye gayret edin; siz, sürekli piyasada oluşacak açığı hazineden karşılamaya çalışıyorsunuz, hazine buna dayanmaz ki. Bu ülkenin görünmeyen dış borçları ve iç borçları Hükûmetin izlediği bu politikalar yüzünden artmıştır; görünmeyen borçlar artmıştır. Mesela "Şu yolu yap, şu kadar hazine garantisi." diyorsunuz. Niye piyasaya bırakmıyorsunuz onu, piyasa mekanizması içerisinde çalışmıyor? Ekstradan süper getiriler oluşturuyorsunuz. "Yap nükleer santrali, sana alım garantisi, hazineden ben karşılayacağım." Piyasadaki enerji fiyatının 5 katı fiyatla alım garantisi veriliyor, sürekli hazineye yüklenme var. Veya kur korumalı mevduat... Kur korumalı mevduat da aynı şey. Ya, bırak mevduat faizinin ne olacağını bankalar ile mevduat sahipleri aralarında piyasa koşullarına göre belirlesinler. "Aman, şu kadarını hazine ilave olarak verecek, şu kadarını Merkez Bankası verecek." diyorsunuz, kamunun sırtına yine bir yük alıyorsunuz. E, şimdi, burada da aynı şey var arkadaşlar; kredilere bütçeden şu kadar, bütçe ödeneklerinin yüzde 5'i kadar destek sağlama hesaplanıyor, her ne kadar 2023 yılı için 2,75 milyar bir maliyet öngörülüyorsa da altına yazılan dipnotta "Bu, 2 katına çıkabilir." diyor yani "50 bin konut değil de 100 bin konuta çıkarsa 5,5 milyar TL 2023 yılına yük binebilecek." diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamamlarsanız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Doğrudan doğruya cari açığı artıran bir şey. Sizin bunu piyasa mekanizması içerisinde çözmeye çalışmanız lazım, yoksa bu kadar yükü ne devlet bütçesi taşıyabilir ne de kamunun kendisi taşıyabilir.

Şimdi, 2007'de çıkartılıp yürürlüğe giren bir mortgage yasası vardı hükümet ikincil mevzuat düzenlemelerini yapmadığı için, bu getirdiğiniz teklifin 6'ncı maddesinde de ona benzer bir düzenleme var; madde üzerinde konuşurken o konudaki görüşümü de ifade ederim.

Teşekkür ediyorum.