KOMİSYON KONUŞMASI

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum ben de.

Şimdi, tekrar tekrar aynı şeyleri konuşuyoruz ve iki yılda bir de tekrar tekrar böyle komisyon kurmak zorunda kalıyoruz. Tekrar başa döneceğim ben de o yüzden. Yani bu komisyonların, tabii ki bürokratların aynı bilgileri gelip buraya vermesi önemli, anlamlı ama...

BAŞKAN CENGİZ AYDOĞDU - Tekrarda fayda vardır Sayın Yüceer.

SUZAN ŞAHİN (Hatay) - İlerlemek de gerekiyor Başkanım.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Kesinlikle tekrarın gücüne hepimiz burada inanıyoruz ama hani yol alamayınca da gelinen noktaya bakılınca da hani bu süreç ya da çocuk istismarı, çocuğun olduğu her alan çok aciliyeti olan bir alan, dolayısıyla hemen bu sorunun çözülmesi lazım diyoruz. Yoksa can kurban, dinleyelim, gelelim, hepimiz dinleyelim burada, bürokratlarımızı tekrar tekrar dinleyelim ama bu bilgiler -kendisi de ifade etti- web sayfasını açtığımızda zaten ulaşabildiğimiz bilgiler, tutanaklarda olan bilgiler.

Var mı yapılan şeyler? Var. Anlamlı mı, önemli mi? Elbette önemli, hepimiz için öyle ama sorunu çözmüyor. O yüzden bir kez daha tekrar ediyorum ve bunu çok inanarak, kalben yürekten diliyorum, bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altısında daimî, müstakil bir ihtisas komisyonunun, çocuk haklarını inceleme ve izleme komisyonunun kurulması acil ihtiyaçtır. Bir çocuk bakanlığının kurulması yine aynı şekilde acil ihtiyaçtır. Umarım bu Komisyonumuz da geçmiş yıllarda kurulan komisyonlar gibi bu kararı alır, sadece almakla da kalmaz, uygulanmasının da takipçisi olur diyorum.

Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığı en önemli bakanlık bizim için çünkü biz biliyoruz ki her şeyin başı eğitim, o yüzden bu kadar sorguluyoruz. Yani eğitim olunca bazı şeylerin değişeceğini, bazı şeylerin farklılaşacağını, önleneceğini biliyoruz. Bu Komisyonumuzun kurulma gerekçesini de oluşturan olayda olduğu gibi, çocuğumuz, maalesef bilmiyor bazı şeyleri; ne haklarını biliyor, ne ulaşabiliyor yaşadığı şeyi yıllarca oyun diye ifade ediyor ve maalesef o da ulaşamıyor ancak akla erince, belli bir yaşa ulaşınca kendi imkânlarıyla kabaca öğrenerek bugünlere gelebiliyor, hakkını arayabiliyor, sesini çıkaracak cesareti bulabiliyor. Dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığı bu yöndeki eksiklerini görerek "Acaba bu süreçte biz ne yaptık, bu çocuğa ulaşabildik mi, neden ulaşamadık, eksiklerimiz neydi, neyi yapmadık?" diye bu öz eleştiriyi yaptı mı, ben gerçekten çok merak ediyorum. Ve en önemli şey de şu: Maalesef, bu olay yaşandıktan sonra bir Okul Müdürü, Cağaloğlu Anadolu Lisesi Müdürü Cafer Koçyiğit olaya "iftira" diyerek hemen bir "tweet" attı. Ne oldu? Bu Müdürümüz hakkında soruşturma başlatılmıştı diye hatırlıyorum. Hani bunu takip ediyor muyuz? Ki biz burada Karaman'ı yaşadık. Karaman olayında da İl Millî Eğitim Müdürünün, İlçe Millî Eğitim Müdürünün hiç kusuru yok muydu? 45 çocuğumuza yıllarca süren bir istismar olayı var. Yurtlar var, bu yurtları denetliyor muyuz? Hani denetlemeyi bırakın, hani bunları da bırakıyorum, denetlemeyi de bırakalım yani bu yurtlarla hâlâ bizler protokoller yapıp kaynak aktarmaya devam ediyoruz. Peki, ben şunu da soruyorum: Bu yurtların hepsinin Millî Eğitime Bakanlığına bağlanması yönünde geçmiş yıllarda kurulan araştırma komisyonunun bir beyanı oldu, bir açıklaması oldu. Bununla ilgili ne yaptınız, kaç tane yurdumuz var? Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kaç yurdumuz var? Bu yurtların kaç tanesi özel? Bu özel yurtlarda, bu sözde vakıflara ait yurtlarda, buralarda nasıl denetlemeler yapıyorsunuz, neyi ihmal ediyorsunuz? Hani bunları konuşalım, asıl konuşulması gereken şeyler bunlar. Bu çocuklar niye takip edilmiyor?

Bakın, hem de Millî Eğitim Bakanlığının 2021-2022 eğitim öğretim yılı okullaşma istatistiklerine göre ilkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu eğitimin dışında. Açıköğretimde okuyan kız çocuğu sayısı 636.270 olarak belirtilmiş yani toplamda 1,5 milyon kız çocuğu eğitim sisteminin dışında. E, bu çocukların eğitim hakkı nerede kalıyor? Sevgili bürokratlar, nerede kalıyor? Biz niye takip etmiyoruz? Bununla ilgili peki bir soruşturma yürüttünüz mü? Karaman'la ilgili biliyorum, ben kişisel olarak da dava açtım ve "Hayır, soruşturmaya gerek yok." dediler. İl Millî Eğitim Müdürünün, İlçe Milli Eğitim Müdürünün... E, peki, biz soruşturmazsak bu Komisyonu niye kurduk? Eğer bu olaylar münferitse, bireyselse, biz tek tek inceleyeceksek -yani olay zaten şu an mahkemede, araştırılıyor, soruşturuluyor, hani karar verilecek- eğer madem bireyselse, madem böyleyse buna gerek yok. Demek ki burada sistematik bir şey var, demek ki burada çok ağır ihmallerimiz var, ağır sorumluluklarımız var, bir şeyleri eksik bırakıyoruz demek ki. Ama biz bunları sorgulamayacaksak, aynı şekilde devam edeceksek, üstünü örteceksek, yaptıklarımızı, yanlışlarımızı, ihmallerimizi sorgulamayacaksak bir anlamı olmuyor ve hâlâ bizler vakıflarda öğretmenlerimizi toplamaya, toplantılar yapmaya devam ediyoruz. Niye Millî Eğitim Bakanlığı... Gerçekten ben merak ediyorum, hani kimlerle bu protokoller yapılıyor? Bu Hiranur Vakfıyla kaç protokolümüz var? Hangi okullar bu protokolün içinde? Biz gerçekten ne umuyoruz? Siz ne yapamıyorsunuz da ne yapamıyor da devlet bu vakıflardan bir umut bekliyor? Ne bekliyoruz, ne elde ettik bunca yıldır? Hani bildiğim kadarıyla kırk yıldır bunlar var. Bu protokollere de şu an oldukça çoğaltılarak devam ediliyor. Ne yapıyoruz, bunu gerçekten merak ediyorum, bunu da anlatmanızı rica ediyorum.

Sayın Başkan, bir de aslında Komisyonumuzda bundan sonra ne olacak, işin açıkçası onu sorgulamak istiyorum.

BAŞKAN CENGİZ AYDOĞDU - Onu görüşeceğiz.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Yani evet, bunu da konuşmak lazım çünkü bizim her hafta önümüze gelen bir program var. Şu an kimlerin çağrılacağını, nasıl çalışacağımızı bilmiyoruz.

BAŞKAN CENGİZ AYDOĞDU - Onu konuşacağız, şu gündemimizi bitirelim öyle.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Biz bu hafta duruşmaya katıldık bireysel olarak milletvekili arkadaşlarımızla.

BAŞKAN CENGİZ AYDOĞDU - Biliyorum, takip ettim ben de.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Ve maalesef orada yaşadıklarımız da bir dram. Komisyon çalışmalarımız da bu minvalde gidecekse ben geçmişte yaşadığımız acı tecrübelerden başka, bir sonuç alabileceğimizi düşünmüyorum işin açıkçası yani oturup bunu da konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

BAŞKAN CENGİZ AYDOĞDU - Konuşacağız, konuşacağız inşallah.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - O zaman daha sonra bu konuda da konuşmak için...

Teşekkür ediyorum.